[p 6] Buyurmuşlar ki : hemide sizden ricam kendi düşüncelerinizi iranın bu günü ve yirminci asır hakkında yazınız , bu konular benim için çok önemlidirler .

Diyorum ki : her kes dünyayı bambaşka bir gözle görüyor . benim gözüm ile görmek istiyorsanız bunu anlatmaktan evvel benim düşüncelerimle tanışmanız için bazı konular yazmam gerekiyor onun için diyorum ki :
Ben böyle göruyorum : bu yer yüzünde yürüyen adamların zahirleri , diğer taş ve tahta gibi cisimlerde olduğu gibi bir cisimden uluşmuş ceseddir . fakat bunların cesedlerinin arkasında, bitkilrde olduğu gibi bir ruh vardır diye düşünüyorum, onlarda bitkilerde gördüğüm işlerin aynısını gördüğüm zaman bu işlerin kökünü onlarda bulunan bitkilerle aynı olan nebati ruh sayasinden biliyorum, yani bu adamlar bitkilerle aynı işleri yaptıkları zaman o nebati ve bitkisel ruhun sayesinde yapabilmelerini düşünüyorum . mesela bitkilerde görüyoruz ki yerden gıda maddelerini alıyor ve onları yapraklarında pişiriyor ve ondan sonra onları hazım ediyor ve sindiriyorlar , bu maddelerden bir kısmını buharlaşma ve diğer yollarla dışarı atıyor diğer bir kısmını ise depo yaparak kendi dallarına ve yapraklarına göndererek onların büyümesini sağlıyorlar, kendilerini dallar ve yaprakları ile beziyorlar ,depo yaptıkları gıda maddelerinin bir kısmı ile erkeklik ve dişilik organlarını ve aletlerini besliyerek onların fonksıyonlarını sağlamakla , erkekler dişilerle bu fonksiyonlar sayesinde tohumlarını döllüyerek meyva ve tohum yapıp onlarla ürüyor ve çoğalıyorlar . bunlar bazen çok işlek ve pozotif ve ayıktırlar, bazende az işlek ve uyumaktadırlar en sonda bunların dışarı attıkları maddelerin miktarı aldıklarından fazla olunca onların bünyeleri zayıflar ve küçülür ve kurur ve ortadan kalkarlar, bu tür işleri adem oğlunda(adamlarda) gördüğüm zaman mesela onların yemek yediklerini su iştiklerini ve yedikleri ve iştiklerini midelerinde sindirip onların vucudun alabileceyi kısmını organlarına göndererek organların büyümesini sağlıyor ve geri kalanını böbrek ve damarlar ve diğer kısımlarla dışkı olarak dışarı atıyorlar, dünyada bulunan bazı cisimlerden ve bitkilerden kendilerine elbise yaparak kendilerini beziyorlar gıda maddelerinin özünden bazı organlarında nütfe ve tohum yapıyorlar, erkekleri dişileri ile birleşerek ürüyor ve çoğalıyorlar sonunda da ihtiyarlıyarak hastalanıp zayıflıyor ve ölüyorlar . bu işlerin tümünü onlarda bulunan nebati ruhun ( bitkisel ruh) işleri dir diğe görüyor ve düşünüyorum . ömrünün tümünü fakat bu işleri yaparak geçirenleri başka ağaçlar ve bitkilrden biraz gelişmiş olan ağaç ve bitki görüyorum ve bitkidende başka bir isim onlara söylemek mümkün değildir .

Beniadem de bu nebati ruh tan başka hayvanlarda olan ve bulunan başka bir ruhun varlığını hıss ediyor ve bu adamların hayvanların yaptığı işlerin aynısını yaptıkları zaman bu işleri bunlarda bulunan bu hayvani ruh un işi diğe görüyor ve düşünüyorum . mesela hayvanlarda görüyorum ki görüyor işitiyor ve duyuyor , tadıyor kokluyor ve eşyaya dokunarak onları hıss ediyor tabietlerine uygun olanlara doğru gidiyor ve olmayanlardan ise uzaklaşıyor ve kaçıyor, diğer cisimlere bitkilere ve hayvanlara tacizde bulunuyor , gördüğü suyu kimindir diğe sormadan içiyor, gördüğü tüm bitkileri kimindir diğe sormadan yiyiyor , erkek hayvanlar dişileri gördüklerinde hiç bir şey düşünmeden onlarla birleşmeğe kalkışıyor, onların yırtıcıları zayıflarını nerede görürse yırtıyor ve yiyiyor , başka bir zoru ve kudreti fazla olan hayvan karşısına çıkmadıkça istediği her işi yapıyor . bazıları aslanlar gibi çok kudretli ve korkmazdırlar bunlar hep diğerlerine taciz eder, bazıları gezal koyun ve bu türler gibi zayıf ve korkaktırlar , kenilerini korumak için kaçarlar, bazıları tilkiler gibi allatıcıdırlar ve işlerini düşünerek yürütürler, bazılarıda koyunlar gibi hiç bir şey anlamazlar ve zararsızdırlar ve diğerlerine yem olurlar. beniademde bu tür işlerin yapılmasını gördüğüm zaman bu işleri onlarda bulunan hayvani ruhun işidir diye biliyorun . şimdi hayatları boyunca sırf bu işleri yapan adamları konuşabilen ve diğer hayvanlarla hiç bir farkı olmayan hayvanlar tanıyor ve biliyorum . fakat bunların anlama yeteneği hayvanlardan daha fazla dır bu yeteneklerinide kendi maddi ve bitkisel ve hayvansal istekleri üzere kullanıyor ve tüm isteklerini hayvanlardan daha mükemmel yapıyorlar .

Çoğu adamlarda olduğu gibi , hiç bir gıda maddesini yemekten çekinmiyor, suysa içer şarapsada içer koyun eti ise yer domuz eti isede yer helal ise yer haram isede yerler fakat dişlerinin batmadığı zaman yemezler, hiç bir malı haram bilmezler sırf ellerinin varmadığı yada malın sahibinin yemelerine karşı çıktığı zaman vaz geçerler, bunların içlerinde bu işleri yapmamağa hiç bir neden yoktur . diğerlerinin malını yapabilirse çalmakla alır eğer zorluysa zorla gasb eder eğer mümkün ise kumarla mümkün olmaz ise allatarak alır ve götürür . eğer bir kadın görür ise hiç bir şey düşünmeden ve anlamadan ona tazic etme istği uyanır , kadının isteği olursa istekle olmaz ise allatarak oda olmaz ise zorla yapmak isterler, fakat başka bir zoru fazla olan kimseden çekindiği ve korktuğu zaman vazgeçer bu isteklerinden bu adamlar , yoksa hiç bir karşı gelme hıssı ve ya bu işleri yapmamak için her hangı bir neden yoktur bu adamlarda .

EVET çok az bir azınlık bu beniadem topluluğunda vardırlar ki onlarda bu gördüğümüz hayvansal ve bitkisel ruhtan üstün bir şey görünüyor ve bende görüyorum ki bu adamlar onunla bu hayvansal ve bitkisel ruhlara yönetmenlik yapıyorlar , aç olduğu halde haram yemiyor helalı da yeterince yiyiyor yoksul olduğu halde diğerlerinin malına taciz etmiyor cinsel isteği olduğu halde başkalarının eşine ve kendi eşi olmayan hanımlara bakmıyor ve ilişki kurmuyor kendinden zayıflarını gördüğü halde onların mallarını zorla alabileceği halde onlara zulum yaparak mallarını almıyor ve tüm bu işlerden kaçınıyor . bunların hepsinden anlaşılıyor ki bu adamda hayvani ruhtan üstün bir şey vardır ki bu adamı yönetiyor. bu da nefse natige dir ki onda hayvanlarda olan ruhtan başka üstün hıss lar ve anlayışlar vardır . bu dediğimiz NATİGE nefsi hayal eder düşünür, ilim tahsil eder, anlayışı vardır . buna sahip olan adamlara baktığım zaman görüyorum ki onlarda iki kısımdırlar . bunlardan bazıları kendilerinde bulunan nebati ve hayvani ruhun karşısında taslim olmuşlar ve bu saydığımız yetenekleri yani hayal ve düşünce ve ilim ve anlama yeteneklerinin tümünü o ruhlarının isteklerini karşılamakta kullanıyor ve onları oldukları gibi besliyorlar . ilimlerini kendi bitkisel isteklerini karşılamak için çeşitli yemekler üretmek ve yapmakta kullanıyorlar yada kendi hayvansal isteklerini ve tacizlerini ve zulumlarını yapabilmek ve uyguluyabilmek ve zayıfları en kısa zamanda mahf etmek için çeşitli silahler üretiyorlar . yada kendilerinde bulunan konuşma ve diğerlerini allatabilme yeteneklerini abtalları allatıp ve diğer ilimler ve iktisadi tedbirler ve yöntemlerle diğerlerini istismar edip onlara hüküm sürüp yönetebilsinler diye kullanıyorlar .

Bunlar eğer bazen hayvansal isteklerini uygulamıyorlarsa başka ve ondan önemli ve çok sevdikleri diğer bir hayvansal isteklerini uyguluyabilmek içindir mesela müdürlüğü çok seven birisi zayıfların mallarını alabilme imkanı varken onun müdürlüğüne zarar verir diğe almaz aksine zayıflara ihsan bile eder ki esas isteği ve müdürlüğü yapabilsin diye yada az maldan geçer ve almaz ve onları allatarak zamanı gelince çok mal alır ve götürür ve bunun gibiler .
Velakin bu nefse natigeye sahip olanlardan başka bir kısmını görüyorum ki bunlar yaptıkları işlerin emirlerini aşağıdan yani bu hayvansal ve bitkisel ruhlarından almıyorlar .
Bunlar bambaşka ve dışarıda bulunan bir yerden alıyorlar yaptıkları işlerin emirlerini ve tüm ilimlerini bilimlerini düşüncelerini anlayışlarını ve tüm hayvansal ve bitkisel yeteneklerini o dışarıdan aldıkları emirlerin uygulamasında kullanıyorlar ve hiçbir şekilde bu yaptıkları işlerin kendi hayvansal ve bitkisel istekleri doğrultusunda olup olmadığını düşünmüyorlar . bu dışarıdan gelen emirler dediğimde niyyetim peygemberlerden alınan emirlerdirler ki bunlarada din ismi taşıyan emiler denmiş ve onların emirlerine uyarak o emirleri uygulayanlarsa onlara iman edenler ve onlara inananlardır .

Eğer sizde dikkat ederseniz durumu böyle görürsünüz şimdi bu dediklerimi unutmayın size başka şeyler anlatayım .

Arkoologlar ve tarihçilerin araştırma sonucu açıklığa kavuşan budur ki yıllar boyunca bu yer yüzünde cisimler ve cemadlardan başka hiç bir şey yokmuş ve yıllar sonra küçük ve tek hücreli bitkiler ve daha sonrada mükemmel bitkiler ortya çıkmış, yıllar boyunca bitkilerden başka hiç bir canlı türü yer yüzünde yokmuş . bitkilerde nesiller boyunca yavaş yavaş kemala erişmiş ve bir uzun zamandan sonra dejenere olmaya başlamış ve ortadan kalkmış ve onların türleri yok olmuşdur . bulunan fosillerden bu gerçek anlaşılıyor ki geçen zamanlarda bazı bitkiler varmış ki onların türleri bu zamanda bulunmamaktadır . bazıları ise henüz bulanmakta ve çoğalmaktadırlar bazılarıda tekamülleri sona ermiş ve yok olmaktadırlar çınar ağacı gibi . evet yıllar böylece geçmiş ve sonralar böcekler gibi çok basit olan hayvanlar bulunmuş, sonraları yavaş yavaş sürüngenler ve kuşlar ve yırtıcılar gibi başka hayvanlar oluşmşmlar . bunların türleride uzun zamanlarda mutasyona uğrayarak değişimlere tabi olmuşlar ve bazıları ortadan kalkmış ve yok olmuşlar bazıları ise kenüz vardırlar ve mükemmelliğe doğru gidiyor bazıları ise zayıflıyarak yok olmaya doğru gidiyorlar mesela aslanın türü ingiraza ve yok olmağa doğru gidiyor diyorlar .

Sonrada beniadem bulunmuş bu yer yüzünde tarih öncesi eserlede bulunmuş onlara ayit şeylerden onların çok az düşünebilmeleri ve akıllarının az olmaları anlaşılıyor. yavaş yavaş zaman geçdikce akılları artmış ilk defa çok basit sanatlar yapabilmişler git gide sanatlarını mükümmelleştirmişler. Tarihin var olmuş zamanından itibaren onların her nesilinin geçen nesilden daha çok akıllılıklarını ve ilim öğrenmelerini görüyoruz toplulukları her geçen gün artmış va artmakta ve tekamüle doğru gitmektedir . diğer canlılarla giyas ettiğimizde görüyoruz ki bir zaman evrimin en yüksek yerine varacak ve diğerleri gibi sonra zayıflıyarak ingiraza ve yok olmağa doğru gidecek ve nihayet yok olacaktır cenabı allah başka bir tür istemez ise .

Eğer dikkatla bakarsanız geçecek uzun zamanların tümünü az bir zamanda inceleyebilir ve görebilirsiniz . mesela insanların düşünebilirliğinin ve şuurunun tekamülünü görmek isterseniz bir çocuğun hayatında büyümesi sırasında göreceksiniz .

Bu çocuğun doğduğu zaman aklının çoğu hayvanlardan az olduğunu göreceksiniz bu akıl çeşidi ilk dünyaya gelen beşerin ve adamların aklına bir örnektir . bakıyor ve görüyorsunuz ki bu çocuk otuz kırk yılda dünyanın en gelişmiş ilimlerini ve buluşlarını öğrenebiliyor bir yılda geçen bir yüzyıl ( asır ) kadar ilerliyor . beşerin ( adamların ) tarih boyunca gelişmesini bir adamın yaşamında ve kısa ömründe inceleyebilirsiniz hatta ki eğer biraz ince düşünürseniz alemin durumunu tarih boyunca bir nütfede inceliyebilirsiniz . bakarsınız ilk başta bir nütfe ve aynı bir cisim gibi iymiş , sonra bitkiler gibi ana rahminden aldığı gıda maddeleri ile ve onları sindirip fazlasını dışarı atmak ile her geçen gün büyüyor onda et oluşuyor kemik oluşuyor dört aylık olunca henüz yanar olmayan çok ince buharlı ruh oluşuyor ve anada olan ateşle tutuşup yanmağa başlarken hayvansal ruha sahipleniyor sonralar yine bu beslenmelerle onun bitkiselliği ve hayvanlığı ilerliyor ve büyüyor ve en son ana karnından dışarı çıkıyor ve nefse natigenin ilk eserleri onda bulunuyor . ilk başta ana sütü ile besleniyor sonraları diğer gıda maddeleri ile beslenerek her bakımdan büyüyor . yirmi beş ve altı yaşlarına kadar onun nebati ve bitkiselliği her geçen gün gelişiyor ve çok kudretli oluyor kırk elli yaşlarına kadar hep gelişme dönemini geçiriyor sonra yavaş yavaş geri tepmeğe başlıyor ve git gide ihtiyarlıyarak dünyadan gidiyor . onda olan hayvansallık da bitkiselliğin otlaklığında otlıyarak büyüyor ve onunla birlikte gelişiyor ve onun azalması ile de yokluğa doğru ilerliyor . onda bulunan natige nefs ilk başta çok zayıftır onun gıdası hayvanların gıdasından farklı olduğu için ona gıda maddeleri ve kendine mahsus besinler verilmez ise zayıf kalır . onun gıdası ruhani ve ana babanın ve onun çevresindekilerin terbiye vermeleridir o sözler ve terbiyeler nefse natigenin besin maddesi ve gıdasıdır . görüldüğü gibi eğer bir çocuk hayvanlar içinde ve adamlardan uzak yaşar ve büyürse onda hiçbir nefsani gelişme olamaz ve hayvanlar gibi vahşi olur aksine eğer ana baba kucağında büyürse her gün onların terbiyeleri o çocuğun gelişmesine ve aklının çoğalmasına neden olacaktır bu ana baba ve çocuğun çevresindekiler ne kadar akıllı ve bilimli ve alim olurlarsa o kadar o çocuğun nefse natigesi besin alacak ve beslenecek ve akıllanacaktır . mesela büyük şehirlerde büyüyen bir çocuk dağlarda ve bilimsiz adamların yanında büyüyen başka bir çocuktan daha akıllı ve düşünebilir olacaktır muhakkak . tabiki bir bilir ayile içinde büyüyen çocukta hiç bir şey bilmiyen ve akılsız bir ayilede büyüyen çocuktan daha akıllı olacaktır .
Her halde bu çocuk hızlı ve ya yavaş olsun büyüyecek ve akıllanacak ve abtallığı ve hayvanlığı geçecek ve onun nefse natigesi kuvvetlenecek ve laftan anlıyacak ve söz onu etkiliyecektir . ilk başlarda şuuru çok gelişmediğinden kendi düşünceleri ve kendi oyuna çok bağlı değildir ona ne derlerse kabul eder ve uygular , velakin şuuru geliştikçe ve artıkça kendi oyuna ve düşüncelerine daha çok bağlı kalır ve kendi düşüncelerinde kendini serbest düşünür , fakat bu şuurunu kendi hayvani ve nebati isteklerini karşılamak ve lehv ve leeb( (gereksiz ve faydasız işler ve eylenceler ) için kullanır . oyunda serbest olmak özelliği ile ana babanın emirlerine karşı gelmeye başlar ve onların buna karşı iyi düşüncelerini ve bunun iyiliğini istemelerini duymamazlıktan gelir ve kendi şuurunun onlarınkından daha çok olmasını düşünür ve ya dilinde onları kınamaya başlar , bu haller bluğ çağlarında çoğalmaya başlar fakat geliştikten ve büyüdükten sonra şuuru yine artar ve bu sefer ana babanın dediklerinin doğru olduğu ve onların sözlerinin önemli olduğunun kanaatına varır ve itaet etmeğe ve laf dinlemeye başlar ve bu sefer akıl ona gelir ve akıllı olmağa başlar ( akıl ile şuur farklı şeylerdirler ) ve kırk elli yaşlarında onun şuuru artık kemala ermiş olur . eğer bu adam hayvansal ve bitkisel özelliğe sahip olanlardan ve onların gözü ile gören ve kulağı ile duyanlardan ve bu hayvani ve bitkisel ruhdan emir alır ve onların dedikleri ve istediklerini uyguluyanlardan ise yavaş yavaş bu bitkisellik ve hayvansallık ihtiyarladıkça ve zayıfladıkça o şuur da zayıflar ve git gide bu adam abtallaşmaya ve anlamamazlığa doğru gider . onlar ölür ortadan kalkar , buda ölür ve biter gtider . fakat eğer bu adam emirlerini dışarşdan alanlardan ve dışarıya dikkat edenlerden ise ne zamana kadar ki o emir veren hayattaysa ve bu ondan emir alır uyguluyorsa bunda olan şuur kalır ve cisminin ve bedeninin zayıflaması ile zayıflamaz ve onların ölmesi ile ölmez .çünkü bu adam kendini hayvanlık ve bitkisellik ve cemadlıktan bağımsız yapmış ve kendini ayri bir yere bağlamış .bir cam parçasının bir masa üzürine koyulması gibi bu camın tüm bağlılığı masıyadır eğer masa kırılır ve düşerse camda düşer ve kırılır, ama eğer bu camı bir ip ve her hangı bir sağlam sapla tabana bağlarlarsa masanın düşüp kırıldığında cam düşmez ve kırılmaz, neden ? çünkü bu başka bir yere bağlıdır masaya bağlı değildir ki onun düşmesi ile düşsün ve kırılsın . evet sözün etrafı çok geniştir bunları anlatmaktan maksadım budur ki beşerin ve beniademin geçmişte yaşamış tarihini bir adamın yaşam sürecinin aynasında görmek mümkündür ve böylece bu malumdan o mechula varmak mümkün olur tabiki . dönelim yazdığım konulara ve tarihin sayfalarını çevirelim . sayfaları çevirdiğimizde buna raslıyoruz ki bazen beniadem içinde bazı şahıslar bulunmuşlar ve bunlar kendilerini diğerlerinden farklı ve onlardan üstün biliyorlarmış .bizdeki ruh sizde olan ruhtan üstündur iddiasında bulunmuşlar bu şahıslar . hayvanlarda olan ruhun bitkilerde olmadığı gibi ve bu ruhun sayesinde duymak ve görmek ve koklamak gibi işleri yapabilmek ve bitkilerin bu işleri yapamadıkları gibi, yine adem oğlunda bir nefsin varlığı ve hayvanlarda o nefsin bulunmadığı gibi , adamların bu nefs sayesinde düşünmek, hayal etmek, ilim öğrenmek, ihtira edip buluşlarda bulunmak gibi işleri yapabilmek ve hayvanların bu işlerin hiç birisini yapabilmemeleri gibi , bu şahıslar da iddia etmişler ki onlarda üstün bir ruh vardır ki diğer adamlarda yoktur , öyle işler yapabilirler ki diğerleri onları yapamaz . peş peşe (mütevateren) ölü diriltmek, gelecekten haber vermek cematlara bitkilere ve hayvanlara emir vermek ve bunların o emirleri uygulamaları gibi ,yerde ve gökde bazı değişiklikler yapma işleri , müciz ve hiç kimsenin yapamıyacağını örnek olarak yapmışlar bu şahıslar . ve hiç kimsenin yapamadığı işleri bir çok defa her kesin gözü önünde yapmışlar . bu işlerin inkar edilemiyeceği kesindir ve geçen zamanlarda kimse bu şahısların bu müciz denilen ve hiç bir kimsenin yapamıyacağı işlerin olmuş olduğunu inkar etmemiş ve her kes kabul ve tasdik etmiştir . bizim de bu işlerin ve bu haberlerin yalan olmasına dayir hiç bir delilimiz ve hiç bir gerekçemiz olmadığından onları tasdik ve kabul ediyoruz . çünkü bir şeyi inkar etmek için de bir delil ve gerekçe gerekiyor.
Üstelik bizim hayvanların yapabileceği çok daha üstün işleri yapabilmemiz ve bizde bulunan hıslar ve özelliklerin hayvandakıların çok daha üstün olması gibi bu şahıslarında bizden üstün özellik taşımaları ve bizim yapabileceğimiz işlerden çok üstün işler yapabilmemelerine ne delil ve mantık ve gerekçemiz var ? bu şahısların olmamalarına hiç bir delilimiz yoktur , aksine var olduklarına delilimiz vardır o da bu söylenilen hikayeler ve rivayetlerdir . bu söylenenlerin doğruluğuna da şahitler ve gerekçeler mevcuddur .
Evet bu çeşitli zamanlarda gelen ve bu iddiaları yapan bu şahıslar hepsi aynı bir deyiş ve anlamla demişler ki : ey adem oğlu ey adamlar siz bilmiyorsunuz ve gaflettesiniz alem ve dünya bu cisimlerle örülü duvarlardan ibaret değildir bu gördüğünüz ve hıss ettiğiniz cisimler ve zaman ve yerin arkasında ve geybinde sizden gizli olan alemler ve dünyalar vardır . bitkilerin gözleri olmadığından sizlerin gördüklerinizi göremedikleri ve sizin gördüklerinizden habersiz oldukları gibi bizimde bazı özellik ve kudretlerimiz ve hısslarımız vardır ki sizin yoktur . bizde var olan ruh sizde yoktur, bizde olan ruh sayesinde biz sizin bilemediğiniz ve anlamadığınız geyb den biliyor ve anlıyoruz . bu ruh la sizin yapamıyacağınız işleri yapabiliriz . size bilinmeyen bir çok iş ve olay dan haber dar oluruz biz bu ruh sayesinde .

Sizin gördüğünüz bu büyük dünya ve bizim gördüğümüz geybdeki alemlerin çok büyük bir yaratıcısı vardır . bu gördüğünüz durumları o yapmıştır bizi sizi ve tüm bu alemi yoktan yaratmıştır onu görmek ve anlamak ve idrak etmek mümkün değil ve olanaksızdır . fakat bizim sizden daha akıllı olduğumuz ve bizim kalbimizin aynasının sizinkinden daha saf ve düz olduğu için bizim kalbimize vahy göndermiş ve demiş ki tüm alemleri yaratan ve yöneten o dur , ondan başka bir allah yoktur , bize haber vermiş ki size haber verelim ki ondan başka allah yoktur ve bu azim ve büyük fabrikanı ve alemi bunun için yarattı ki , onun ürünleri düşünebilir ürün olsun ve onun büyüklüğünü, kudretini, azimliğini ve tüm sıfatlarını ve özelliklerini tanısın ve anlasın ve ona bendelik ve kulluk etsin .

Aslında bu alemler ve onların içindeki tüm olaylar ve hadiseler böyle bir varlıkların ( düşünür varlık , adem oğlu ) gelişmesi için dir . fakat bunların gelişmesi gereğince başka ürünlerde bil erez yani onların yaratılışı istenmemiş fakat beni ademin ve diğer düşür varlıkların oluşu ve gelişmesi için tüm bu ortam gerekli olduğundan bu istenilmeyenlerde ortaya çıkmış ve oluşmuşlar ve onlarda eksiklik var oluşu ve olacağı nedeni ile kemala ermemişler ve onların yapımı ve gelişmesi yarım kalmış ve sonunda da bir kenara atılacaklar . bu madenler, bitkiler ve hayvanlar onlarda olan özellikler farklılıkları ile yapılışları yarım kalanlardandırlar ve her biri bir dereceye kadar yükselmiş ve yukarı çıkabilmişler . bunların hepsini cenabı allah fani yapıp ve ortadan kaldıracak ve toprağa geri döndürecektir siz adem oğulları ve beniadem o üç tabaka ve kesimlerden daha üstün bir ürünsünüz ve yarı yolda kalmamanız ve daha yukarı çıkabilmeniz için istidadınız ve olanağınız ve yeteneğiniz vardır böylece tam insanlığa ki biz onun tam ve mükemmel örneğiyiz yaklaşabilirsiniz .

Sizin geri kalmanızın nedeni kendinizi sizde olan cemadiyyet nebatiyyet ve hayvanlığa verip ve esir etmenizdir .

O kadar kendinizi bu cemadiyyet ve nebatiyyet ve hayvanlığa esir etmişsiniz ki kendinizi onlar sanıyor ve kendinizle onların yerini değişik düşünmektesiniz , aynı bir ata binmiş ve kendini o bindiği at sanan gibi , atı arpa istediği zaman kendisi arpa istiyor sanır , atı madiyan ve dişi istediği zaman kendisi kadın istiyor gibi olan , kendinin başka birisi olduğunu ve atı ile farklı kişiliklere sahip olduğunu unutan ve onun yemeklerinin başka şeyler olduğunu ve kendinin sevdiklerinin farklı şeyler olmasını unutan ve atı ile aynı sanan , nihayette kendini unutur yemekten ve kendi isteklerinden ve kendine gerekenlerden uzak kalır ve sırf atı ile ilgilenir ve niheyet gıdasızlıktan ve acından ölür böyle bir adam . şimdi sizlerde böyle bir sorun yaşıyorsunuz cenabı allah bizi göndermiş ki siz atınız değilsiniz diye size hatırlatalım ve öğretelim .
Sizin İNSAN olmanız ve insanlığı geliştiren işlerin peşinde olmanız gerekiyor , sizin ebedi ve kalıcı bir yaratık olmanız ve bunu gerektirenleri yapmanız lazım , sizin bu bindiyiniz hayvan erken olsun ve ya geç ölüp gidecek , eğer bir ebedi ve devamlı kalan ve hiç yok olmayan yaratık olmak ve devamlı cenabı allahın nimetlerinden faydalanmak istiyorsanız , bizi dinleyin bizim emirlerimize uyun bizim dediklerimizi yaptıklarımızı ve halkla nasıl geçindiğimizi kendinize örnek alınız . sizin bu sahip olduğunuz cemadiyyet (cisminiz) düzensiz ve itidalsızdır , size onu nasıl düzene ve itidale ve temizliğe kavuşturmanızı onu nasıl yıkamanızı ona zarar yetirenlerden nasıl korumanızı ve neler onu itidaldan çıkarır ve ona zarar verir diye öğretiriz . sizdeki cemadiyyetin itidalı , sizde bulunan nebati ruhunun ki oda sizin cemadiyyetinizin saflığından doğmaktadır, itidallı bir nebati ruh olmasını sağlar . bir itidallı nebatın neler yiyebileceyini neler içebileceyini ve onu itidaldan çıkaranların neler olduğunu sizlere öğretiriz , sizin nebatiyyetiniz itidallı olduğu takdirde sizdeki hayvani ruh da itidallı olur ve sizde bulunan nefsi natige ki oda sizin hayvani ruhunuzu bir merkeb gibi kullanmakta ve onu binmektedir iyi bir merkeb olur ve laf dinler ve sizin emirlerinize uyar ve bazı kafası yukarıda olan atlar gibi binenini usandırmaz ve onu yormaz ve kendi istediği yere değil sizin istediğiniz yere gider , bu nefsi natigenin git gide iyileşmesi ve kuvvet alması için her zaman teveccühünüz bize olsun ve bizim yaptıklarımızı kendinizde bulunan nefsi natigeye öğrnek yapınız ve onu bizde olan sıfatlarla sıfatlandırınız , bu işde başarılı olmanızın işareti bize karşı sevgi duymanızdır , zira sevgi ve saygı iki aynı cins ve aynı sıfatları taşıyan cinsler arasında gerçekleşir , sizlerin teveccühünüz hayvaniyyete oldukça ve kendinizi hayvanlarda olan sıfatlarla sıfatlandırırsanız ve istekleriniz hayvani istekler olursa bize benzemiyecek ve bizim sevgimizde kalbinize girmiyecektir , fakat eğer bizim sıfatlarımızla sıfatlanmış olursanız bize benzeyecek ve bizim sevgimiz yüreklerinize girecek ve dayıma bizi düşünecek ve teveccühünüz bize olacaktır , biz aynı bir ışık saçan ışık kaynağı gibiyiz ki cenabı allahın nuru geybden bize yansımış ve bizdende bu ışık dayıma saçmakta , şimdi eğer sizinde teveccühünüz dayıma bizde olursa sizinde kalbinize cenabı allahın nuru yansıyacak ve onu ışıklandıracaktır , bu ışık sizi bizde olan ve cenabı allahın sevdiği sıfatlarla sıfatlandırır ve bu işlere devam ettiğiniz takdirde kendiniz cenabı allahın nuru ile ışıklanacaksınız . bu dediğimiz nur insaniyyet ruhu dur , bu sahip olduğunuz nefsi natige aynı bir ruhsuz bedendir ve o aynı bir soğuk ve ateş almıyan petrol gibi dir eyer kendinizi bize doğru yaklaştırırsanız bizde bulunan ateşin sıcaklığı sizdeki o yanmıyan nefsi natige petrolunu ısındırır yavaş yavaş buharlaştırır ve bir zamanda kendiliğinden ateş alır ve yanmağa başlarsınız , o zaman göreceksiniz ki bir başka ruha sahip olmuşsunuz ve yeni bir hayata girmişsiniz ve şimdi sizde bulunan hıslardan çok farklı hıslara ve anlayışlara sahip olmuşsunuz , artık o eski körü körüne öğrenmelere hiç gerek kalmamış ve öyle bir göze sahip olmuşsunuz ki başkalarının öğretmesine gerek kalmadan kendiniz baktığınız her şeyi görüyor ve öğreniyorsunuz , kör lerin renkler konusunda ve onların nasıl bir şey oldukları hakkında ömür boyu ilim öğrendiklerini ve nihayet renklerinde ne olduklarını tam olarak anlıyamadıklarını siz o gözle bir bakışla görür, öğrenir ve anlarsınız , o cenabı allahın nuru olan ve tüm kudretlerin menşei olan o nur vasıtası ile öyle bir kudrete ve kuvvete sahip olursunuz ki her neye ol derseniz olur , artık o eski aletlere gerek kalmaksızın istediğinizi yapabilirsiniz , evet eğer bizi kabul eder bizi itaat eder dinlerseniz böyle bir mükemmel varlık olursunuz ve bu nebati ve hayvani merkeblere gerek kalmaz onlar ölürseler siz cenabı allahın ebedi varlığı ile var olacak ve hayatta kalacaksınız ve şimdi hayalını bile edemiyeceyiniz nimetlerle nimetlendirileceksiniz ve cenabı allahın kudreti ile her istediğinizi yapabileceksiniz ve her isteğinizede varacaksınız
Evet peygemberlerin bu emirleri , bu sözünü ettiyimiz sıfatları onların şeriyetleridir ki onların bazıları cemadiyyetin islahı bazıları nebatiyyet , bazıları hayvaniyyet bazıları ise o nefsi natigenin islahı içindir , o reçete gibi emirlerin hepsi , insanların bir yere toplanması sonucu doğan sorunların giderilmesi içindir . tarihi kitapları sayfalarsak göreceğiz ki bu peygemberlerin her hangi birinin gelmesi ve bazılarının onlara inanmaları ve onları itaat etme sonucu onların gelişmelerine ve hatta ki fikirlerinin genişlemesine ve gelişmelerine neden olmuştur onlar zekalanmışlar ve uygarlığa sahip olmuşlar mesela hazreti musanın gomu ve ümmetinde olduğu gibi . onlar çok düşük zekaya sahip oldukları ve çok zelil oldukları halde hazreti musanın talimleri sonucu ne kadar ilerlemişler ve nelere sahiplenmişler, büyük saltanatlar ve kırallıklara sahip olmuşlar hatta o hazrete inanmamış kimseler ve yehudi olmıyanlar bile yehudlardan farkında olmadan etkilenmişler ve onlarında ilimleri ve uygarlıkları artmış ve bilmeden peygemberin getirdiği şeriyeti almış ve kullanmış ve ilerlemişler . şimdi eğer uzak geçmişlerin ve yehudilerin tarihlerine güvenmiyorsak ve inanmıyorsak islam tarihi gözlerimizin önündedir , hazreti peygember sellalohe eleyhe ve aleh efendimizin öğrettikleri ve şeriyeti sayesinde o çölde vahşice ilimden uzak yaşıyan ve çoldeki kertenkeleleri yiyen anlamamzlık ve düşünememek sonucu kız çocuklarını diri diri mezara koyup üstünü örten kimseler , adam öldürmekten başka , at binip çöllerde onun bunun önünü kesip onların varını yokunu almaktan başka bir iş beceremiyen kimseler , öyle bir gelişmeye vardılar ki iran ve rum devletleri gibi çok büyük impiratorlukları dize çöktürüp yendiler . çok büyük ilimlere ve gelişmelere vardılar . selibi harplerde avrupalılar islami ilimlerle tanıştılar öğrendiler ve onların sayesinde büyük gelişmelere vardılar , şimdide avrupada ne varsa o zamandan kapıp öğrendiklerinin arkasıdır geliyor .

Bunların hepsinden bu sonuca varmak istiyorum ki peygemberler beşerin ve adamların akıllarının gelişmesine neden olmuşlar ve onların öğrettikleri ve anlattıkları adamlardakı nefsi natigenin gelişmesine neden olmuş ve millet bu seviyyeye varmış , aynı bir babanın evladı ve onu nasıl terbiye etme konusunda gördüğümüz gibi , o çocuğa hangı yaşlarda neleri öğreteceği gibi , mesela çocukluk çağlarında ona temizlik ve neler yiyip işmesini ne zaman uyup kalkmasını öğretmesi , biraz büyüdükten sonra ona yazıp okuma ve çeşitli ilimler öğretmek ve onun bunların hepsini anlıyıp anlamadığına çok dikkat etmeksizin yaptıkları talim ler gibi ve daha çok büyüdükten sonra ona diğerleri ile nasıl yapacağını nasıl kareket edeceğini nasıl konuşacağını ve git gide büyümesi ve aklının çoğalması takdirde ona daha çok daha ağır ilimler öğretmeleri gibi . şimdi çeşitli zamanlarda yaşıyıp bu güne kadar gelen bu beşerinde aklının atrması ve çoğalması aynı bir çocuğun büyümesinde olan akıl farklılığı ve git gide bu aklın ve düşüncenin artması ve çoğalması gibidir . bunun için dir ki peygemberlerinde çeşitli zamanlarda beşerin aklını ve anlayışını düşünerek konuları onların anlıyabileceği kadar öğretmişler ve emirler vermişler , anlayışlar ve akıllar geliştikce cenabı allah başka bir peygember üstün şeriyetle göndermiş ve milleti aydınlatmıştır , bu dinlere ve şeriyetlere uyanların hepsi anlıyarak uymamışlar . bazıları aynı bir çocuk gibi anlamadan anne babayı dinlemek ve onlara uyma gibi , konuları ayırt edememek ve anlamamakla birlikte , nefslerininde zayıf olmaları sayesinde itaat etmiş oldukları gibi . altı yedi yaşındaki bir çocuğun babasını dinlemesi gibi , bu çocuğun babasını dinlemesi onun dediklerini ve o söylenenlerin bubun lehine olduğunu bilmemekle birlikte onu dinliyor , bu dinlemek o çocuğun başka olanakların olduğunu bilmemek sayesinde ve başka bir yollar ve çeşitli başka işler yapabilmesini bilmemek sayesinde oluşmaktadır . onun düşünce kapasitesinin henüz gelişmemesi için , aynı bir soğuk mum gibi her hangı bir şekile soktuğunuz takdirde aynı şekilde kalır ve hiç değişmez , fakat eğer onu bir sıcak ortama bırakırsanız yavaş yavaş ısınır ve hamurumsu olur ve git gide yumuşar ve erir ve şeklini kaybeder ve artık sıvılaşır ve ona verdiğiniz şekiller hepsi bozulur ve kayb olur gider , hangı kapda duruyorsa o kabın şeklini alır , kab dörtgense dörtgen yuvarlaksa yuvarlak olur , aynı o babadan öğrenen ve o öğrendiklerinin hepsi kafasının başka şeylerde çalışmaması nedeni ile senelerce değişmeden kafasında kalan çocuk gibi . fakat kafasının çalışmağa başlaması ile tüm o şekilleri bırakır ve tüm öğrendiklerini unutur . şimdi onun nefsi natigesinin mumu , cemadiyyet ve nebatiyyet kabının içerisinde olduğundan , aklının gelişmesi ve babanın terbiyeleri sayesinde aldığı şekiller , aklının gelişmesinin sıcaklığından erir ve kayb olur ve bulunduğu cemadiyyet ve nebatiyyet kabının şeklini alır aklının gelişmesi ve o donmuş halden çıkmasına rağmen cemadi ve nebati istekler haline gelir bu gelişmeler . bu hal çocuklarda buluğ çağında başlar , bildiğiniz gibi bu çağda çocuk tüm öğrendiklerini bırakır ve aldığı tüm şekilleri kayb eder ve nebati ve hayvani istekler haline gelir , edebsiz ve laf dinlemez olur , anne babanın sözlerine ve dediklerine hiç dikkat etmez onları dinlemez , kendini onlardan daha üstün ve daha akıllı görür , anne baba bu durumdan çok ama çok rahatsız oldukları halde ileride akıllanacak ve bu yaptıklarının hepsini bırakacaktır diye ümid ederler . bu çocuğun bu laf dinlemez hali anne babıya o geçenlerde laf dinler halinden daha çok ümit vericidir , çünkü bu laf dinlememezlik onun aklının ve şuurunun artışı nedeni ile olmuştur , o geçen hali onun aklının azlığından ve şuurunun gelişmemesinden doğmaktaydı . ümid ederler ki yakın zamanda onun nefsi natigesi aklın ateşi ile tutuşur ve alevlenir ve birden bire onda akıl hüküm sürmeye başlar ve tüm o beğenilmeyen ve kötü sıfatları bırakır ve akıllı bir kimse olur , aynı o mum gibi ki daha evvel öğrnek verdik . eğer bizim niyyetimiz ve istediyimiz onun aklının ateş alıp tutuşması ise , onun daha evvel soğuk olması ve bizim istediğimiz şekillerde kalması artık geride kaldı ve ısınarak erimeğe başladı ve bizim yaptığımız şekilleri kayb ediyor ve bulunduğu kabın şeklini almağa ve onun tüm boşluklarını doldurmağa ve bulunduğu kabın şekilsiz halini almağa başladı diye rahatsız olmaz ve üzülmeyiz . neden , çünkü onun bu erime ve ısınma sayesinde sıcaklığı artarak buharlaşmağa ve birden bire tutuşup alevlenmeye başlamasını biliyoruz diye . onun içinde bulanan gizli ateş dışarı çıkar ve onun vucudunda ferman surer , emirleri o verir diye . artık emirler onun emirleri olur , onda bulunan tüm mumlar o ateşin emirleri ile yukarı doğru hareket ederler aşağı inme yerine yukarı çıkmağa istek kazanırlar buharlaşma ve ateş alma ve ateş gibi yukarı çıkmak isterler .

Şimdi geçen zamanlardada beşerin peygemberleri dinlemek ve onları itaet etmek onların şuur larının az olması ve akıllarının donmuş olmasından ileri geliyordu , onları her hangı bir şekile sokmak istiyorlardı , donuk olmaları nedeni ile aynı şekilde kalıyor ve hangı davranışları öğretmişlerseydi aynı davranışlarla senelerce değişmeden kalıyorlardı . fakat onların şuurlarının mumu ısındıkca yumuşuyarak eriyorlar ve o öğrendikleri adetler ve davranışlar unutuluyor . her şeyin bir ağırlığı olduğu gibi , bu şuur ve düşünme gücü , doğal ağırlıkları ile aşağıya doğru gider ve sözün ettiğimiz tabii hayvani ve nebati kabın içinde yerleşir ve onun şeklini alır , yani hayvani ve nebati istekler ve meyiller haline gelir ve tüm gücü ile onları besler ve takviye eder , fakat akıllı ve bilen birisi için bu ümüt vardır ki bu eriyen ve donuk halinden çıkan şuurlar ve düşünceler , yakın bir zamanda buharlaşmağa başlar ve akıl ateşi ile yanmağa hazır olur ve onun yanına ve yakınına bir akıl ateşi ile yanan bir yanar şey gelirse bir den bire tutuşur ve yanmağa başlar ve bu sefer akıl onların hepsinden başa geçer ve o emir verir ve emir sürer . ounun emirleri ile bunlar o hayvani ve bitkisellik kabların içindeki delik deşiklerden dışarı çıkıp aklın göküne ve semasına doğru yukarı gitmeye başlarlar , tüm zülümler ortadan kalkar , karanlıklar giderilir , alem ışklanır , bu devran ki hayvanlığın hüküm sürme devranıdır sona erir ve aklın hüküm sürme devranı başlar , hayvanlıklar her biri kendi yerlerinde hiç bir hüküm süremeden kalırlar ve kurt la koyun aynı yerden su içerler ve bir birlerine hiç bir zulum yapmazlar .

Şimdi bu miktar konuları bildiniz ve bizim düşüncelerimizle az çok tanışmış oldunuz , sizin sorunuzun cevabını ki benim düşüncelerimi yirmimci asır konusunda sormuştunuz yazıyor ve diyorum ki ; كنترل شد
Bu gördüğünüz yirmimci asır dünyasını aynı buluğ çağına yaklaşmış bir çocuk gibi görüyorum , onun şuuru ve düşüncesi artmış ve çoğalmış ve daha evvel dediğimiz gibi onun şuuru donuk halden çıkmış ve erimeye başlamış ve geçenlerden öğrenmiş olduğu tüm adetleri dini konuları şerieti ve başka isimler ile bu güne kadar çok değer verdiği insanlık ve şerafet ve insan severlilik gibi konuları birer birer bırakıyor ve unutuyor , onun şekilsiz ve henüz bir şekil almayan şuuru hayvaniyyet ve nebatiyyete ilgi göstermekte ve onların tabietini ve şekillerini almış ve onları besliyor . bu dediklerimin isbatını isterseniz dünyadaki cinayetler ve suç işleme istatiklerine bakınız , bu istatistikler git gide ve her yıl daha fazla suç işlemeler ve adam öldürmeler ve tecavüzlerle artıyor . acıma , şafakat , sevgi , hak tanıma ve başka iyi sıfatlar git gide azalıyor . hayvani tabietler gün güne çoğalarak güçleniyor , tüm tabietler ve ilimler bunların istihdamında ve bunlardan emir almaktadırlar , onların emir vericileri hayvani tabietleridir , erkekler kadınlara karşı besledikleri şehvetin çokluğundan kendilerini kadınlara benzetmekte , saçlarını , elbiselerinin rengini ve şeklini onlarınkına benzetiyorlar , onlar gibi bezek yapıyorlar , kadınlarda erkeklere karşı besledikleri şehvet sonucu kendilerini onlara benzetiyorlar , onların elbiselerini giyiyorlar , gencecik çocuklara sınıflar açarak cinsi dersler veriyorlar . bazı sapıklar ise erkekler erkeklerle ve kadınlar kadınlarla paylaşıyorlar , hatta ki büyük kanun adamları bu işin yasallaşması için kanun yazıyor ve kanun geçiriyorlar . kızlar la erkekleri bir birlerine karıştırmışlar ve binlerce gayrı meşru çocuk dünyaya geliyor, bunun elacını ve çaresinide kürtaj da bulmuşlar ve kürtaja izin veriyorlar .bazıları ise tüm işlerde hayvanlardan taklit yaparak kendilerini hayvanlara benzetiyor ve saçlarını kirli ve taramadan öyle karmaşık istiyorlar , tüm insani huyları bırakıyor ve hipi oluyor ve bir azçık şuur kalsın diye razı olmuyor ve tam hayvanlaşıyorlar , bir azçık şuurları onlar istemeden kalmışsada onu da içkiler ve afyonlar çeşitleri ile gidermeye çalışıyorlar . tüm ilimlerinin ve bilgilerinin hedefini kendilerindeki hayvani ve nebati istekler ve temenniler doğrultusunda kullanıyorlar , iktisadi ilimleri sırf daha çok para kazansınlar daha çok çeşitli yemekler yiyebilsinler , geri zekalıları daha çok istismar etsinler ve onların ceplerini daha fazla boşaltabilsinler diye okuyorlar , sanatlarını ve sanayi lerini daha çok adam öldürebilmek için korkunç silahlar üretebilmek için kullanıyorlar , bu silahlarla zayıfları daha çok istismar etmek onları her zaman tehdid ederek kendi isteklerini onlara yaptırmak ve her zaman onları aynı bir uşak ve çırak gibi kullanmak istiyorlar , zayıfların tüm varlıklarını almak istiyorlar , büyük devletler küçük devletler bir birleri ile savaşsınlar ve harp yapsınlar istiyorlar ki bu arada paralarını onların ürettikleri silahları almak için takdim etsinler ve bir birlerinin kanlarını döksünler ve her zaman fakir kalarak emniyyetlerinide kayb etsinler , böylece her zaman onların kulları olarak kalsınlar , eğer zayıf devletlere karşılıksız yardım ederlesede aynı bir koyuna yem vermek gibi dir , bu yardım yesin şişmanlasın ve daha fazla et versin diye yapılıyor, bu yemi koyuna bunun için verirler . Çünkü görüyorlar ve biliyorlar çok zayıf ve yoksul ülkelerden onlara hiç bir yarar sağlanamaz . bir taraftan onlara yardım ederek minnet dar ediyorlar onları diğer taraftan onların tüm çalışmalarının karşılığı olan ham maddelerini çok ucuz alarak yaptıkları yardımın bir kaç katını alıyorlar onlardan .

Şimdi bunları duyarak zayıflara yazık olmuş diğe düşünmüyelim , zayıflar onlardan daha iyi değiller , bunlarda aynı onlar gibi hayvaniyyet tabietinin esiridirler , bunlarında eğer ellerine geçerse aynı işi kendilerinden zayıfına yaparlar , eğer aslan tilkiye saldırıyor ve onu yırtıyor ise tilkide eline geçer geçmez horuzu boğuyor ve yiyiyor . hepsine sultan ve emir verici hayvaniyyet huyudur , tüm ilimler ve şuurlar onun emrinde ve onun istihdamındadır .

Şimdi İRANIN bu günkü halini görmek ve bilmek istiyorsanız ( sene 1970 ve devrimden evvel yazılmış bu kitap) burada da durum aynı dır , her kesin çabası o yirminci asır uygarlığına varmak ve onları taklid etmek tir , cenabı allahdan ve onun resulundan sırf ad kalmış onların şeriyetleri yüreklerden kalplerden çıkmış ve gitmiştir , dolu çapak koşuyorlar onlara yetişebilmek için . bunlar bir adım onlara doğru gidiyorlarsa , onlar yüz adım bunlardan uzaklaşıyor ve dünya işlerinde bunlardan öne geçiyorlar , bunların çoğu onlara karşı acayip bir sevgi ve ilgi besliyorlar , kendilerinde bulunan zayıflık nedeni ile onların ilimlerine ve sanatlarına ve sanayilerine varamıyınca kendilerinin dış görünüşlerini onlara benzetmek istiyorlar , hiç bir kötülük bulamazsınız ki dünyanın öbürü ücünda yapılmış bizim burada gün modası olmasın diğe . eğer dünyanın bir ucunda bir akılsız kadın bir elbise giyerse buradakı tüm uygar kadınlar o elbisenin aynısını giyerler , düyanın bir ucunda her hangı bir akılsız laf edilmişse bunlar onu aynı cenabı allah tarafından vahy olmuş gibi kabul ederler , akıl avrupalının aklı , edeb onların edebi dir diğe düşünüyorlar , kendi milli adetlerine geleneklerine bağlı kalmadan onların adetlerini , geleneklerini kullanıyor ve onlardan hiç ayırt edilmiyorlar . eğer her hangı bir kimse kendini avrupalı ve ya amerikalılara benzeterek onlar gibi ingilizce konuşuyor ve onlar gibi elbise giyebiliyorsa ne mutlu ona diye haykırıyorlar buna da iftihar ediyorlar . onların tüm içkilerini çok yukarı fiyatlarla alıp kendi ziyafetlerinde misafirlerine içiriyorlar , avrupalılara benzesinler diye domuz etini koyun etinden daha fazla fiyatlarla alıp kullanıyorlar , ana dilini kendi çocuklarına öğretmeden onların konuştukları dili öğretiyorlar , çok yukarı fiyatlar ödüyerek çocuklarını ingilizce ders veren kireşlere kayıt yaptırıyorlar ki büyüyüp orta okula ve liseye başladıkları zaman tam bir avrupalı gibi olabilsin onlar gibi konuşabilsin , bu yaşa gelinceye kadar bir defa olsun bile onu camiye cenabı allahın onun resulunun adı geçen yerlere götürmüyor buna karşı varını yokunu satarak çocuğunu avrupa ve ya amerikaya tam ve eksiksiz bir yabancı olsun diye gönderiyorlar . şimdi bu çocuk bu terbiye ile çalışkan biri ise orada kalıyor ve yabancıların istihdamına geçiyor ve onlara çalışıyor kendi milletini memleketini anasını babasını unutarak yabancı bir eş de alıyor ve evlenerek oralarda kalıyor para pul servet kazanayım diye dinini imanını milletini memleketini kendi ırkını ve aşiretini bırakıyor , yani bu ülkenin parası ile tahsil yapan bu ülkenin ekmeği suyu ile büyüyen böyle bir çocuk , iki elli yabancı istismarcı ve istimarcılara takdim olunuyor . eğer çalışkan ve dersle ilgilenen tip değilse bu çocuk bu sefer onların ne kadar kötü huyu varsa öğrenip kendi ülkesine hedye getiriyor . bu çocuklardan dini imanı sağlam kalarak bir ilim öğrenerek kendi ülkesine milletine memleketine hizmet yapmak niyyeti ile dönmüş ve çalışmağa başlamış olanı çok nadir görünmektedir malesef .

Vallah ki insanın aklı kaçıyor bu nedir böyle , bu garip genel irade zayıflığı neden bu asırda her kesi etkilemekte , neden bu yeni nesil yabancıların huyları etkisi altında kalmış dinlerinin feda etmeleri yetmemiş gibi milletlerini aşiretlerinide onlara kurban ediyorlar . cenabı allaha onun resuluna inanmış bir kimse nasıl keni evinde kendi odasında cenabı allahın ve onun resulunun emilerine ve onun şeriyetine uyarak onları uygulamak istiyor ise , bunlarda kendi odalarında gizli yerlerinde bile kendi çocukları ve eşleri ile birlikte tek tek onların yaptıklarını huylarını tekrarlıyarak uygulamak istiyor ve uyguluyorlar . bunlardan daha acayip olanı , din adamları hocalar , dinin tüm emirlerini ve şeriyeti onların yöntemleri ile uygun bir şekilde uygulamak istiyor ve öyle tefsir ediyorlar . onların yaptıklarını örnek veriyor onların ilimlerini ilim ve mantıklarını mantık ilan ediyorlar . islamın tüm hükümlerini ve şeriyetini sırf cemadiyyet nebatiyyet , hayvaniyyetin düzelmesi ve toplumdaki düzenin sağlanması için biliyorlar , hal bu ki bunlar hepsi insaniyyetin gelişmesi içindir . esas sonucu unutmuşlar , şimdi böyle düşünmeleri ile birlikte islamın tüm getirdikleri hükümler sırf cemadiyyet ve nebatiyyet ve hayvaniyyeti düzeltmek içindir diye düşünen ve söylüyen bu kimseler birde tüm ilim kapıları bize kapalıdır diye düşünüyor ve kendilerini cenabı allaha ortak yaparak kendi düşüncelerini cenabı allahın emirleri yerine koyuyor ve millete böyle inanın ve böyle uyguluyun diye emir veriyorlar . böylece dini mobinimize töhmet yapıyor ve diyorlar ki islam dini diri bir dindir onda içtihad ve oy vermek din adamlarının düşüncelerini cenabı allahın emirleri gibi görmek ve ona inanmak ve onu uygulamak sebestir bu dinde şüphelere inanmak ve din adamlarının şüphelerini ve bir konuda olan düşüncelerini hiç düşünmeksizin cenabı allahın dini olarak kabul etmek ve uygulamak mümkündür . bu din adamları her hangı bir konuda bu günün gereksinmelerine uygun olarak bir düşünce ve bir fikir besler ve onu uygulamak için halka ilan eder ve o konuda din adamının düşüncesi cenabı allahın ve onun resulunun emirleri yerine geçer ve uygulanması her kese vacip olur diye söyluyorlar . allah allah olurmu böyle bir terslik ?. bu sözü açarsak bunun manası budur ki ya cenabı allah bu günün ihtiyaçlarını nazıl etmemiş ve buyurmamış ve ya nazıl etmişte onun peygemberi onu bize iletmekte kusur etmiş ve bu din adamları ve müctehidler peygember efendimizin bu kusurunu gidermek için görevlendirilmişler . bir konuda cenabı allahın vahyı olmadan peygember efendimizin o kunu hakkında bir hüküm sürmeğe hakkı ve yetkisi yok iken bu müctehit cenabı kendi eksik aklı ile cenabı allahtan bir vahy gelmeden peygember efendimizin buyuruklarını o konuda bilmeden günün gerekleri ile bağdaşır şeklinde bir düşünce besleyerek kendi eksik aklı ile kendi şüphelerine dayanarak bir fikir yaparak o fikrini ve düşüncesini halka ilan ederek dindeki bu eksikliği giderecek bu cenab ve böylece bu din her zaman taze ve diri kalacaktır . neuze bellah men gezebollah . نعوذ بالله من غضب الله
Şimdi bir toplumun öncüleri ve rehberleri cenabı allah ve resul namına milleti davet edenler , kuranın yetmiş ayeti gereyince yasak olan bu şüphe ve bazılarının düşünceleri üzere kurulmuş fikirlere uymağın yasak olduğunu açıkca beyan eden bu ayaetlerin varlığına rağmen, milleti kendi şüpheleri üzerine kurulmuş fikirlere ve onları cenabı allahın dini olarak millete kabul ettirmeye çalışan bu adamlar, böyle aşikar halt yaptıkları zaman , o dini unutmuş adamlar , cenabı allah va resuluna arka çevirmiş olanlar ve hayvaniyyete doğru gidenler ne yapıyorlar acaba .

Evet bu dur yirmimci asır mütemeddinlerin ve az gelişmiş olan ülkelerin öncüsü olan çok gelişmiş ülkelerin görünüşü ve budur bizim memlekitimizin hali ki onları taklit ediyor ve onlar gibi olmağa çaba gösteriyor ve tüm çabaları ve istekleri onlar gibi olabilmek dir .

Fakat bu gördüklerimizin hiç birisi beklenmedik bir durum ve konu değildir , bunlar hepsi cenabı allahın mülkünün gelişmesinin doğal gereğidir , tüm bu konulardan ale mohammed eleyhomesselamın haberlerinde önceden haber verilmiştir , bunların hepsinin olacağını önceden söylemişler , önceden söylenenlerin çoğunu gözlerimizle görüyoruz , bunuda söylemişler ki tüm hayırlar ve iyilikler bu zamandadır , diyorum ki bunun nedeni şudur ki bu zamanlarda zekalar anlayışlar düşünceler artmış ve çoğalmış , millette daha eskiden olmayan istidad ve başarılar bulunuyor , çok zaman geçmeden bu halk bu gittiği yolun fesaddan başka bir netice vermiyeceğini anlıyacak ve onun zararlarını kendi gözleri ile görecektir , öyle bir duruma öyle bir şartlara girecek ki hiç bir iş yapamaz olacaktır ve kendisi bu yaptıklarından usanarak vaz geçecektir , o zaman bir mükemmel kişi peşinde olacaktır ki kendisini bu durumdan kurtarabilsin . o zamandır ki onların şuur ve zeka mum ları erimeğe başlamış ve yavaş yavaş buharlaşmağa doğru gitmektedir o haldedir ki onların bu buharlaşmağa başlamış olan zeka ve şuur mum ları alevlenmeğe hazır olacaktır ve o zaman dır ki HAZRETE HÖCCET eccelallaho fereceh geyb perdesinin arkasından dışarı çıkacak ve kendi işlerini yapmağa başlıyacaklar , nasıl bir ev bir oda benzin buharı ile dolmuş ise bir tek kibritin bir kücücük ateşi ile bir den bire ateş alarak yanmağa başlar , o hazretinde mubarek vucudu akıl öncüsü ateşi olması nedeni ile buharlaşmış ve yanmağa hazır olan bu nufusu birden bire alevlendirecek ve hepsı akıllanacaktır . hayvan olduklarına rağmen insan olacaklar ve tüm bu durumlar değişecektir . bir bitkiye hayvani ruh gelirse nasıl bir inkilap ve devrim olur onun içinde aynı inkilap ve değişiklik ve hatta ondan daha üstün bir değişiklik olacak , bu nefsi natige sahiplerinin nefslerinde insani inkilap olacaktır . nasıl ki hayvanlar görür ve duyarlar ve bitkiler bu özelliklerden uzaklar ve göremez ve duyamazlar , insanlarda öyle bir özelliklere sahipler ki nefsi natige sahipleri onları tanımamışlar ve o özelliklerden ve o kudretlerden habersizler, insanlık geldiği takdirde o özelliklerde gelecek ve bu nefsi natige sahipleri yeni bir hıslara sahip olacaklar ki daha önce onlarda yoktu , bu hısslar sayesinde çok değişik işler yapabilecek ve çok değişik konular anlıyabilecektir ki daha evvel anlıyabilmez ve yapabilmezdi . bu insanlar bu yeni özelliklere ve bu yeni hısslara ve kudretlere sahip olduktan sonra yeni görev ler alacak ve bu yeni özellikler doğrultusunda görevlendirilecektir , bu yeni görevleri İMAM elehesselam onlara bildirecekler . o kadar değişik ve taze konular anlaşılacaktır ki yeni bir şeriyet ve kitap getirmiş gibi anlaşılacak ve bu konu araplara zor olacaktır diye rivayetlerin anlamı ve açıklaması yukarıda anlattığım konulardır
Bildiğimiz gibi şeriyetin bu mevcut hıslarla , nefsi natige ile anlaşılır kısmı anlatılmış ve duyurulmuştur bizlerde duymuşuzdur , hazrete höccetin anlatacağı yeni kısmı ise bu mevcut natige hayvaniyyet kulağı ile duyulamaz ve anlaşılamaz onu insaniyyet kulağı ile duymak gerekiyor , insaniyyet ruhu gelir gelmez o sesleri duymağa başlar . güneş ışıgı tüm dünyayı doldurduğu ve bitkilerin bu ışıktan habersiz olduğu , velakin hayvani ruhun bitkiye geldiği ve göz sahibi olduğu andan itibaren bu ışığı görmeye başladığı gibi . şimdi aynı şekilde hazreti İMAME ZEMAN eleyhesselamın mübarek vucudu bu dünyada vardır ve cenabı allahın nurunu yüreklere yansıtmaktadır , fakat yüreklerin gözü kör ve görmezdir , henüz onların insaniyyet gözleri açılmamıştır , onun çareside nefsin temizlenmesi ve kabiliyyetlerin gelişitilmesidir ki böylece o ruhun gelişinin imkanları sağlanmış olur , o hazret kendi yazılarında verdikleri emirlerde ve bildirdikleri konularda buyurmuşlar ki : sizlerin yaptıklarınız bizden gizli kalmaz , bize iffetli ve namuslu olmak ile dayanaklılık ve kendinizi kötülüklerden muhafaza etmekle yardımcı olunuz . bu emirler nefslerin itidalı ve onların düzeltilmesi doğrultusunda verilmiş emirlerdir . böylece insaniyyet ruhunun zahir olması imkanı sağlanmış olur , onların hakikatları görecek gözleri açılmış olur ve o efendimizi tanıma ve onu anlama yeteneğine sahip olurlar . eğer geçen zamanlarda zahir oldukları dönemlerde olduğu gibi sırf o hazretlerin zahirlerini tanımakla onların adı ,soyu , şücaet ve bağışlama ve acıma ,büyüklükleri gibi zahirdeki özelliklerini ve sıfatlarını tanımakla yetinmek yeterli olsaydı , bu kadar uzun bir geybet etmeğe , gözlerden gizli kalmağa gerek kalmazdı , çünkü cenabı allahın kudretinde ve İMAMın allahtan aldığı kudret de , her hangi bir eksiklik yok ki bu eksikliklerin giderilmesini beklemek mecburiyetinde kalsınlar , silahlar ve işin melzumatı sağlandıktan sonra zuhur etsinler ve silah kullanarak kafirleri öldürsünler diye . ilk günden allah isteseydi bu işi yapmak mümkünmüş , fakat o hazret insaniyyete talipdirler , cenabı allah tarafından bu halkın terbiyesine ve onlara insaniyyet ruhunun gelmesinin koşullarını sağlamak için görevlendirilmişler , bu işde silah ve zorla değil talim ve terbiye ile mümkün olur muhakkak . farz edelim bir hayvanı korkutarak zorla kötü bir işin yapmasından vaz geçirelim , böylece bu hayvan insan olmaz , bu uzun geybet ve gizli kalmak o terbiyeleri ve öğretmeleri mümkün kılmak ve muhakkak etmek içindir , İMAM elehesselam cenabı allah tarafından görevlendirilmiş görevlerini yapmaktadır , kendi yazılarında bizi bu işten emin etmişler ve buyurmuşlar ki biz sizi boş bırakmayız sizin zikrinizi unutmayız fakat bu işe zaman gerekir eğer her hangı bir kimse bir çocuğun öğretimini ve onun iyi bir mühendis olmasını üstlenmiş ise bu bir gecede yapılan bir iş değildir , o çocuğa ilk başda bir ilk okul öğretmenini görevlerdirmek ve bir yıl bekliyerek o çocuğun harfları kelimelerin öğrenmesini ve bir şeyler yazabilmesini beklemek gerekir , ondan sonra onu ikinci sınıf öğretmenine vermek ve onun bir şeyler okuyabilmesini beklemek ve yavaş yavaş daha üst sınıflar ve daha üstün hocalara vererek bu çocuğun liseyi bitirmesini beklemek ve mühendislik okuyabilme yeteneğine sahip olmasını beklemek gerekiyor , bu sefer o kendisi baş mühendis olan hoca bu çocuğa mühendisliği öğretmeye başlar , fakat bu baş mühandisin ve hocanın ilk sınıflarda bu çocuğa alfa be öğretmesi hiç gerekmez , bu baş hoca tüm gereken şartları ve hangı dersleri hangı hocalarla görmesini bildirmek ve o çocuğun hangı okula gitmesi , hangı hocalardan hangı dersleri alması ile ilgilenmesi yeterlidir , onun liseyi bitirip üniversiteye girinceye kadar bu baş hocaya hiç ihtiyacı yoktur bu hoca uzaktan onun ile ilgilenir ve ona gereken programları verir . demek ki İMAME zaman elehesselam geybet etmiş ve ümmetin işleri ile ilgilenen yok , imamda düşmanların korkusundan bir tapanağa girmiş ve kendisini saklamiş diye bir konu yok .
o hazret tüm varlığı ile cenabı allahdan aldığı emirleri uygulamakta ve ümmetin terbiyesinde ve bilgilenmesinde çalışmaktadırlar , şimdi ümmetin ilk derslerinde ümmetin alimlerini görevlendirmişler , toplumun aklı , anlayışı , zekası şuuru yukarı giddikce o hazret daha üstün alimler daha üstün dersler için görevlendiriyorlar . eğer geybet zamanından bu tarafa şiilerin kitaplarına bakacak olursak öğretimin her yıl ve her yüz yıl geçtikce gelişmesini ve ilerlemesini görürüz . başta söylediğim gibi peygemberlerin fermanları ve emirleri , işleri esastan yapıp düzeltmek içindir , cemadiyyeti düzeltmekten ve onu düzene sokmaktan başlamışlar , ondan sonra nebatiyyet sonrada hayvaniyyet , ondan sonra da natige nefs ve gudsiyye nefsi düzenlemeye ve itidala sokmağa devam etmişler , tüm bu bilgileri kendi haberlerinde beyan etmiş ve buyurmuşlar . alimlerde bunlardan ne zaman ne kadar gerekli imişse milletin ve toplumun haline bakarak , gerekli olan miktarda söylemişler .

ilk senelerde yazılmış olan kitaplarda çoğunlukda şeriyetin zahirinden yazmış ve söylemişler , yani cemadiyyet nebatiyyet ve hayvaniyyet leri düzenlemek için gereken hükümleri yazmışlar , siz fıkh kitaplarını açtığınız zaman size yaptığım açıklamalardan anlıyacaksınız ki hangı hüküm neye göre verilmiş ne için yazılmış . mesela temizlikler , necisler , gusul abdes , elbiseler ve kalınabilecek yerler hakkında verilmiş hükümler , zahirimizin ve cismimizin , yani cemadiyyetimizin islahı ve düzenlenmesi için verilmiş hükümlerdir . yemekler içmeler , helal ve haram gıdalar hakkındakı hükümler ve bu gibileri nebati bedenimizin itidalı ve düzeni için , ve vekalet şahit geçmeler bir suç konusunda hüküm vermek , çeşitli cezalar hepsi hayvani tacizlerden muhafaza etmek için ve hayvaniyyetleri itidala sokmak ve düzenlemek için verilmiş hükümlerdir . hums , zekat , sedegeler ve bahşişler ve iktisadi hükümler , toplumun düzeni ve her kesin nisbi bir rahatlığa kavuşabilmesi için ve evlenmeler , boşanmalar ve toplumda nasıl gidip gelme ve nasıl hareket etme gibi hükümler de toplumdakı irtibatların rahatlığı ve neslin kalıcılığı ve bu gibi konular için verilmiş hükümlerdir . bazı namaz , oruç ve sayir ibadetler de nefslerin islahı içindir . fakat bunların fıkh kitaplarında adlarının geçmesine rağmen onların zahirlerinden başka batinlerinden hiç bir söz edilmemiştir , mesela nasıl geraat edelim , okuyalım , teleffüz edelim , nasıl okuyalım sureye mubarekeyi , S nı nasıl talaffuz edelim , z nı nasıl diyelim yüksek seslele mi okuyalım yoksa yavaş ses le mi , nasıl ayakta duralım , nasıl rükü , nasıl sicde edelim ve bu gibi şeyler . hiç bu namazın batini , anlamı ve manasından ve ne için bu ibadetin var olduğundan söz edilmemektedir bu kitaplarda . sırf bu ibadetlerin zahirlerini öğretmişler bu kitaplarda .

fakat zekalar akıl ve düşünceler geliştikce kitaplarda nefsani ibadetler ve seyro suluk adabı ve iyi huylarla huylanma yöntemleri ve cenabı allahın hak yolunda seyr etmek hakkında yazılar yazılmış ve açıklamalar yapılmıştır . bu konuları da anlatmak için fegihlerden daha üstün din adamları ve alimler görevlendirilmişler .

işte bu sözün ettiğimiz üstün alimlerden bir kısmı da ŞEYHİ lerin alimleridirler ki yüz atmış yıl öncelerden bu zamanın derslerine başlamışlar , o önceki zamanların dersleri ile birlikte ve şeriyetin zahirine gerekli olan konularla birlikte nefs lerin islahı için gerekli olan daha üstün derslere başlamışlar , bu zamanın derslerini canabı allahın kitabından ve onun resulunun sünnetinden ve ale mohammed eleyhomosselamın haberlerinden çıkarmış ve onları kendi kitaplarında , konuşmalarında ve derslerinde beyan etmiş ve buyurmuşlar . yaklaşık dokuz yüz elli cilt kitap yazmışlar , onlardan sekizyüze yakın olan bir kısmı mevcuttur . onlardan çoğu baskıya gitmiş ve yayınlanmıştır ve kalan kısmını da yayınlamaktayız iki binden fazla konuşma ve binlerce ders onlardan elimizde vardır ki onlarıda yayınlamağa başlamışız , bunların hepsinin konuları dinimizin bir daha sonrakı ataması için gerekli olan konuları içermektedirler .yani cenabı allahın yolunda seyr etmek ve eşyaların hakikatını tanımak ve cenabı allahı ve onun sıfatlarını tanımak ve hazreti peygember efendimiz sellellahoeleyhe ve aleh ve imamlar eleyhomosselam ları ve onların faziletlerini ve megamlarının tanınmasını içermektedirler . bu kitapların genel olarak konuları nefsi natigenin islahı ve düzenlenmesi ve onun insaniyyet ruhunu taşıyabilir özelliğe sahip olabilmesi hakkındadırlar ki böylece imamlar eleyhomesselamı ve onlar gibi mükemmel insanlerı tanımak mümkün olabilir , bu kişilerin varlığı ve bu kitapların yazılışı imam eccelellaho ferecehin zuhuruna bir ayet ve işarettir , aynı sabaha yakın görülen ışık gibi ki güneşin doğuşunun habercisidir . fakat bazı abtallar ve eski zamanların eski derslerin hocaları , kendi sınıfları ve dersleri tatil olacak diye korkmuş ve böyle bir derslerin ve sınıfların ve hocaların varlıklarını bile inkar etmişler , bunlar bu kadar peygemberin gelişinin , bu kitapların nazıl olmalarının hikmetini ve yer ve gökün ve alemlerin yaratılışının hikmetini bir kaç konuda , heyz ile nifas nedir , cenabet guslu nedir nasıldır ve alış veriş hükümleri nedir diye yetinmişler ve bunları bildikten sonra mezun olunuyormuş diye düşünüyor , hoca ise kendilerinden başka hoca yoktur diye düşünüyorlar . fakat yazıklar bilmiyorlar ki bu kocaman alemin yaratılışından gaye bu küçücük konular olamaz ve bunlar değildir tabi ki . bunlar bilmelirler ki bu alemleri yaratan cenabı allahın niyyeti ve gayesi bu işlerden çok büyük sonuçlar elde etmektir ve buna ermek içinde tüm gerekenleri yapmış ve yapacaktır , bunların ağlaması , kışkırıp bağırması bu büyük din adamlarını ve alimleri tekfir etmeleri , kendilerini küçük düşürmekten başka hiç bir işe yaramıyacaktır .

bu gidişle hiç bir şekilde geriye doğru dönüş yoktur ve cenabı allah bu halkı yarattığı maksat ve gaye ve iş için öne doğru yürütmekte dir .

gemideki kapitan elbiselerini yırtarsada
cenabı allah gemiyi istediyi yere götürür
yani gemicinin istediği değil , allahın istediği yere gider gemi
cenabı allaha binler defa şükür olsun ki , biz büyüklerimizin yardımı ile bir yere gitmek istiyoruz ki cenabı allah seviyor imame zeman ecelellaho fereceh yardımı ve onun onayı ile hak olan sözleri mümkün olduğu kadar söylüyeceğiz ve ale mohemmed eleyhomesselamın zahir olmasının yakınlaşmasına sırf dille değil emel ve yapmakla da dua edeceğiz .

evet sözü kısaltayım , artık söylediğim ve yazdığım konulardan bizim bu zamanlarda bu alemi nasıl gördüğümüzü anlarsınız sanırım inşaallah , size gönderdiğim kitaplardan da bizim alimlerimizin görüşlerini ki onlarda cenabı allahın kitabından ve ale mohammad eleyhomesselamın buyuruklarından almışlar okur ve anlarsınız inşaallah .
ve sellellaho ela mohemmeden ve alehettaherin ve oliyaehemelencebin . sona erdi zeynolabedin torunu ebolgasem oğlu ebdorrıza eli ile 1391 hicri senesinin recep ayının yedisinin sabahında .

tercüme yapan eli esger torunu mustafa oğlu cafer seyf , 1431 hicri senesinin muherrem ayının üçü saat 19 ve sellallaho ela mohammeden ve alehetteyyebinettaherin ve leenetollahe ela eedaehem ecmein .

ترجمه جعفر سيف
تاريخ 29/12/1393