Farsca yazılmış Yirminci asıra bakış kitabının tercümes
Yazar : hac ebdürrıza ibrahimi han efendileri
Tercüme yapan ve mütercim : cafer seyf
[p 2]
بسم الله الرحمن الرحيم
Bismillaherrehmanerrehim
اَلحَمدُللهِ وَ سَلام عَلی عِباده الَّذینَ اصطَفی
Elhemdolellahe ve selamon ela ebadellezine estefa .
Hamd olsun cenabi allaha ve selam olsun onun seçilmiş bendelerine .
Ve sonra şöyle der ( söyler ) cenabi allahın miskin bendesi ebdorrıza ebolgasim oğlu ve zeynolabedin torunu ki sayın cemal seferi isimli almanyada ikamet eden bir bey , Şii mezhebine inanan Şeyhiler hakkında sorular sormuşlar. Sorulan sorulara özet ve kısaca cevap yazmak istedim , sonra düşündüm ki bu soruların cevabı sayın soru soran kişiye benzer din ve mezhep araştırmasında olan ve düşünerek ve anlıyarak inanmak istiyenlerin de işine yarar , onun için cevabı bir az açıklıyarak yazmak istedim . umarım soruyu soran ve ona benzer kişilere yararlı ve faydalı olur inşaallah . sayın soru soranın mektubundakı cumlelerin aynısını başlık ve cevablarımı onların açıklaması olarak yazıyorum , la hole vela govvete ella bellah .
Yazıp sormuşlar : kendime Din ve onun tamamlayıcısı olarak mezhep seçmek istiyorum .
Diyorum ki , çok güzel bir iş yapmak üzere siniz , öyle bir iş yapmak istiyorsunuz ki sizin dünya ve ahirette başarılı olmanıza sebep ve neden olacaktır . şimdi bu asırda ( zamanda ) cenabı allahın dini İSLAM dır . islam dan evvel ki dinler yehud ve nesara ( museviler ve isevi ler ve hiristiyan lar ) kendi zamanlarında hepsi cenabı allahın hak dini imişler ve o dinleri getiren peygember ler de cenabı allah tarafın dan gelmiş ler .
Peygemberlerin sonuncusu bizim peygemberimiz hazrete mohammed ebne ebdollah sellelaho eleyhe ve aleh dir ki onun dini dinlerin sonu ve kitabı kitabların sonuncusu dur . onun helalı kıyamete kadar helal ve haramı kıyamete kadar haramdır fakat peygemberimizin önceden haber verip buyurdukları gibi onun ümmeti yetmiş üç firgeye ( dala) ayrılmış ki onların yetmiş ikisi doğru yolu kaybetmiş ve zillete düşmüşler ve fakat biri hak firgesi kalmış ki oda isnaeşerriyye firgesidir ve ona inananlar necat ehlidirler . bunlar hazrete peygember efendimizden sonra onun yolunu devam ettiren ve hak olan hazrete emirelmomenin ( birinci imam hazrete ali ) eleyhisselamı kabul etmişler ve o hazretten sonrada onun onbir oğlu ve torununu müslümanların imamı ve öncüsü olarak tanımışlar ki o imamların onikincisi hazrete sahebol emr eccelellaho fereceh ve gözlerden gizli dir , ve cenabı allahın istediği ve selah bildiği günlerin birinde zuhur edecek ve tüm yer yüzünü zulumlardan arındırıp ve edl (adillik) ile dolduracaktır .
Şimdi eğer siz bir din kabullenmek istiyorsanız cenabı allahın dini İSLAM ve hak mezhep Şİİ lerin isnaeşer ( on iki imama inanan lar ) firgesi dir .
[p 3] Yazmışlar ki : dünyada bu günler gereği ile hiç bir şeyi körler gibi gerekçesiz ve delilsiz kabul etmek mümkün değildir :
Diyorum ki : Tüm asırlar ve zamanlarda düşünce sahipleri arasında böyle imiş . hiç bir zaman hiç bir şeyi gerekçesiz ve delil olmaksızın kabul etmek doğru değilmiş , şimdide doğru olmaz . cenabı allah doğru konuşmanın işaretini delil ile konuşmak ilan etmiştir ve KURAN da şöyle buyurmuş .
( gol hatu borhanekom en kontom sadegin )
قُل هاتوُا بُرهانَكُم اِن كُنتُم صادِقینَ
Yani söyle onlara , getirin delil ve burhanlarınızı eğer düz ve doğru konuşanlardansınız . cenabı allah her kese bir din seçmeden evvel akıl vermiş ki onunla her işin genel olarak doğru olup olmadığını anlıyabilir elbette , bu akılı da batini höccet koymuş , bu akıl insanı doğru yola hidayet eder , şimdi bu akılla genel olarak doğruları seçip ayırt ettikten sonra ayrıntıları ve cüz iyyatı anlayıp ayırt etmek için bazı kişileri kendi höcceti ilan etmiş cenabı allah , ki ilk olarak onların sıfatlarını ve özelliklerini akıl delili ile anlayıp bildikten sonra cenabı allahın gösterdiği yollar ile kendimizde bulunan anlama , hıs ve düşünme aletleri ( göz , kulak burun ve bu gibi hıssi aletlerimiz ) ile o höccetlerin şahıslarını tanıyalım ve detayları onlardan alalım ve öğrenelim , çünkü çoğu kişilerin kafasında bulunan akıl mükemmel akıl değildir ve detayları ve cüz iyyatı ayırt edemez bu dediyimin delili ve burhanı ise iki kişinin bir konuda ayrıntılı düşünceleri dir. görüyoruz ki aynı konuda iki kişi arasında iki ayrı düşünce vardır . aynı konuda birinin beğendiğini diğeri beğenmemekte , eğer bunların akılları mükemmel akıl ile karşılanırsa , birisinin ve ya ikisininde aklının az olduğu anlaşılacaktır . şimdi bir mükemmel akıl sahibini tanımadıkça ve kendi aklımızı onun aklı ile karşılaştırıp aynı düşünmemizi anlamadıkça kendi aklımıza nasıl güvenebiliriz . fakat genel konulara her kesin aklı varır ve anlar , çünki batinde akıl zahirdeki göz gibidir . bazıların gözü iyi gürür bazıları iyi görmez , şimdi eğer bir kaç kişi birlikte uzak bir mesafeden bir dağa bakarlarsa her kes dağı görür , gözleri zayıf olanlar gözleri çok guvvetli olanlarla hiç bir fark olmaksızın dağı ki genel , büyük ve umumi sayılır görürler . fakat dağda bulunan cüziyyat ve dataylar , yani küçücük taşlar ve bitkileri her kes göremez , gözleri çok iyi görenler ve gözleri kuvvetli olanlar görürler bu küçücük taşları ve bitkileri . gözleri orta olanlar onlardan biraz büyük olanları görür , gözleri zayıf olanlar ise bu küçük şeyleri ki dağda olan detaylar ve cüziyyat sayılırlar göremezler ve seçemezler . şimdi dünyanın büyük ve genel konularını , mesela bu kocaman ve azim dünyanın bir yaratıcısının olması gibi konuların isbatı tüm aklı olanlar , az ve ya çok aklı olanların hepsine kolaydır ve bu konuyu anlıyabilirler . en az akıl taşıyan kişi bir inşiaat ve binanın kendiliğinden oluşmadığını anlıyabilmesi gibi bu kocaman dünyanında bu akıl ermez düzeni ile kendiliğinden oluşamıyacağını anlar ve kendi kendine isbat edebilir muhakkak. Hemide bu alemde ve dünyada gördüğü düzen ve hikmetten , bu dünyanın yaratıcısının alim ve hekim olmasının kanaatına varır ve bu dünyayı abes ve bir niyyeti olmaksızın yaratmadığını anlar . şimdi bu genel konuları tüm akıllar anlarlar bu anladıkları konulardanda bu neticeye ve sonuca varırlar ki bu düyayı yaratan hekim yaratıcının biz beni adem ve beşerin yaratılışındanda bir niyyeti varmış muhakkak . fakat başlangıçta bu niyyetten bizim hiç bir haberimiz yokmuş ve hiç bir şey bilmiyormuşuz . peki eğer bizim yaratılışımızdan cenebı allahın bir niyyeti varmış ve bizim onun onayını almamız için bazı işleri yapmamız gerekiyormuş , bunların ne olduğunu o kendisi bildiği yöntemlerle bize bildirmeli , çünki kendisi yarattı bizi ve bizim onun bizden ne istedığine cahil olduğumuzu biliyor . şimdi bize verdiği anlama ve bilme ve düşünme aletler ile onun bizden ne istediğini bilemediğimizi bildiğine göre ve yine bizim geyb bilmediğimizi bildiği için bizim gözümüzün gördüğü , kulağımızın duyduğu bir alet ve ya vesile ve ya aracı ile kendi emirlerini bizlere duyurmalı ve söylemeli dir muhakkak . şimdi bu vesile ve aracı aynı bizim gibi bir beşerden başkası olamaz . çünkü bu aracının bir konuşabilen dili olmalı ki onun sesini duysunlar , onun bir heykeli , bir anatomisi olmalı ki onu görebilsinler . onun yaratılışı ve aklı ve şuuru öyle mükemmel olmalı ki cenebı allahın emirlerinden haberdar olmalı ve o emirleri diğerlerine ulaştırmalı ve söylemeli . cematlar ve bitkiler ve hayvanlar böyle bir aracılık yapamazlar tabi ki . onların şuurları insanlardan azdır çünkü , hemide bunlar konuşamazlar bildiğimiz gibi . onun için aynı bizim gibi beşer ve beniadem olmalı bu aracı . şimdi bu beniademin yalancısı da var, doğru konuşanı da , bunlardan bu peygemberlik iddiasını yalan olarak edenler olabilir tabi ki , hekim olan cenabı allah ki kendi emirlerini halka ulaştırmak istiyor , halkın doğruyu bulması ve yoldan çıkmaması için halkın anlıyabileceği bir işaretler koymalı bu aracısında ve sözcüsünde cenabı allah . böylece onu tanır ve ona ınanırlar ve anlarlar ki bu aracının zekası ve şuuru halkın hepsinden üstün olduğu için dir ki cenabı allahın emirlerini aracısız alabiliyor ve anlıyabiliyor ve cenabi allah ile irtibatı olduğuna göre bir kudret ve kuvvet sahibidir ki diğerleri buna sahip değildirler . genel olarak cenabı allah onu tayid etmeli ve onaylamalı ve onun doğruluğunu her kese bildirmeli ve aşikar etmelidir , eğer her hangi bir kimsede yalan olarak cenabı allahın aracılığı iddiasında bulunursa onu kendisi rusva etmeli ve yalancı olduğunu halka açıklamalı ve bildirmelidir . şimdi bu mensebi olan ve bu özelliği taşiyan kimsenin adı peygemberdir ki cenabı allahın emirlerini bize ulaştıran ve bizim de dua larımızı cenabı allaha yetiştirendir . şimdi akıl delili ve mantık ile akıl az ve zayıf olursa bile bu iki genel konuyu anlamak mumkumdur . birincisi bu kocaman dunynın alim ve kadir , kudretli ve hekim yaratıcısının varlığı ve bizim abes ve boşına yaratılmadığımız . ikincisi bu yaratıcının bizi neden yarattığını anlamamız için muhakkak bir peygember göndermeli ki onun emilerinden ve hangi işleri yapmıyacağımızdan haberdar olalım ve bu peygember öyle bir ayet ve özelliklere sahip olmalı ki bu ayetler ve özellikler onun konuştuklarının doğru olmasının ispatı olsun ve her kes ona inansın .
Ama bu peygemberin ismi ne olmalı , zahiri şekli nasıl olmalı , hangı şehirde olmalı , bunları artık zayıf akıllarla bilemeğiz ve anlıyamayız ve beklemek zorundayız ki o peygember kendi kendisini tanıtsın ve bize anlatsın .
Bu iki genel konuyu biz kendimizde bulunan akıl ile anlıyabilir ve bu iki konuyu kendi inançlarımızın temeli olarak yola çıkıp ve acaba dunyada ve geçen senelerde bu akıl yolu ile vardığımız netice gerçekleşmiş mi ? böyle bir şahıslar gelmiş mi gelmemiş mi bir araştırma yapalım . bu araştırma sonucu anlıyoruz ki evet geçen senelerde böyle kimseler varmışlar ve cenabı allahın peygemberiyiz iddiası ile bazı möcüzler yapmış ve ayet ve işaretler göstermişler ki onların iddialarının doğruluğunu gösteren işlermiş bunlar . bundan başka cenabı allah alim olduğu halde ve bunların iddialarını duyduğu ve gördüğü halde ve bu şahısların yalancı oldukları halde onların tüm işlerini ve iddialarını batil edebileceği halde onların doğruluğunu ve hak oluşlarını taid ve tasdik ve tesdid etmiş cenabı allah ve bundan başka bir çok kimsede onlara inanmış ve onları tasdik etmiş .
Bu anladıklarımız konulardan,muhakkak oluyor ki hazrete musa ve hazrete isa ve hazrete muhammed ebne ebdollah ( eleyhe ve eleyhomesselam ) gibi peygemberler hepsi doğru konuşan ve hak larmış ve cenabı allah tarafından gelmişler ve görüyoruz ki onların sonuncusu kendi zamanında ve hayatı boyunca gösterdiği möcüzler den başka ki onun doruluğunun isbatı sayılırlar hepsi , kuran ismi ile birde bir kitap getirmiş ki bu kitabın cenabı allah tarafından nazil olduğunu iddia etmiş ve bu kitap kendisi de bir mücizdir ve onun mislini kimse yazamaz ve getiremez demiş ve bu güne kadar da ki bin dört yüz yıl kadar geçmış, kimse onun mislini yazamamış ve getirememiş . bu kitap da geçmiş peygemberlerin ve bu peygemberin kendisinin möcizelerinin tümü yazılmış ve anlatılmış .
Bu möcüzleri kimse inkar etmemiş ve edememiş , kabul etmiyenler varsada onların sihir olduğunu söylemişler , bu möcüzlerin esasını ve bu işlerin kimse tarafından yapılamıyacağını inkar edememişler , fakat bunların sihir oluşuna da bu güne kadar hiç bir delil ve mantık getirememişler ve böylece delilsiz bir iddia etmişler , cenabı allah da her işe kadir olduğu halde onların batil ve yalan olduklarına dayir hiç bir delil ikame etmemiş ve bize bildirmemiş . bunlardan başka o hazretin bakiye ( her zaman kalan ) möcüzüde bizim aramızdadır o hazretin arap duşmanları bu geçen bin dört yüz senede o kitabın mislini yazamamış ve getirememişler .
Bu söylenenlerin toplamından o hazretin ( peygemberin ) söylediklerinin hepsinin doğru olmasına kesin bir inanç doğmuş olur ki o hezret cenabı allah tarafından gelmiş ve onun peygemberidir ve haber verdiği gibi onun getirdiği din ondan evelki dinlerin hepsini ortadan kaldırmış ve iptal etmiş ve kendileri peygemberlerin sonuncusu durlar . o hazretin şeriyeti şeriyetlerin sonuncusu ve geçen zamanlarda gelen peygemberlerin hepsi doğru ve haklarmış illa ki o peygemberlerin şeriyetlerinin geçerliliğinin zamanı kısa imiş . önceki peygemberlerin şeriyetleri bir sonraki peygemberin getirdiği şeriyetle geçersiz olur ve ortadan kalkar , önceki şeriyetlerde kalan kimseler sonraki peygemberi ve onların şeriyetlerini kabul etmedikleri için cenabı allah dan itaet etmemiş ve onun gönderdiğini kabul etmediklerine göre yoldan çıkmışlar ve batildirler .
Bu deliller ve gerçeklerle dinimizin iki esası ve temeli isbat olur , birincisi cenabı allahın var oluşu, ikincisi onun bir peygemberi vardır ki ismi mohemmedebne ebdollah sellalaho eleyhe ve aleh dir ve cenabı allahın sözcüsü dür ve onun emirlerini ve nehy ettiklerini bize ulaştırır .
Şimdi peygemberin varlığına ve onun cenabı allah tarafından geldiğine inandıktan sonra onun bize haber verdiği , cenabı allahın adillik ve kudret ve kuvvet , ilim , her şeye besir oluşu ve saya gelmiyecek kadar çok olan sıfatlarını ve özelliklerini kabul ederiz . kendi yetersiz aklımız ile o cüz iyyatı ve detayları isbat edebilsekde edemessekde kabul etmemiz gerekiyor . onlardan her hangisi kendi yetersiz aklımıza ermez ise bile kendi aklımızı bir tarafa bırakıp onun buyuruklarını kabul etmemiz ve ona inanmamız gerekiyor . zira kendi aklımızın tüm detayları anlıyacağına güvenemiyoruz , bakıyoruz dünyada zahirde olan ve görünen bazı işleri ve bazı ilimleri ki bizden başka kimseler onları kolaylıkla yapabiliyor ve öğrenebiliyor,biz yapamıyor ve bilemiyor ve anlıyamıyoruz , buradan alacağımız sonuç şu ki , batini konularda bizim yetersiz olan aklımızın yapacağı yanlışlık daha fazla olacaktır . onun için doğru ve selamet yol ve yöntem kendi yetersiz aklımıza güvenmemek ve cenabı allahın peygemberinden almak ve öğrenmektir . çünkü onun aklı mükemmeldir ve cenabı allah her şeyi ona vehy ediyor . bunun içindir ki bize haber verdiği kıyamet , cennet ve cehennem , hesap ve kitap , şeriyet ödevleri ve tüm geybi işleri olduğu gibi kabul ediyoruz , bunlardan her hangisini de aklımız ile anlarsak cenabı allaha aklımızı çoğaltmış diye şükür eder ve her hangisini de aklımız ile anlamazsak teslim olur ve kabul eder ve dua ederiz ki cenabı allah aklımızı bunlarıda akıl yolu ile anlamamız için aklımızı çoğaltsın .
Bu istidlallardan , delil lerden ve mantıklardan anlıyoruz ki bizim görevimiz cenabı allahın kitabından ve onun peygemberinden almak ve öğrenmektir .
Bu yazdıklarımdan sonra cenabı allahın kitabına baktığımız zaman görüyoruz ki cenabı allah kitabında her şeyin varlığını ve bulunmasını buyurduğuna rağmen o kitabın zahirinden ki küçük bir kitabdır her şeyi anlıyamıyoruz , bunu kitabın kendiside küçüklüğü ile bize göstermekte ve onun içinde yazılmış olanlar dünyadaki tüm konuları içeremiyeceğini göstermektedir . onun için muhakkak tüm konular kuraanın zahirinde değil , kuraanda vardır ki onun açıklamasını cenabı allah ve ilimde sabit ( özel şahıslar ve masumlar ve imamlar ) olanlardan başka kimse bilemez ve açıklıyamaz , kendimize baktığımız zaman görüyoruz ki biz bu kuraanda söylenen özel şahıslardan değiliz ve her şeyi , her konuyu cenabı allahın kitabından çıkaramıyor ve anlıyamıyoruz , böylece biliyor ve anlıyoruz ki cenabı allahın kitabı tek başına bize yetmiyecek ve onunla bilmediklerimize ve bize mechul olan mevzulara ve konulara varamıyacağız ve bilmediklerimizi çıkaramıyacak ve anlıyamıyacağız , hatta ki kuraanda yazılı olan hükümlerin cüz iyyatını ve nasıl icra olmasını ve uygulanmasını, ondan çıkaramayız ve uyguluyamayız . mesela kuraan da cenabı allahın verdiği emiri görüyor ve okuyoruz ki namaz kılınız fakat kuraandan namazın nasıl kılınacağını öğrenemeğiz ; nasıl ne zaman kaç reket kılacağız kıldığımız namazda neler söylüyeceğiz bunlar hiç biri kuraanın zahirinde görünmemekte ; diğer hükümler de aynı bunun gibi dir .
Böylece bir tek yol ve yöntem kalıyor bunları anlamak için . o da hazrete peygember efendimizin buyuruklarına muracıat etmektir.çünkü ondan başka kimse kuraanın manasından ve içeriğinden haberdar değil ve bilmiyor . bizim bilmediğimiz ve anlamadığımız gibi diğer şahıslarda bilmez ve anlamazlar : eğer bazı şahıslar biz anlıyoruz diye iddia da bulunurlarsa onların doğruluklarına hiç bir delilimiz yoktur .
Hiç bir mantık ve delil yoktur ki kuraanı anlamak için kendimize benzer kişilere ve şahıslara ki akılları bizim aklımız gibidir ve cenabı allahın emirlerini anlamamakta bizim aynımızdırlar uyalım .
Bir tek yol ve yöntem bu konuda hazreti peygember efendimizin buyuruklarına muracaat etmemiz dir ( sellellaho eleyhe ve aleh ) ki bu buyuruklara SÜNNET denir .
Şimdi peygember efendimizin buyuruklarına muracaat ettiyimiz de görüyoruz ki o hazret yirmi üç yıldan fazla davet etmemiştir . bunun ilk on üç yılı da çok zorluklarla kurbette yaşamış ve Medineye hicret edinceye kadar bir kaç kişiden başka ona inanan yokmuş . hayatının son on yılını da harp lerle uğraşmış durmuş . bazı tarihlerde bu az zamanda seksen harb yapmış yani her kırk beş günde bir harb yapılmış, onun için ümmetin tüm hükümlerini kıyamete kadar gereken her konuyu anlatmak için çok az zamanı varmış peygember efendimizin . söylenildiği gibi dört bin hadisten fazla o hezretten elde yoktur dinin tum hükümlerinin bu dört bin hadisle açıklanması mümkün değil tabi ki.
Şimdi anlamamız gerekir ki :
cenabı allahın bu peygemberi " benim getirdiğim din kıyamete kadar kalacak ve her şey bu kitabda ve dinde vardır " demiş
fakat tüm gereken hükümleri söylememiş ve ölmüş gitmiş . aramızda bir kitap kendinden işaret olarak bırakıp gitmiş olduğu bu kuraan da her gereken şeyi içerdiği halde her kes onun içeriğini anlamıyor ve tüm ihtiyaçları karşılamıyor .
peki cenabı allahın bu peygemberi kendinden sonra bu ümmete nasıl bir görev tayin etmiş ve onları nasıl yönlendirmiş ?
bunu anlamak için en iyi yöntem bu peygemberin kendi sözlerine ve kendi buyurklarına muracaat etmektir . eğer bu peygemberin söyledikleri sözler içerisinde bu konuda bir söz bulamassak bu peygemberin peygemberliğinin doğru olmasında şüphe etmeliyiz .
çünkü her hangı bır şahıs böyle bir iddiada bulunup da ben cenabı allahın peygemberiğim . tüm ümmet kıyamete kadar benim şeriyetimi uygulamak zorunda dedikten sonra kendi yaşadığı dönemlerde tüm hükümleri beyan etmeden kendinden sonra da ümmetin ne yapacağını söylemeden kime ve nasıl muracaat etmelerini demeden aralarından ayrılıp ölüp giden bir kimseye cenabı allahın peygemberi değil, akıllı bile demek mümkün değil . fakat o efendimizin buyuruklarına muracaat ettiğimiz zaman böyle yapmamış ve bu önemli konudan gaflet etmemiş ve ümmetin görevini kendinden sonra açıkça beyan etmış ve cenabı allahın emirlerinin tümünü birer birer uygulamış ve peygemberlik görevini yerine getirmiş . hayatının sonlarında son haccını yaptıktan sonra Mekkeden döndüğü zaman GEDİRE HOMM ismindeki bir yerde kendisine eşlik eden yüz binden fazla müslümanı toplayıp ve bu konuda onlara açıklama yapmış ve tüm gerekenleri onlara söylemiş .
onlara buyurmuş ki ALİ cenabı allaha davet eden ve cenabı allahın kitabını tefsir eden dir . biliniz ki helal ve heram sayılacak kadar değildir ki size sayayım . ya onların tarifini size yapayım ve sizi helala emr edeyım ve heramdan uzak durmanızı istiyeyim . emir verildi bana cenabı allahtan , emirelmomenin ve ondan sonraki imamlara sizlerden BEY ET almak için . ey halk ey millet düşünün ve anlayın cenabı allahın ayetlerini, ve bakın onda olan mohkemata ve uygulamayın onda olan müteşabıhatı . yemin olsun cenabı allaha, sizlere hiç bir zaman söylemiyecek onda olan zevaciri ve sizlere açıklamıyacak onda olanları ellerini tuttuğum kişiden başka bir şahıs .
aynı hutbede ve konuşmada vardır ki : ey millet ey halk cenabı allah bana emr ettı ve beni nehy etti bende ALİ ni emr ettim ve nehy ettim oyüzden bildi allahının emirlerini ve nehy ettiklerini bu yüzden onun söylediklerini dinleyin ve uygulayın ve teslim edin . yine aynı konuşmada vardır ki peygember efendimiz buyurmuş : ey millet cenabı allah celle celalehu emir vermiş bana ki ALİ ni sizin aranızda , yükseltem ki sizin aranızda bayrak gibi olsun imam olsun . halife olsun ve vesi olsun ve emir vermiş cenabı allah onu kendime kardeş ve bakan yapmama . yine aynı konuşmada buyurmuş ki her hangi bir şahıs ki ben ona mola ve büyük isem ALİ de onun molası ve büyüğüdür . ey allahım onu seveni sende sev onu duşman tutanı sende duşman tut . yardım et , ona yardım edeni . ebne mogazeli sünnülerin alimlerinden rivayettir ki hazreti peygember efendimizin bu buyurduğundan sonra ömerebne hettab emirelmomenine böyle demiş ( behk behk leke ) yani ne mutlu sana ebu talibin oğlu benim ve tüm mömün ve mömünelerin molası ve ağası oldun .
bunlardan sonra cenabı allah kuraana nazil buyurdu .
َالیوُم اَكمَلتُ لَكُم دینَكُم وَ اَتمَمتُ عَلَیكُم نِعمَتی وَ رَضیتُ لَكُمُ الاِسلام دینا
Elyome ekmelto lekom dinekom ve etmemto eleykom nemeti ve rezito lekomol eslam dinen .
Yani : bu gün sizin dininizi tamamladım ve nimetimi sizin için sona erdirdim ve rıza oldum islamiyetin sizin dininiz olsun diğe
Ve bu GEDİRE HOMM hadisi emirelmomeninin hilafetini ve vesiliğini açıklayan hazrete peygember efendimiz tarafından söylenen yüzler hadisten bir tanesidir ki onu sünni ler ve şii ler rivayet etmişler . ebne şehre aşub tan rivayet tir ki şii ve sünni alimleri tarafından yazılmış olan bin cilt den fazla kitap da bu rivayet yazılmış ve peygember efendimizden çeşitli şekillerde rivayet edilmiş . bu kitap lardan bazıları Ebgatel envar gibi ki bir kaç cilitten oluşmuş ve çok büyük olan gayetolmeram kitabı gibi hala duruyor ve bu gadire homm hadisesini ki çeşitli şii ve sünni raviler tarafından rivayet edilmiş içeriyor ki insaflı ve akıllı kimselere artık hiç bir şüphe kalmaksızın hazrete peygember efendimiz ümmetini kendinden sonra kendi başlarına ve görevsiz bırakmamış ve ümmete imam ve halife tayin etmiş ve bu işle cenabı allahın rizayetini elde ederek onun dinini tamamlamış .
Şimdi akıl yolu ile anlamıştık ki peygember kendinden sonra cenabı allahın hükümlerini anlayan ve bilen bir imam ve vesi tayin etmeli ve ümmete tanıtmalı . tarihe ve nakl edilenlere söylenenlere (gerçekte olanlara ) baktığımız zaman görüyoruz ki böyle olmuş ve her iki yol ( akıl ve nakl yani söylenenler ) ile anlıyoruz ki o imam ve vesi hezrete emirelmomenin ALİ ebne ebitalip dir .
Bir ayrı bakışla görüyoruz ki ondan başka bazı şahıslar da hazreti peygember efendimizden sonra bu megamı ve mensebi iddia etmişler velakin cenabı allah onları rusva etmiş ve yalancı olduklarını ve batil oluşlarını her kese ve halka ve ümmete bildirmiş . mesela onların ilki ebubekir imiş ki bir kaç kişi toplamış ve kendini halife ilan etmiş . onun iddiasının batil oluşunun delili , iddiasına hiç bir delil ve burhanın olmamasıdır . cenabı allah doruluğun işaretini delil ve burhan ilan etmiş ve kendi kitabında buyurmuş( hatu borhanekom en kontom sadegine )
هاتوُا بُرهانَكُم اِن كُنتُم صادِقینَ
yani : getitirin ve gösterin delilinizi ve burhanınızı eğer doğru konuşanlardansanız ve o şahıs halife olması için hiç bir delili yokmuş onun için doğru konuşan değilmiş . evet bir tek hadis hazreti peygember den rivayet ederdi ki buyurmuş benim ümmetim zelalete toplanmazlar bu hadis de onun doğruluğuna neden olamaz çünkü ümmet tüm müslümanlara söylenir . tüm müslümanlar onun hilafetine oy vermemişler ve onu onaylamamışlar . onun için onun iddiası delilsizmiş bundan başka hazreti peygember efendimiz emirelmomenin hazretlerinin yüce mekamı hakkında o kadar hadis buyurmuşlar ki o yazık da bu hadisleri igrar etme mecburiyetinde kalmış ve kendisi minberde soylemiş ( egiluni egiluni leste bekheyrekom ve ELİ yyon fikom)
اَقیلوُنی اَقیلوُنی لَست بِخِیرِكُم وَ عَلیٌّ فیكُم
yani bırakın bırakın beni ben sizin en iyiniz değilim ALİ sizin içinizdeyken .
şimdi eğer doğru diyormuş ise neden kendisinden iyi birisine öncelik yapmış ve onu geride bırakmış ve onun yerine geçmiş, ama doğru dememiş ise bu nasıl bir halife iymiş ki yalan diyormuş . böylece ondan sonra ÖMER halifelik iddiasında bulunmuş , onun sözü de delilsiz miş zira onun halife olma delili ebubekirin onu seçip halife yapmasıdır . bunu söylüyene bu soruyu sorma düşer , ebubekirin müslümanlara halife seçme hakkı nereden doğuyormuş böyle bir hakkı kim ona vermiş . cenabı allahın böyle bir vahyı yoktur muhakkak, hazreti peygember efendimiz de sellaho eleyhe ve aleh ne onu halife ceçmişler nede müslümanlara halife seçme hakkı ona vermişler. müslümanlarında eğer halife seçme hakları varsaymış nerde ve nasıl ona böyle bir hak vermişler bunlardan başka ömer kendini halife bildikten sonra minbere çıkmış ve demiş ki : ebubekirin bey eti felteydi yani düşüncesiz bir iş ve yoldan sapmaymış , bundan böyle kim ona benzerini yaparsa onu öldürün . şimdi dikkat edelim ikinci halifenin düşüncesi itibari ile birinci halife iyle be yet doğru değil ve yoldan sapma iymiş ve bu işi tikrar edenlere ölüm cezası tayin etmiş ikinci halife , acaba bu söylediklerinde sadıkmıymış ikinci halife? böyle olunca ona sormak gerekir ki öyleyse birinci halife hangı hakla müslümanlara halife seçmiş, sen diyorsun ki onun yaptığı sapmaymış peki öyleyse birinci halifenin halifeliği doğru değilmiş ve kendinden sonra seçtiği halifede doğru olamaz ve böylece ikiside kendi söyledikleri sözlerle mahkum oluyarlar ve yalancı olmaları açıkça ortaya çıkıyor. bu söylediklerinde sadık değilde yalan söylemişlerse , nasıl oluyorda yalancılar cenabı allahın ve peygemberin halifesi oluyorlar . başka şeylerde vardır bunlardan birisi ömer bir gün minberde böyle demiş : benim bir şeytanım vardır ki bazen bana geliyor nezaman beni saptırırsa siz beni doğruya itiniz ve eğer hata yaparsam beni hidayet ediniz ve hatamı düzeltiniz . şimdi bu nasıl halifedir ki şeytanın oyunlarına geliyor ve ona uyuyor ve kendi ümmetinden ki onları hidayet etmek için halife olmuş yardım istiyor benim hatalarımı düzeltin diğe .
Bundan sonraki halife OSMAN da delilsiz iddia ile halife olmuş çünkü onun halifeliği böyle gerçekleşmiş . ömer kendinden sonra kimin halefe olacağına , altı kişiyi seçmiş ve onlardan kimin halife olmasına oy kullanmalarını istemiş . başka birisinide onlara bekçi koymuş ve demiş ki eğer bu altı kişi kendi aralarından birini halife seçmezlerse hepsini öldür . şimdi ömer nereden böyle bir emir vermek için hak kazanmış, hangi delil ile altı kişinin ölüm emrini vermiş, hangi delil ile müslümanların seçme hakkını bunlara bırakmış .
Şimdi bu adam ebubekir ile be yet etmenin yoldan sapma oluşunu savunuyor iken onun halife olmasının da doğru olmıyacağını savunan bir şahıs olduğu açıktır , peki kendi hilafeti hakkında ne düşünelim ? onu halife yapan ebubekir değil mimiş ? ebubekirin hilafeti doğru değilse tabi ki ömerinkide doğru olamaz, çünkü ömeri ebubekir tayin etmiş halifeliğe .
Peki böyle bir kimsenin müslümanlara böyle bir haksızlıkla halife tayin etme hakkı nasıl ve nereden doğuyor acaba .
Bunlaradan başka osman efendi o kadar zulum ve haksızlık etti ve müslümanların haklarına tecavüz etti ki müslümanlar toplanıp onu öldürdüler .
Şimdi bu halifelerin yaptıkları işler ve söyledikleri sözler hepsi onların doğru olmadıklarının birer isbatıdır ve cenabı allah böylece onları rüsva etmiş ve yalancı olmalarını göstermiş tüm dünyaya .
Velakin emirelmomenin hazretleri hakkında ki, cenabı allahın vahyi ve emri ile hezreti peygember efendimizce hilafete atanmışlar bu güne kadar müslümanlar tarafından her hangi bir kötü laf söylenmemiş ve o hazretin söyledikleri ve yaptıkları tüm müslümanların ve tüm akıllı ların yol göstericisi olmuştur .
Hiç bir kimse o hazretin iddiası nın doğru olmaması hakkında her hangı bir delil ve mantık getirememiş ve gösterememiş .
Şimdi hem akıl ve hemide nakıl yolu ile ( nakıl söylenenler ve tarihde yazılmış olan gerçekler demektir ) bize muhakkak olmuş ki peygemberin kendinden sonrası için halifesinin oluşu lazım ve şartdır . söylenenlere baktığımız zamanda hazreti peygember efendimiz emirelmomenini kendinden sonra için halife seçmiş ve kendi yerine koymuş o hazret de hilafet iddiasında bulunmuş , bu güne kadar da hiç bir doğru delil ve mantık onun halife olmamasına dayir önerilmemiş ve getirilmemiş, cenabı allah da o hazretin iddiasını tayid etmiş ve onaylamış ve hilafetin başka müddeilerinin ve iddia edenlerinin yalancılığını isbat etmiş ve açıklamışdır .
Bunları gördükten sonra her hangi bir ınsaflı şahıs için artık her hangi bir şüphe kalmaksızın hazreti peygember efendimizin halifesinin emirelmomenin hazretlerinin oluşu ortaya çıkmış oluyor ve o hazretten sonra da hazreti peygember efendimizin nessi ne göre ( çok açık söylenen ve şüphesi kalmıyan konulara ness denir ) ve Ali eleyesselamın dediklerine dayanarak ondan sonra da onun onbir oğlu ve torunu biri birinden sonra o hazretin halifeleri dirler ve onların sonuncusu diri ve hayattadır fakat bazı nedenler ile gözlerden üzak ve görünmez olmuştur isnaeşer şiiler böyle inanmakta ve bu inanışa göre de cenabı allahın höccetinin yer yüzünde var oluşu ispatlanmış oluyor . isnaeşer şiilerinin haklı olmalarının ve doğru olmalarının en büyük ve en kuvvetli delil ve mantıkları budur işte, yani cenabı allahın tüm zamanlarda yer yüzünde bir höcceti vardır .
Şimdi görüyoruz ki sünnilerin yalan olsa bile hiç bir halifeleri yoktur , isnaeşer olmayan şiilerde her hangi bir imama sahip değildir ler . bunların batil oluşlarının ve doğru olmadıklarının en büyük nedeni budur ki cenabı allah ile halkın arasında hiç bir vasıta ve vesile ve irtibat yoktur demeye mecbur kalmışlar bu düşüncelerle . onun içinde cenabı allaha hiç bir yol yoktur ve aracı da yoktur, bu yüzden de irtibat da kesilmişdir diyorlar . velakin isnaeşer şiiler hazreti veliyye esr eccelellaho ferecehin varlığına inanıyor ve o hazret , kendilerini görüyor , duyuyor diye inanmaktadırlar ve o hazret vasıtası ile dinin korunmasına inanmakta ve bu koruma nedeni ile de emin olarak ve her hangı bir şüphe olmaksızın keni dinlerini uygoluyorlar bu dünyada da bir tek hak olan firge bu isnaeşer firgesidir . demek ki bu delillerle dinimizin üçüncü olan esası ki imamları tanımak ve onlara inanmakdır ispatlanmış oluyor .
Şimdi yine düşünüyor ve diyoruz ki peki bu dediklerimiz doğru fakat peygember efendimiz bizim içimizden köçmüş ve gitmiş o efendimizin halifelerinin on biri de dünyadan gitmiş ve vefat etmişler onların onikinciside gözlerden gizlidir ve biz onların hiç birisine varamıyoruz , peki şimdi ne yapalım ne edelim eğer bunlar cenabı allah tarafından gelmişlerse ve cenabı allahın emirlerini bize iletmek için var olmuşlarsa islam dininin kıyamete kadar kalması düşüncesi ile bu zamanda ( geybette ki biz o zamanda bulunmaktayız ) bizi boş bırakmamalı ve bizim görevimizi açıklamalı ve söylemelidiler tabi ki . onun için kendilerinin buyuruklarına muracaat ediyor ve bakıyoruz. bakalım ne anlıyoruz onların söylediklerine baktığımızda, görüyoruz ki hazreti höccet ( onikinci imam ) ecelellaho fereceh ( cenabı allah onun zuhurunda tacil etsin yani çabuk gelsin ) bizim görevimizi tayin etmiş ve ne yapacağımızı bildirmiş ve söylemişlerdir . kendi yazılarından birinde böyle yazmışlar .
(emmel hevadesel vagee fercu fiha ela rovate hedisena feennehom hocceti eleykom ve ene hoccetollah )
اَما الحَوادِث الواقِعةفَارجِعوُا فیها اِلی رُواة حَدیثِنا فَاِنَّهُم حِجَّتی عليكم وَ اَناَ حُجَّة اللهِ
yani :yüz veren hadiselerde bizden rivayet edenlere muracaat ediniz onlar sizlere benim höccetimdirler bende cenabı allahın höccetiyimdir . bundan anlıyoruz ki bizim din konusunda görevimiz o hazretten riveyet edenlere başvurmamız ve onlara muracaat etmemizdir .
Fakat henüz bilemiyoruz ki acaba her hangı bir şahis bir kitabı açıpda her hangı bir rivayet söylerse o şahıs imamı zeman eleyhessalamın bize höccetimidir, yoksa bu şahısların bir özelliklerimi olmalı . yine bu imamın yazdıklarına baktığımız zaman görüyoruz ki bir başka yazıda böyle yazmışlar imam eleyhesselam . ( la ozre le eheden men mevalinena fitteşkike fiha yervihe enna segatena ged erefu be enna nefavezohom serrena ve nohemmelohom iyyaho eleyhem )
لا عُذرَ لِاَحَدٍ مَن مَوالینا فی التَّشكیكِ فیما یَرویه عَنّا ثِقاتنا قَد عرفوُا بِاَنّا نُفاوِضُهُم سِرَّنا وَ نُحَمِّلُهُم اِیّاهُ اِلَیهِم
yani: bizim dostlarımızın hiç birinin kendilerini ve başkalarını , bizim itimad ettiğimiz şahısların bizden rivayet ettiklerinde, şupheye düşürmeye hakkları yoktur. Çünkü anlamışlar ki biz onları kendi sırlarımıza ortak yapmış ve sırlarımızı onların aracılığı ile dostlarımıza yetiştirir ve ulaştırırız . bu buyuruktan anlıyoruz ki doğrulğu ispat edilmiş ve sağlam ve güvenilir şahısların rivayetlerini kabul etmeliğiz . yine haberlere baktığımız zaman onbirinci imam hezrete imam hasan eskeri eleyesselamın buyurduğu sözü görüyoruz ki böyle buyurmuş ( fe emma men kane menelfogehae saenen lenefse hafezen ledine mohalefen ela hevae motien le emre molaho fe elliyel evame en yogelleduho vezaleke la yekuno ella beezo fogehaeşşiete la cemiehom )
فَاَمّا مَن كانَ مِن َالفُقَهاءِ صائناً لِنَفسِهِ حافِظاً لِدینِهِ مُخالِفاً عَلی هَواهُ مُطیعاً لِاَمرِ موُلاهُ فَعَلی العَوامِ اَن یُقَلِّدُوهُ وَذلِكَ لا یَكوُنُ اِلاّ بَعضُ فُقَهاءِ الشیعةِ لا جَمیعهم
yani : fegihlerden ve din adamlarından her hangisi ki nefsi ile mucadile edebilirse ,dinini koruyabilir ise nefsinin karşısında dayanabilir ise ve molasının ve büyüyünün emirlerine uyarsa milletin onu onaylamaları gerekiyor ve onu itaet etmek ve taklid etmek gerekiyor ve bunlar şii fegihlerin hepsi değil de bazılarıdırlar .bu buyurukdan anlıyoruz ki dinimizi öğreneceğimiz şahıslar düz ve doğru rivayet etme özelliğine sahip olmaktan başka kendi dediklerini kendileride uygulamalı ve nefsini imamının söyledikleri yönde kullanmalı ve onu karşısına almamalı ve hakiketen din dar ve onu uygulayan ve dinini koruyanlardan olmalı , bu şahıs kendi istekleri doğrultusunda hareket etmemeli nefsinin karşısında direnmeli ve imamının emirlerine uymalıdır. bu sözlerin sonunda olan uyarınıda dikkate alırsak , anlarız ki her hangı bir şahıs kendini fegihe ve din adamına benzetirse bile bu söylenen sıfatlara sahip olamaz , lakin bunlardan bazıları böledirler , bu sıfatlara sahip olanları kabul edip ve onlardan dinimizi öğrenmeliğiz , onları taklit etmek vacibdir , diğerlerini kabul etmemeli ve onlara inanmamalıyız . şimdi tüm şiiler bu üç hadisin var oluşunu kabul etmiş ve söylemiş ve rivayet etmişler ve ona inanmışlar hiç bir şüphe kalmamış ki imam kendinin bulunmadığı zaman için halka bu görevi vermiş ve onları başı boş bırakmamış ve kime ve nasıl muracaat etmelerini öğretmiş tabi ki .
Demek ki bizim katiyyen ne yapacağımız ve görevimiz belirlenmiş biz böyle kimseleri aramalıyız onları bulup onlardan dinimizi öğrenmeli ve uygulamalıyız .
Şimdi imamımızın bize verdiği emir icabı böyle şahısları bulma çabasına girelim .
Tabi ki böyle bir kimse allahsız lar içinde olamaz yehud ve nesara içindede bulunamaz böyle kimseler , müslümanlar içinde aramalıyız böyle bir kimseni . sünnüler içindede olamaz böyle bir kimse çünkü sünniler bizim imamlarımızın imametine inanmıyorlar ki , demek böyle bir kimse isnaeşer şiilerin içerisinde olmalı tabi ki, bu şahıs cahiller arasında olmamalı çünkü biz ilim arıyoruz ve cahilde ilim olmaz ,demek ki böyle bir şahıs alimler ve ilim adamları arasında olmalı . alimlerin hepsinde o dediğimiz sıfatlar bulunmamakta dır, demek ki onlarda olamaz bizim aradığımız şahıs . bir ve ya bir kaç kişi geri kalıyor ki onları bu söylenen sıfatlara sahip buluyoruz . fakat merakımızdan acaba bu adam hakiketen böylemidir yoksa riya ve tazvir yaparak kendini benzetmiş bu adamlara diye kendimize soruyoruz, bunlardan bazıları batinde bu sıfatlara sahip değiller ve dünya malı ve menseb ve megam gibi dünya işleri için kendilerini bu sıfatlara sahip gösterirler, velakin batinde yalancı ve tegvasızlar , cenabı allahın ve onun resulunun buyurduklarını doğru anlıyıp bize rivayet etmeye hiç bir istekleri yoktur bunların, hatta ki bunlar bazen tegvasızlıkdan dünya işlerinin geçimi için cenabı allah ve peygemberinin söylediklerinin tersinide rivayet eder ve işlerinin geçerini sağlar ve hak olmayan bir söz söylerler . buradadır ki her yerde olduğu gibi cenabı allahtan yardım istemeliyiz ve onun tayid ve tesdidine güvenmeliğiz . çünkü cenabı allah kendi kitabında haber vermiş hakkı koruyacağına ve batili ibtal edeceğine ve yine vade vermiş ki onun yolunda mucahide edenleri kendi yoluna hidayet edecektir . buyurmuş ki ( ellezine cahedu fina lenehdeyennehom sobolena )
اَلَّذینَ جاهِدوُ فینا لِنَهدَیَنَّهُم سُبُلَنا
yani her kimse bizim yolumuzda mucahide yapıp çalışırsa muhakkak biz onu kendi yollarımıza hidayet ederiz . ve imam elehesselamın tarif ettiği kişiler cenabı allahın yollarındandırlar . elbette eğer her hangi bir kişi çalışıpda onları tanımak çabasına kötü niyyeti olmaksızın girerse tabi ki cenabı allah onları tanıtır ve onları tayid ve tesdid eder . kendilerini riya ve tezvirle bu kişiliğe sahip tanıtanları ise rüsva eder ve onların yalanlarını ve hakiketen din peşinde olanlara , farklarını açıklar ve zahir eder
Bu tayid ve tesdid dediğimiz iş yani cenabı allahın bir şahsı ve ya bir konuyu kabul edip onu kendi kudreti ile onaylaması ve çeşitli yollarla onun doğruluğunu ümmete ve dünyaya açıklaması ve bildirmesi demektir ki en büyük haklılık nedenlerinden ve delillerinden sayılır bu tayid ve tesdid .
Bu tayid ve tesdid olursa insan her hangı bir konuyu rahatlıkla kabul ederbilir , bu olmazsa dünyada hiç bir şeye hakiki inanmak mümkün olamaz . eğer dikkat ettiseniz en son peygemberlerin nübüvvetini ve peygemberliğini ve imamların imametini ve imamlığını bu delil ve mantıkla isbat ettik ve bu çeşit delil ve mantık ve burhan , aklı diğerlerine göre daha fazla çalışanlara ayittir , çünkü halkın çoğunluğu esbab ve araçlar ve vesilelere güvenirler , velakin bu dediğimiz delille bir şeyi isbat edenler ise , esbaplara sebep olana ve vesileleri vesile yapana itimad eder ve güvenirler , sizde her neyi anlamak ve ona güvenmek istiyorsanız bu delili ve burhanı kullanınız aynı burada gördüğünüz ve anladığınız gibi , nasıl bu delil ile dinimizin esasını ve onun ilkinin cenabı allahı tanımak ve onun allahlığını tüm varlığımızla kabul etmeği anladıksak ve ikinci olarak onun peygemberini tanımak ve onun peygemberinin bu zamanda hazrete mohammedebne ebdollah selellahoelehevealeh olduğunu ve onun son peygember olduğunu ve ondan sonra başka peygemberin gelmiyeceğine inandıksak ve üçüncü olarak onun yerinde oturanları ve onun vesilerini tanımak ve onların on iki imam olmasına inandıksak ve dinimizin dordüncü esası yani sağlam ve doğru konuşan din adamlarını ve onlardan bize doğru rivayet eden alimleri tanımak ve onlardan almağa ve uygulamağa inanmak ve her zaman için cenabı allah böyle kişileri tanımak istiyenlere tanıtıp onları boş bırakmıyacağını öğrendiksek . bundan sonra da bu kadar konular , namaz , oruç haç ve zekat ve çeşitli diğer konular gibi ki dinimizin birer feridirler , hepsini bu riveyet eden din adamlarından ve sıfatları ve özellikleri geçen alimlerden öğrenmemiz ve inanmamız ve uygulamamız gerekiyor .
[p 4] YAZMIŞLAR ki bu istek ve düşünce ile araştırmağa başladım ve şimdilik ŞEYHİ ler ( sheykhi ) hakkında araştırma yapıyorum, şimdiye kadar üç kitap okudum, bunlardan bazılarında istimarın iş arkadaşı olarak tanıtıyorlar şeyhileri şimdilik kabul edemem o yazarların yazdığını tabi ki .
DİYORUM ki akıllı ve düşünür adamların yapacağı budur ki her konuda araştırma yapıp hiç bir konuyu delilsiz kabul etmez ve hiç bir şeyi sırf duydu diğe inkar etmezler . buna göre de şeyhi leri inkar eden üç kitap okuduğunuz halde henüz o kitapların yazarlarının düşüncelerini kabul etmemişiniz ve yalnız hakim karşısına çıkanın lehine hüküm vermemişiniz ve ne düşündüğünüzü ilan etmek için karşı tarafında söylediklerini ve düşüncelerini duymak istemişsiniz çok beyenilen bir yöntem uygulamağa kalkışmışsınız .
Şimdi yazdığınız ŞEYHİ lik özel bir mezhep değildir hiç bir farkı olmadan isnaeşer şiisidir bu konulan ismide başkaları koymuş, bu nedenle ki biz çok büyük ve değerli alim allahın rahmetine giden şeyh ahmed ehsai ( ki cenabı allah onun derecisini yüceltsin ) hazretlerini taklid edip ve ona inanmışız bize şeyhi demişler bu konudanda hiç bir şekilde bizi mohammed ve onun ehlibeyti ve dostlarına bağlamaktan ve onlara yakın saymaktan rahatsızlık duymuyoruz çünkü bizim tüm iftiharımız ve güvenimiz o büyüklerin dostluğuna ve onlara bendelik yapmağa dır . diğerleriylede eğer bir farkımız varsa bizim alimlerimiz başka alimlerden daha çok hazrete peygember efendimizin ve onun ehle beytinin ve dostlerının yüce makamlarını ve feziletlerini ve beğenilen sıfatlarını açıklamaları ve yazmalarıdır .
Velakin okuduğunuz şeyhileri kabul etmiyen kitapların hangı kitaplar olduğunu ve onların yazarlarının kim olduğunu bilemiyorum fakat bu yazarların ve böyle konuşanların hangı tiplerden olduklarını ve nasıl olduklarını size yazabilirim ve sizin konuyu iyi anlamanız ve çok duyarlı olmanız için bir açıklama yazıyorum .
Cenabı allahın hikmeti ve adaleti gereyince, halkı peygemberlerin ve höccetlerin getirdikleri dine yöneltmeli ,fakat onları bu dini kabul ve ya red etmeleri için serbest bırakmak ve onların seçme özgürlüğünü onlardan almamalı ki her hangı bir kimse hidayete talib ise kendi özgürlüğü ile , her hangı biriside zelalete ve yoldan çıkmağa talib ise oda hendi özgürlüğü ile istediğini secip ve yapabilsin bu dünyada . eğer bazı peygemberlerin hazreti musa ela nebiyyena ve alehe ve elehesselam ve ya hazrati peygember efendimizin sellelahoeleyevealeh gibi harp ettiklerini duymuşsanız bu işin birinci kısmı yani hak dini duyurmak için yapılmış bir iştir .
O niyyet karşılandıktan sonra yani her kes peygemberlerin sözlerini duyduktan sonra milleti özgür bırakmışlar . çünkü peygemberler zahiri ve ikrahla kabul edilmiş inanç lara değil yürekten ve kalpten gelen özgürlükle kabul edilmiş inanışlara taliplermiş . bu konuya da şahid cenabı allahın sözüdür ki buyurmuş ( la ekrahe fiddine ged tebeyyenerroşdo menel geyye)
لا اِكراهَ فی الدینِ قَد تَبَیَّنَ الّرُشدُ مِنَ الغَیِّ
yani :dinde ikrah yoktur . muhakkak hidayet zelaletten seçilmiş ve aşikar olmuş . buna göre cenabı allahın peygemberi , emirelmomenin hazretlerine vasiyyet etmiş ki evde otursun ve kılıç çekmesin ve kullanmasın ve buyurmuş ALİ kabe evi gibidir o halka gitmiyecek halk ona gelecek buna göre de hayat boyunca munafiklerle mudara etti ve onlarla savaşmadı ve onları rüsva etmedi o hazret . böylece onları işin esası için kullanmış oldu yani onların varlığı ile islam topluluğu çoğalmış ve kuvvetlenmiş oldu ve islamın sesi dünyanın her tarafında duyulmuş ve her kes onu işitmiş oldu, hemide kimsenin özgürlüğü alınmamış oldu . böylece batil yolda olanlar islam siperi altında kendilerinin batil olduklarını açıkça bildirmiş oldular ve cenabı allahın höcceti onlara tamamlanmış oldu ve cenabı allahın adaleti de ortaya çıkmış oldu . bu konuya değinmektedir cenabı allahın bu buyuruşu ( kella nomeddo haolae haolae men etae rebbeke ve ma kane etae rebbeke mehzura )
كَلاّ نُمِدُّ هؤلاء هؤلاء مِن عَطاءِ رَبِّكَ وَ ما كانَ عَطاءُ رَبِّكَ مَحظورا
yani : her kese yardım ederiz , o şahıslar ve o şahıslara cenabı allahın etasından ve senin allahının etası yasak değildir . cenabı allahın şeytana verdiği möhlette ( zaman ) bu yüzdendir ki şeytan var olmuş ki her hangı bir şahıs ona uymak isterse uysun . eğer cenabı allah bundan başka isterseydi şeytanı ilk zamanlarda mahv ederdi, yada onun peygemberi munafikleri kendinden uzaklaştırır ve islam adı ile islama zarar vermeğe musaide etmezdi . sunnilerin söylediği gibi ki diyorlar hazretı peygember efendimizin tüm eshabı iyi iymişler böyle değil onlardan çoğu munafiklermiş ve cenabı allah bundan haber vermiş ve kuranın munafegun suresinde kendi peygemberine böyle buyuruyor . munefikler ne zaman ki senin yanına gelipde derlerse ki senin allahın resulu olmağına şehadet veriyor ve allah biliyor senin onun resulu olduğunu , cenabı allah onların yalan söylediklerine şehadet veriyor . onlar yeminlerini yalanlarına bir örtü olarak kullanıyorlar . onlar allahın yolunu yasaklamışlar kötü bir iştir onların yaptıkları .
Munafığın esas manasıda budur işte ki, her hangı bir şahıs kalbinde olan düşüncenin tersine başka bir düşünceni ilan eder ve onu savunur , böyle şahıslar hep müslümanlar ve hak olanlar arasında varlarmış şimdide varlar . bunlar şeytanın beşinci direğidirler ve hep dinin ve mezhebin içinden giriş yapar ve işleri bozarlar . hazrete peygember efendimizden sonra nasıl onun zamanındakı munafikler batinlerini zahir edip ve haklı olanların haklarını gasb edip ve onları incitmeğe kalkıştıklarını gördüğümüz gibi . buna göre dir ki islamiyet iddiası edenlerin hepsi gerçek müslüman değil ve iman iddiasında bulunanların hepsi hakiki mömün değiller . olabilir ki bazıları nifakla mömünlük iddiasında bulunur fakat kalbinde mohemmed ve onun alı eleyhomosselamın duşmanlıgını besler . bu tiplerin şiiler topluluğunda olmamaları için hiç bir delil ve mantık ve gerekçe yoktur , buna karşı bu munafiklerin şiiler içerisinde geçen zamanlarda ve bu günlerde ve gelecektede var oluşları ve olacaklarını tüm rivayetler ispatlıyor .
Bazı şahıslar varmış ki bir imam zamanında ona karşı sevgi ve saygı gösteriyor ondan sonrakı imamı kökünden inkar etmişler .
Yezid oğlu ömerden rivayet vardır ki böyle anlatıyor ve diyor ki bir gün hazreti SADIK elehesselamın huzuruna erdim bana şii nin feziletlerinden epeyce fermayiş buyurdu sonra ilave ettiler o hazret ki bazı şiilik iddiası edenler , bizden sonra olacaklar ki onlar duşmanlardan beterdirler kötüdürler . ömer sormuş sana feda olum onlar sizin dostluğunuzu iddia edip de duşmanlarınızdan uzak gezmiyorlarmı . buyurdu imam eleyhesselam evet . sordum o hazrete sana feda olum anlatın da onları tanıyalım . imam elehesselam böyle devam ettiler ve buyurdular ki : onlar o şahıslardılar ki benden sonra zeyd ve ya musanı seçmek için deneye imtihana girecekler .
Bu rivayetten belirlenen ve açıklanan bu ki imam elehesselamın bu sözden amacları zeydiyyedir ki o hazretten sonra onun oğlu zeydi imam kabul ettiler . ve ya şayed o imamın musa ile denenirler imtahan olurlar demesinden amaç fethiyyedir ki o imamdan sonra onun oğlu olan EBDOLLAHE EFTEH i yi imam olarak kabul ettiler ve hazrete MUSEBNECEFER eleyhomesselama iman getitmediler . burada açıklamak gerekir ki şiilerin imamlarının altıncısı CEFERE SADIK ve yedincisi MUSEBNE CAFER hazretleri dirler eleyhomosselam .
Yine hezrete SADIK eleyhesselamdan rivayet edilmiş ki :
Halk bizim hakkımızda üç çeşide bölünmüş , bazılarının bizi sevmelerinin nedeni bizim gaimimiz ve sonuncumuzu beklemek ve bizim dünya payımızdan bir pay almaktır bunlar bizim sözlerimizi koruyup onları diğerlerinede anlattılar fakat onları uygulamakta kusur yaptılar cenabı allah onları ateşe itecektir . bazılarıda bizim adımızı kullanarak dünya malından alabilmek ve ekmek yemek için bizi sevdiler ve bizim söylediklerimizi dinlediler ve uygulamaktanda vaz geçmediler cenabı allah bunların karınlarını ateş ile dolduracak ve onları susuz ve aç bırakacaktır . bazıları ise bizi sevdiler ve bizim söylediklerimizi muhafaza ettiler ve bizim emirlerimize uydular ve bizim yaptıklarımızın tersini yapmadılar bunlar bizdendirler bizde onlardanız .
Yine o hazretten onlardan çeşitli hadis edenler ve kötü alimler hakkında rivayet edilmiş ki onlardan bazılarıda duşmanlardırlar yani imamların duşmanlarıdırlar bunlar bizim kötülüğümüz hakkında her hangı bir laf edemezler fakat bizim bazı ilimlerimizi öğrenir ve bizim şiilerimiz arasında sayılırlar ve saygıdeğer olurlar . bizim duşmanlarımız arasındada kötü olurlar ondan sonra o ilimlere bizim nifret ettiğimiz yalanları katı katına artırır ve onları bizim şiilerimize bizim sözümüz ve ilmimiz diğe yutturur lar , onlarda bizdendir diye kabul eder ve doğru yoldan saparlar . bunlar kendileride saptılar bazılarını da saptırdılar .
Bunların zararı bizim zayıf olan şiilerimize yezidin ordusunun HÜSEYN EBNE ALİ ve onun ordusuna veren zaradan daha fazladır . neden çünkü onlar bunların ruhlarını ve mallarını alıyor canabı allah da bunlara elden verdiklerinin kaç mislini verecek , fakat bizim duşmanlarımız olan ve kendilerini bizim dostumuz ve duşmanlarımızın duşmanı olarak gösteren o kütü alimler bizim şiilerimizin zayıflarını şüpheye düşürüyor ve doğru yoldan saptırıyor ve doğru konuşan hak adamlarının isteklerinden mahrum kılıyorlar ,velakin bu zayıfların kalplerinden haberdar olan cenabı allah dinini muhafaza etmekten ve velisinin saygısından başka şeye talip olmıyan kimseleri başı boş bırakmaz bu allatıcı kafirler elinde , ve onu doğru yola hidayet etmek için mömün bendelerini gönderir ve onu bu mömün bendeleri tasdik etmeye muvaffak eder böylece bu adama dünya ve ahiretteki tüm iyilikleri toplar ve onu allatmak isteyen kimseyede dünya ve ahiretteki tüm lanetleri toplar ve nasib eder cenabı allah .
Bu hadisleri yazmamın nedeni budur ki siz biliniz şii denilen bu grupların içinde bu söylenilen münafiklerden vardırlar ve şii ismi ile mohammed ve ale mohammed elehemosselamın şiilerini inkar ediyorlar onların zahirlerine allanmamak gerekiyor bu son hadisin son kısmında buyurdukları gibi her hangı bir kimsenin kalbinde ve yüreğinde dininin muhafazasından başka ve velisinin tekrimi ve taziminden başka bir isteğinin olmadıgını cenabı allah biliyor ise bu kötülere allanmağı önler ve onu mömünlerin vasıtası ile hidayet eder ve ona hidayet olma tofiginide vermiş olur cenabı allah ve bu konu daha evvel söylediğim konudur ki tüm güvenimiz cenabı allahın TAYİDi ve onun TESDİDine dir ve ondan bizi hidayet etmeği istemeliyiz ve bizlere vade ettiği ve söz verdiği gibi muhakkak hidayet eder cenabı allah .
İnşaallah bizim meşayihimizin(alimlerimiz)eelellahomegame hom bizi inkar eden bazı inkar edenlerin cevaplarını verdikleri kitaplardan bir kaçını size gönderirim siz de her hangı bir niyetiniz olmadan onları okuyunuz cenabı allah size hakkı gösterecek ve aydınlatacaktır inşaallah . ve sizin okuduğunuz kitapların adını yazmadığınız için onlarda yazılmış olan ve inkarlarının hangı konuda olduğunu bilmediğim için şimdilik her hangı bir cevap veremem onlara ,fakat şimdinin yazarlarının geçen zamanların alimleri ve yazarları hakkında yazdıkları ve söyledikleri inkar konuların genel olarak bellidir ve size göndereceğim kitaplarda onların hepsine cevap bulacaksınız inşaallah, yalnız bu son buluş ları ve onları istimarın paralı askerleri olduklarının iddiası dışında ki bu konuyu da cenabı allahın rahmetine giden halesizade yalan olarak söylemiş ve bir yerde yazmış kendiside bu yazdığına hiç bir delil ve sened ilan etmemiş bunu kendisi yazdığı halde insafsız yazarlar onun iftirasını kabul etmiş ve rivayet ediyorlar . istimarın mezhep elbisesinde paralı askerleri ismindeki bir kitapda gördüm ki bu konuyu ve bu yalanı çok kol kanat vererek açıklamış ve en büyük delilini halesizade nin yazmış olduğunu ilan etmiş bu halesizade dediğimiz adam kendisi ale mohemmed eleyesselamın duşmanlarından ve onların feziletlerini inkar edenlerden dir , hatta ki emirelmomenin hazretlerinin vilayetinin ezanda ilan etmeği yasaklıyanlardanmış bu adam , fakat cenabı allah yalancıları rusva edeceği gibi bu adam kitabında bizim alimlerimizin hakkında yazdığı iftiralar hakkında demiş ki cenabı allahın rahmetine giden bizim alimlerimizden olan seyyed kazım reşti eelellahomegameh rusyanın veladivestek eyaletinde doğmuş ve rusların casusluğunu yaparmış , ben ingilizce olan dayerolmearef kitabına baktığım zaman gördüm ki bu veladivestek denilen eyalet ve şehir bizim alimimiz seyyed kazım reşti nin ölüm tarihinden yirmi yıl sonra inşa edilmiş ve o zaman yokmuş . şimdi tüm iftiralari böyle görünüz ve böyle biliniz bilmiyorum bu iftira atan adamların düşünsesi gereğince rus ve ingiliz devletleri hangı nedenle böyle alimleri işe alma gereğini duymuş ve onları irana göndermiş . acaba bunu yapmışlar ki bu alimler yüz elli yıla yakın bir zamanda dokuz yüz elli cilt kitap çeşitli ilimler , hikmet ,isul, fıkh matematik, biyoloji, kimiya, fizik gibi ilimlerde yazarak tüm çabaları islam dinini yaymak ve mohemmed ve alemohemmed eleyhosselamın feziletlerini dünyaya yayarak islam ümmetini dostluğa ve kardeşliğe davet etsinler diye mi , hiç bir hükümet işlerinde hiç bir mudahile etmeden hiç bir yabancı lehine bir adım atmadan ve onların aleyhine bile çok büyük alim benim dedem hac mohemmed kerim han eelellahomegameh vasıtası ile ingilizlerin buşehr limanına harp gemisi ve asger gönderdikleri zaman naseriyye isminde ve nasereddin şahın ricası üzere müslümanların duşmanları ile cahad etmek hakkında yazılmış olan kitap gibi kitaplar yazmak ve yabancıların bu ülkeye musallat olmağın kötülüklerini millete anlatmak için mi göndermişler bu alimleri ingilizler ve ruslar irana . bu alim bu kitap ve başka kitaplarında mesihilerin kendi devletlerinin geçerlerini ve manfaatlarını sağlamak ve kendi dinlerini iranda yaymak ve onu millete inandırmak için yazdıkları kitapların inkarı ve reddini açıklamış ve milleti aydınlatmış . bu tür farzi casuslar ingiliz ve rus devletlerine nasıl bir yarar sağlıyabilirlermiş acaba . her hangı bir akıllı ve insaflı kişi bu istimarın paralı askerleri kitabını okursa hemen anlıyacaktır ki tüm yazdıkları yalan ve geçersiz sözlerdir ve yazarın amacı bu kitapın yazılışında batininde olan duşmanlık ve bu kitabın satışından sağlanacak olan maddi yrardır . geçenlerde bu kitaba arkadaşların birisinin ricası üzere bir cevap yazdım eğer cenabı allah isterde onu yayınlarsam belki sizinde elinize geçer .
[p 5] Yazmışlar ki : acaba siz bana hakkı yazmış ve şeyhi liği haklı olarak açıklamış olan bir kitap verebilirmisiniz lütfen .
Diyorum ki : geçenlerde anlattığım gibi şeyhilerin anlayışları ve inanıçları isnaeşer şiilerin kinden başka bir şey değil . bize yanlış düşünüyorsunuz dedikleri sözlerin bazıları töhmet ve iftiradır . bizim alimlerimizin yazmış oldukları kitaplardan hiç birisinde bu yaptıkları iftiralara hiç bir delil ve gerekçe bulamazlar . fakat bunlardan bazıları ise onlarla farklı düşündüğümüz konulardır , bunların önemli olanları dört başka konudur . birisi maad ve diğer dünya konusudur ki bize iftira yapmışlar ve diyorlar ki siz diğer dünynın ruhani olmasına ve cisimle olmamasına inanıyorsunuz . cenabı allah şahidimizdir ki bizim alimlerimiz böyle bir söz söylememişler ve buyurmamışlar, bizim alimlerimiz hiç bir zaman müslümanlığın gereği olan konuların her hangı birisini inkar etmemiş ve onların tersini düşünmemişler . evet yaptıkları ilmi arayışlarda buyurmuşlar ki bu maddelerden oluşan cisim dönmüyecektit ve insanın geri geleceği, esas cismi ile olacaktır bazı alimler merhum meclesi ve khace nesire tusi de bu düşünceye sahiptirler bizim alimlerimiz bu konuyu ispat etmek için çeşitli akıl ve rivayetlerden deliller getirmişler . insanın cismi ile ahirete ve obiri dünyaya gelmesi ve geri dönmesine inanmak şartdır fakat onun nasıl oluşu dinimizin gerğinden değildir buna görede evam milletin düşüncesinin ve değişinin tersine bir şey demek ve düşünmek dinden çıkarmaz kimseni . mead ve diğer dünya konusunda şiilerin alimleri arasında ondort başka düşünce vardır ve her kes kendi düşüncesini söylemiş bizim alimlerimizde kendi düşüncelerini söylemiş ve buyurmuşlar .
Biriside mohemmed ve ale mohemmed eleyhesselamın feziletleri konusudur ki bizim alimlerimiz başkalar dan daha çok bu konuyu açmağa ve anlatmağa ve yaymağa gayret etmişler açıkladıklarıda sünnilerin kitaplarında o hazretlerin feziletlerini açıklamış olduklarından daha azdır, sünniler bu konuyu daha çok açıklamış ve anlatmış ve kitaplarında yazmışlar . bazı şiilik iddiası yapanları hangı gerekçe bu konuları açıklayan şii ve ya sünniler le duşmanlık yapmağa neden oluyor bilemiyorum bundan başka ki bunları inkar etmek isteyenler imamın buyurduğu gibi dost kılığına girmiş duşmanlardır ve ya akılsızlıktan bu duşmanlara uyanlardır demekten başka bir çare kalmıyor . كنترل شد
Biriside kendi şüphelerimize uymak ve şüphelerle hareket etmektir . bazı fegihler diyorlar ki bu günler biz imamların buyuruklarına yegin edemeyiz fakat onların sözlerine şüphe ile bakabiliriz biz müctehid olduğumuzdan her hangı bir konuda her hangı bir şüpheye varırsak o cenabı allahın hukmu bize ve bizi taklid edenlere dir . bizi taklid edenler de her hangı bir itiraz etmeden bizim şüphemize inanmak ve onu kullanmak mecburiyyetindedirler . bu konuyu şeyhiler inkar etmekte ve onu kabul etmemektedirler . şeyhiler diyorlar ki ilim kapıları kapalı değildir ve imamın buyuruklarına varmak ve onlara kesin inanmak mümkündür . şüpheye inanmak ve şüpheyle her hangı bir işi yapmak kuranda gelmiş yetmiş ayet ve binden aşkın rivayet gereğince haramdır bu konudada çok kitap yazmışlar ve konuyu deliller ile açıklamış ve anlatmışlar . ben size iki kitap gönderiyorum birisi merhum hac mohemmed kerim hane kermaninin yazmış olduğu irşadolevam kitabıdır ki şeyhilerin tüm düşüncelerini tohid , nobovvet , imamet ve şiileri tanımak hakkında yazılmış ve mead ve diğer dünya o kitapta açıklanmıştır . diğeride benim babamın yazdığı ictihad ve taklid kitabıdır ki , şüphye inanmamak ve şüpheyle her hangı bir din konusunu kullanmamak bu kitapta açıkça anlatılmış bu iki kitabı okuduktan sonra sizin her hangı bir şüpheniz ve bilmediğiniz kalmaz şeyhiler hakkında . o konulardan bir başkasıda dinin esası ve esas konuları sıralamak konusudur. Ki delilsiz bir söylentiler millet içinde yaymışlar hal bu ki her hangı bir farklılık yoktur . bu söylenilen tertiple dinin esası ale mohemmed eleyhomosselamın rivayetlerinde sıralanmamıştır ve alimler kendi düşünceleri ile dinin bazı konularını esas saymışlar , geri kalanları ise fru ve kol kanat saymışlar, bazıları dinin esası bir ve oda tohid ve cenabı allahı tanımaktır demişler. bazıları üç tane saymışlar cenabı allah ve peygember ve imamları tanımak , bazıları ise beş tane demişler , cenabı allah ve onun edaleti ve peygember ve mead ve ahirete inanmak ve imamları tanımak , bizim alimlerimizde dinin esasını dört saymışlar birincisi cenabı allahı tüm sıfatları ile tanımak ikincisi cenabı allahın gönderdiği peygemberi tüm söyledikleri ile kabul etmek üçüncüsü imamların varlığına ve onlara tüm feziletleri ile inanmak dördüncüsü şiileri tanımak ve alemohemmed eleyhommesselamın dostlarını dost tutmak ve duşmanlarını duşman tutmak dır . bu buyurdukları fermayişlerinde diğerlerinin dedikleri ile hiç bir farkı yoktur bu söylenilen esasların içinde onların saydıkları beş konuda vardır çünkü cenabı allahın edaleti onun sıfatlarındandır ve obiri dünya ve mead da peygember hazretlerinin getirdiklerindendir, dinin esası olarak saydığımız dostluk ve duşmanlığıda bazı alimler dinin esasından saymışlar genelde eğer bu konulara inanmak gerekiyor ise iki tarafda bu beş sayılan esasa ve ya dört sayılan esasa inanıyorlar , peki bu denilenler nedir ? eğer aradakı fark esas ve fru ( kol kanat ) kelimelerindeyse bu iki kelimenin açıklanmasında imamlardan gelen haberlerde her hangı bir açıklama yapılmamışdır ki onun tersine kullananın hata yapmasına karar verelim diğe . eğer dinin esası demek bu esaslara inanmamakla dinden çıkarız diğe düşünüyor isek bu dinin tüm konularında böyledir o beş konuya mahsus değildir her hangı bir şahıs namazı orucu hac ve zekatı inkar eder ise , ale mohemmed eleyhesselamı duşman tutarsa ya onların duşmanlarını dost tutarsa dinden çıkmış olur bunun için anlamda ve manada hiç bir fark yoktur ve bunları söylemek ve bu farkları ortaya koymak , karmaşa yapmak içindir .