اَمَّا الحَوادِثُ الواقِعَةُ فَارجِعوُا فيها اِلي رُواةِ حَديثِنا فَاِنَّهُم حُجَّتي عَلَيكُم وَاَناَ حُجَّةُ اللهِ yani : her hangı bir vakkada ve hadise ve konuda bizim hadislerimizi rivayet edenlere muracaat ediniz . onlar bizim höccetimizdirler ve biz ise allahın höccetiyiz. kendimizi ve diğerlerini onlardan rivayet edilen rivayetlerde şüpheye düşürmekten uzak durmamızı ve bu işi sakın yapmamızı istemişler ve buyurmuşlar : la ozre le eheden men mevalina fitteşkike fima yervihe enna segatona ged erefu be enna nofavezohom serrena ve nohemmelhom iyyaho eleyhem لا عُذرَ ِلاَحَدٍ مِن مَوالينا في التَّشكيكِ فيما يَرويهِ عَنّا ثِقاتنا قَد عرفوُا بِاَنّا نُفاوِضُهُم سِرَّنا وَنُحَمِّلُهُم اِيّاهُ اِلَيهِم yani :hiç bir kusur kabul edilmez dostlarımızın hiçbirisinden kendilerini ve ya diğerlerini bizim sigelerimiz bizden rivayet ettiklerinde şüphiye düşürmekte onlar bilmişler ki biz onları kendi sır daşımız yapmışız ve sigeleri ( doğru rivayet eden fegih ) sırlarımızı onlara taşıyan ve yetiştiren seçmişiz . ve ale mohemmed eleyhomesselamın haberlerinde kullanılmış olan şii kelimesi o hazretlerin nurlarının , ışıklarının hakiki yankısı olan mömünleri kast etmekte ve hakiki şii her bakımdan , tüm mertebeleri ile onları andıran şahıslar o hazretlerin güvendikleri ve tüm mertebelerinde o hazretlerin nurundan ışıklanmış kimselerdirler ve o hazretlerin şii si mömünlerin mükemmel olanlarıdırlar , daha aşağı seviyyede olan mömünlere mevali adını vermişler ki mevaliler mükemmel olan , o hazretlerin güvendikleri ve sırlarının taşıyıcısı ve onların nuru ve ışıkları ile ışıklanan ve onları yansıtan büyük şii lerden almaları , öğrenmeleri gerekiyor ve bunlar hakkında şüphe etme hakkına sahip değiller . fakat bu mükemmellerinde dereceleri var ve bir birlerinden farklıdırlar , bunların en büyüyü ve en üstün olanı ,her zaman için o mömün dür ki , imam eleyhesselamın nuru ile ışıklanmış ve bu ışıklanma mömünler derecesinde ve martebesinde ışıklanabilme ve o nuru alabilme imkanı kadar ışıklanmışdır. çünkü imam eleyhesselamın tam nuru ile kendisi gibi imam olandan başkası ışıklanamaz ve mömünler her birisi kendi yetenekleri kadar o nurdan ve ışıktan faydalanabilirler . Şimdi mömünlerin en mükemmeli imamın nurundan en fazla faydalanan ve bu nuru yansıtan kimsedir . imam eleyhesselamın nuru bir mömünde en üstün derecede ne kadar yansıyabilir ise , o nuru alabilen ve yansıtabilen kişi en üstün mömündür ve her zamanda böyle bir şahıs , imam eleyhesselamın has naibi ve onun temsilcisidir . temsil olarak , imam eleyhesselam geyb de olan ateş gibidir ki cisim olmasına rağmen , her yerde bulunmasına rağmen , hiç bir kimse onu göremez , anlıyamaz , ondan yararlanamaz . onun temsilcisinin temsili ve örneği ise göze görünen alev dir . ( hekimler bilirler ki ateş her şeyin batininde vardır her yerde görünmeksizin her şeyin içinde bulunur ve muhakkak vardır, fakat eğer görünmek , hıs edilmek , her hangı bir iş yapmak isterse , ısındırmak , yakmak , ışıklandırmak , pişirmek gibi alev le o işi yapar . alev olmadan alemde bulunan tüm varlıkların hıs etmek aletlerinin zayıf ve yetersiz olmasından dolayı ateşi hıs edemez her hangı bir işde yapamazlar onunla . bu ateşin yetersizliğinden onun yeteneğinin azlığından değildir etrafındakıların yeteneklerinin azlığından ve yetersizliğinden doğan bir konudur bu . mütercim ) şimdi ateşin kendisi gizlidir yani imam elethesselamı görmek mümkün degildir fakat onun temsilcisi aynı alev gibi görünebilir , ateşten ne almak istenirse ondan almak mümkün olur diğer mömünler ve iman edinenler mertebeleri itibarı ile ondan faydalanırlar. bu mükemmel mömün, batini sefası ile ateşden (imam eleyhesselamdan) faydalanma aracına dönüşmüştür . gizlide ve geybde olan ateşin envarı ve onun ışıkları ve tüm özellikleri bu araç tan , bu kapıdan mömünlerin vucudunda ve varlıklarında bulunan zahiri ve batini mertebelerine yansır , bu şahıs imamın sırlarının taşıyıcısıdır ve imam eleyhesselam sırların da onu kendine ortak seçmiştir ve kendinde bulunan nurların , halk tarafından taşınabilir miktarını onların dereceleri ile orantılı olarak ona sevk etmiş ve ona vermiştir , ve geybet zamanında bu vasıta ile iman nurunu kalplere yansıtır . bunun varlığının işareti ve isbatı mömünlerin yüreklerinde ve kalplerinde olan imandır . şimdi nasıl ki ışık saçan her yeri ışıklandıran bir lamba ortadan kaldırılırsa onun ışığı ve nuru bulunduğu yerden gider ve o yer karanlığa bürünür , bu kalpleri imamın nuru ile ışıklandırıp iman veren araç ve bu şahıs yani o mükemmel mömün ve imamın temsilcisi olmaz ise de yüreklerden imanlar gider ve cenabı allah ibadet edilmez . hadis de vardır :lem tekhellol erzo monzo kanet men hocceten alemen yohyi fiha ma yomitune menel hekke somme tela hazehel ayate yoridune leyetfeu nurellahel ayete.لَم تَخِلُّ الاَرضُ مُنذُ كانَت مِن حُجَّةٍ عالِمٍ يُحيي فيها ما يُميتوُنَ مِنَ الحَقِّ ثُمَّ تَلا هذِهِ الايَةَ يُريدوُن لِيَطفِئوُا نُورَ اللهِ الايَةِyani : yer olduğu günden itibaren bir alim höccetin vucudundan , peygemberlerin getirdiklerini ortadan kaldırmaya kalkışanların yaptıklarını temizleme ve onları geri çevirmek için boş olmamışve ayetin kalan kısmı ki şöyledir okudular : vellaho motemme nurehe velov korehel kaferune وَاللهُ مُتُمَّ نُورِهِ وَلَو كَرِهَ الكافِرونَ yani : allah nurunu tamamlar kafirler onu sevmeseler de . ve yakube serrac , ebi ebdollah eleyhesselamdan rivayet eder: gale golto le ebi ebdellah eleyhesselam tebgeyel erzo bela alemen heyyen zaheren yefzeo eleyhennaso fi helalehem ve heramehem fegalo li ezen la yobedollaho ya eba yusofe .
قالَ قُلتُ ِلاَبي عَبدِاللهِ عَلِيهِ السَلامُ تَبقَي الاَرضُ بِلا عالِمٍ حَيٍّ ظاهِرٍ يَفزَعُ اِلَيهِ النّاسُ في حَلالِهِم وَ حَرامِهِم فَقالُ لي اِذَن لا يُعبَدُ اللهُ يا اَبا يُوسُفَ yani: hazrete sadık eleyhesselam huzurlarına arz ettim , acaba yer yüzü , halkın helal ve haramı öğrenmek için sığınabileceği, yaşamakta olan zahirde görünebilen bir alim olmadan kalıcı olur ve sağlam kalır mı ? bundan sonra buyurdu o hazret bana : böyle olursa cenabı allah tapılmaz ibadet edilmez ey ebayusuf . şimdi yanlış anlaşılmasın daha önce dediğim konu , dedik ki , on ikinci imamın geybeti ve gözlerden kayb olması ile onun kapısı ve aracısıda kayb olur, bu dediğimizin manası ve anlamı bu değildir ki bu kapının ve aracının geyb olması aynı imam eleyhesselamın geyb olması gibidir . aynı olamaz tabiki . orada söylediğim temsilden anlaşılmaktadır ki , imam eleyhesselamın geybeti aynı geybdeki ateş gibidir , onun aracısının geybeti ise aynı bizim odamızda olmayan bir lamba gibidir bu lamba bizim odamızda değilse bile odamızın dışında başka bir odada ve ya salonda vardır ,eğer biz onunla karşı karşıya değilsek ve o bizden gizli ise bile onun ışğı evin halını ve ya salonunu ışıklandırıyor ve bizim odamızda salondan ışık alarak ışıklanıyor, eğer biz odadan dışarı çıkarsak onu görürüz ,şimdi böyle geyb olmak imamın geyb olması ile çok farklıdır . yani eğer lambanın olmamasını farz edersek , odadan çıkıp çıkmamamız hiç bir şeyi değiştirmez ve bizi ışığa kavuşturmaz. böyle durumda kendimiz alev alıp yanmadıkça geybi ateşi anlıyamaz onu idrak edemez ve ışığı göremeyiz . bu anlam hazrete emirelmomenin eleyhesselamın fermayişlerinden anlaşılmaktadır ki buyurmuşlar: ellahomme labode leke men hocecen fi erzeke hocceten bede hocceten ela khelgeke yehdunehom ela dineke ve yoellemu lehom elmeke le ella yeteferrege etbao olaeke zaheren ğeyre motaen ov mektetemon khaefon yeteregbo en ğabo enennase şekhsohom fi hale hodnetehem fi doletel batele felen yoğibo enhom meb uso elmehem be adabohom fi golubol momenine mosbeteton ve hom beha amelune اللهم لا بد لك من حجج في ارضك حجة بعد حجة علي خلقك يهدونهم الي دينك و يعلمونهم علمك لئلايتفرق اتباع اوليائك ظاهر غير مطاع او مكتتم خائف يترقب ان غاب عن الناس شخصهم في حال هدنتهم في دولة الباطل فلنيغيب عنهم مبثوث علمهم و آدابهم في قلوب المؤمنين مثبتة و هم بها عاملون .yani : ey allahım senin yer yüzünde biri birinden sonra gelen höccetlerinin var olmasına gerek vardır ki halkı senin dinine hidayet etsinler ve senin ilmini onlara öğretsinler ki sene mahsus olan oliyanın peşinden gidenler dağınık düşmesinler ,bu höccetler ya görünürler velakin emirleri muta değil ve ya gizlidirler ve korkudalar ve onların zahir bedenleri batil olan devletlerle barış içerisinde ve halktan gizli iseler bile onların dağınak yaydıkları ilim hiçbir zaman halktan gizli kalmıyacaktır ve onların adabı mömünlerin içinde ve onların kalbinde hep kalacak ve hep uygulanacaktır .
Ve bu hadis ten anlaşılıyor ki ,her zaman da cenabı allahın ilimlerini öğretmek ve anlatmak için bir höccet ( şahıs ) vardır .kendisi her hangı bir neden ile gayip isede, ilminin nuru saçmakta ve kalp lerde kalıcı dır . bu konuşmanın ve rivayetin devamından ki ben kısa olsun diye yazmadım anlaşılıyor ki budenilen höccetler imam değil ve başka birileridir . çünkü bunların sıfatlarını açıklıyarak buyuruyor ki :elmottebeune legadeteddine e emmetel hadinellezine yete eddebune be adabehem ve yenhecune nehecehom اَلمُتَّبِعوُنَ لِقادَةِ الدّينِ اَلاَئِمَّةِ الهادينَ الَّذينَ يَتَاَدَّبوُنَ بِآدابِهِم وَيَنهَجوُنَ نَهَجَهُم yani : hidayet eden imamları takib eden ve onları dinleyen ve işlerinin aynısını yapmağa çalışan pişvalar , öncüler ki hep imamların adabına mueddeb olmağa çalışırlar ve onların yoluna gitmeye çaba sarf ederler . evet her zaman mömünler dahilinde bir diri ve hazır naib ve temsilci vardır ki bu şahıs imam eleyhesselamın nurunu mömünlere yansıtma aracısı ve ondan gelen feyzlerin kapısıdır ve her bakımdan , her açıdan imamın sıfatları ile sıfatlanmış ve onun adabı ile edeblenmiş ve davranışlarının aynısını uygulayan kimsedir bu naib ve aracı . mömünler arasında sanki bir yanar ot ve ateş dir , onların merkez noktası dır bu şahıs , kendi zamanının bir tanesi ve eşi bulunmayandır . nasıl ki imam eleyhesselamın tüm sıfatlarını şii ersesinde ( şii bir insanın kaldırabileceği ve anlıyabileceği miktarda) mümkün olan kadarını temsil ediyor, imamın vehdaniyyet ( bir tane olma sıfatı ) sıfatını da temsil etmektedir bu şahıs , nasıl ki aynı zamanda iki imam olmaz , olsada birisi konuşur diğeri konuşmaz , imamın konuşan naibi ve temsilciside bir tane olur ve hadisde vardır ki hazreti sadık eleyhesselamdan soruldu , acaba iki imam aynı zamanda olurmu ? buyurdular , hayır . fakat olursada birisi diğrini taklid eder ve ona memum olur, onu dinler ve ondan alır ve konuşmaz ve diğerine imam olan konuşur . yani fakat bir tek imam olur fakat iki imamın aynı zamanda olması ve ikisininde konuşması ve imamlık yapması mümkün değildir. Bitti hadise şerif . nasıl ki bir fabrikaya iki mudur konulmaz bir okula iki müdür , bir sınıfa bir belli saatta iki öğretmen , bir şehirde iki hakim ve bir ülkede şah iki başbakan koymaz ve nasıl ki cenabı allah bizim vücüdümüzda iki kalp koymamış , imam eleyhesselam da şii memleketine iki naib , iki temsilci koymamış ve onun temsilcisi ve nutuk yapanı ve konuları anlatanı bir tane ve vahiddir , bu konuşma ve nutuk dediğimde anlatmak istediğim , imamın feyzlerini ve zahiri ve batini ilimlerinin anlatılması ve onların halk arasında bilinmesi ve duyulmasıdır ve bu nutuk ve kunuşma ve anlatma bu işlerin yapılmasının bir çeşididir başka yollarda vardır . zahiri fegihlerin çok ve birden fazla olmalarında hiç bir kusur ve kötülük yok , çünkü onlar hass naib değildirler ve amme naiblerdendirler ve aynı bir hükümetin görevlileri gibidirler ki başbakanın emirlerini direk ve ya vasıtalı icra ederler ve hükümetin işlerini yürütürler ve ya aynı bir okulun öğretmenleri gibidirler ki okul müdürünün emirlerini uygulamaktadırlar ve ya aynı bir vucudun organları gibidirler ki beyin ve aklın emirleri ile hareket etmektedirler ki beyin aracılığı ile ruhun emirlerinden haberdar olmakta ve bu emirleri uygulamaktadırlar ve şartların tümünü bulunduranlar yani cameeşşerayet olanlar , birirnci geryeni anlattığımda o söylediğim şart ki bunlar kalpleri ile imam eleyhesselama bağlı olmalıdırlar ve kalpleri ile imamdan müsteftidirler, bunlarda da vardır. İmam eleyhesselama teveccüh ettiği an , imam kendi nuru ile ışıklanmış o ışık kaynağı vasıtası ile , akıl nurunu , anlayış nurunu ve iman nurunu onlara yansıtır ve yetiştirir ve anlaşılması gereken konuları ki batini hadisler dirler onlara anlatır . hazrete sadık eleyhesselamın bir hadiste buyurdukları gibi :fe enna la ne eddol fegihe menhom fegihen hetta yekune moheddesen fegile leho eve yekunel mo meno moheddesen gale yekuno mofehhemen vel mofehhemo moheddesonفَأِنّا لا نَعّدُّ الفََقيهَ مِنهُم فَقيهاًَ حَتّي يَكوُنَ مُحَدَّثاً فََقيلَ لَهُ اَو يَكونَ الموُمِنُ مُحَدِثاً قالَ يَكوُنُ مُفَهّماً وَالمُفَهَّمَ مُحَدَّث ٌ yani : her haldefegihleri müheddis olmadıkları takdirde fegih tanımayız . sordular acaba mömüm müheddis olurmu , buyurdular müfehhim olur . müfehhim de müheddisdir . buna göre dir ki haktan yana olan fegihler aslında o hass naib den rivayet etmektedirler o hass naib ise imamdan rivayet eder. ve ondan sonra gelen ve aşağa seviyede olan mömümler ise onun öğrencileridirler ve bunlarda kendilerinden aşağıda olanların ustadı ve hocalarıdırlar , bu tertib en aşşağı seviyyede olan mömünlere kadar böyle gider ve bir üste olan aşşağıda olana hoca ve ustadır ve her yukarıda bulunan , onun ilmini ne kadar yansıtırsa o kadar ustadlık hakkı vardır bir aşşağıdakına . demek ki tüm kalpleri iman nuru ile ışıklandıran onun ilminin nurudur , fakat birisi evin güneşe karşı olan salonu gibidir ki güneş direk salona yansıyor , bazıları oda gibidirler ki ışığı direk güneşten değil evin salonundan almakta bazıları ise mesela lavoba gibidir ışığı odadan almakta dir . demek ki arada bir vesile ve vasıta olmadan , aracı olmadan güneşten ve her hangı bir kaynaktan hiç bir şekilde faydalanmak mümkün değildir , eğer güneş ile bizim aramızda bulunan havanın, ışığı kendinden geçirme kabiliyyeti olmasaydı ,bir taş gibi ışığı geçirmeseydi hiç bir şekilde güneşin ışığından faydalanamazdık . eğer havanın ses geçirme ve yansıtma özelliği olmasa idi her hangı bir ses kaynağından faydalanamazdık ve hiç bir sesi duymaz ve işitemezdik , nasıl ki bir kornayı bir kap içerisine koyup da o kabın havasını alsak kornanın sesini duyamayız havanın olmadığı yerdede her hangı bir sesi duyamayız ,demek ki her hangı bir ses duyduğumuz zaman anlamalıyız ki ses kaynağı ile bizim kulaklarımız arasında bir aracı bulunmaktadır , bizim o aracını görüp görmememiz şart değildir onun varlığı kesindir , bazen o aracını onun çok saf ve öz olmasından göremeyiz , demek kiaracı ve vasıta her yerde her şey için gerekli dir , zahir olsun ve ya batin , dünya olsun ve ya ahiret aracının olması şarttır ve kesindir: ya eyyohellezine amenu ettegullahe vebteğu eleyhel vesilete يا اَيُّهَا الَّذينَ آمَنوا اتَّقوُا اللهَ وَ ابتَغوا الِيهِ الوَسيلَةَ yani : ey iman getirenler allahtan korkunuz ve ona doğru gitmekte vesile ve vasıta arayınız . her kimse yol ile gitmez , yoldan çıkarsa yolu kaybeder ve şaşırır kalır .
Evet söz uzadı fakat size bu faydası oldu ki ikinci sınıf ve ikinci geryenin dersleri ve onların delilleri ile tanışmış oldunuz , bunuda biliniz ki geçenler bu konulardan bahs etmemişler ise onların birinci sınıfta olmalarından kaynaklanıyordu ve bu sınıfın öğrencileri ve hocaları ikiside bu seviyyede iydiler ve genelde onların beyinleri ve anlama yetenekleri birinci sınıf seviyyesinde olduğundan bu dersleri anlıyamazlardı ve bunların ikinci sınıf hocalarını kabul etmemekleri bundan kaynaklanmaktadır , anlamadıkları için onları kabul edemiyor ve onlara karşı çıkıyorlar , yavaş yavaş onlarında anlayışları ve zekaları artacak , onları da ikinci sınıfa gönderirler ve bu konuları anlarlar inşaallah .
Konumuza dönelim , zikr i anlatıyorduk ve bu genel anlamda anlattığım içerik tüm nefsani idrakatı( nefsani şeyleri anlama güçleri) içermekte dir , fakat zikrin hass açıklaması ve anlamı dilimizle söylediğimiz zikr ler ve ya hayalımızda ve vehmimizde dediklerimizdir . biz hayalımızla cüz i suretleri ve vehmimizle cüz i anlam ve manaları anlamaktayız( cüz i demek az ve aşağı seviyye demek tir ) , mömün bende tüm mertebeleri ile allahı zikr etmeli ve hep onu hatırlamalı , dili ile buyurdukları gibi yeri gelince allahı zikr etmeli , namaz , dua lar , selevat , kuranın telaveti , cenabı allahın zikri , hazreti peygember ve onun tahir alı nın feziletlerini konuşmak ve onların dostlarının feziletlerini açıklamak ve dini kardeşlerle konuşup muhabbet etmek , tüm adamlarla konuşmak ve istiğfar ve töbe etmek ve bu gibileri şeriyetin dediği gibi yerine getirmekdir . mesela namzını doğru söylüyerek kılmalı ,duaları karma karışık okumamalı , kuranı tertil ile okumalı , din kardeşleri ile yumuşak ve muhabbetli konuşmalı halk ile iyi konuşmalı ve iyi geçinmeli , muhammed ve ale muhammed eleyhommeselamın , onların şiilerinin feziletlerini yerinde ve ehline anlatmağa çalışmalı ve şeriyetin zahirinde buyurdukları işlerin hepsini yapmalı ve batindede bu yaptıklarının anlamına ve manasına dıkkat etmeli ve kendisinin kimin karşısında olduğuna ve kime hitap ettiğini bilmeli ve tanımalı ki böylece zahirde ve batinde zikr etmiş olur . öğrettikleri duaların, zikr lerin aynısını yapmalı , ustadın ve hocanın izni olmadan her hangı bir zikr yapmamalı , nasıl ki kendi isteği ile her hangı bir ilacı yemez ve kullanmaz, dualar da izinsiz kullanılmamalıdırlar . bazı zikler salik lerin haline munasip olmuyabilir onun mulasıg ve kendine yakın olan ustadı ve hocası öğrencisinden daha zakir olmalı , hevvariyyun hazrete isa peygember efendilerinesordular , kiminle mucaliset edelim , kiminle oturalım ve gidelim gelelim buyurdular:men yozekkerokomllahe royetoho ve yozido fi elmekom mentegeho ve yoreğğebokom fil akherete emeloho. مَن يُذَكِّرُكُمُ اللّهَ رُويَتُهُ وَ يزيدُ في عِلمِكُم مَنطِقهُ وَ يُرَغِّبكُم في الآخِرَةِ عَمَلهُ yani : öyle biri ile gidin gelin ve mücaliset edin ki onu görünce cenabı allahı hatırlayasınız , onun konuşması sizin ilminizi , bilincinizi çoğaltsın ve onun yaptıkları sizi diğer dünya ve ahirete taşvik etsin . yani zahirde ve batinde zakir olsun allahı hatırlasın ve size de hatırlatsın cenabı allahı . daha evvel söylediğim gibi bu şerif hadis ten de anlaşılıyor ki öğretimin bir kısmı mantık ve dil ile söylemekle ve bir kısmı da kulak yolu ile dir , bir diğer kısmı ise işrag, ilham ve muaşiret ( git gel ) ile dir ki zahirde zakir olan şahısı görmek onunla kunuşmak ve karşı karşıya olmak , batinde ise onu dayıma hatırlamak ve içtenlikle ona karşı iyi bir hıs beslemek , öğrencinin zakir olmasına neden olur . bu sınıfta öğretimin büyük bir kısmı bu yol ile olur . şimdi bu batini konuda öğretmenin illa öğrencinin ondan ne kadar öğrenmesine ve nasıl bu konudan faydalanmasına dikkat etmesi ,özen göstermesi şart değildir , nasıl ki zahirde de ders verdiği zaman kimin sınıfın hangı kısmından onun dersinden ne kadar faydalanmasına dıkkat etmiyor ise burada da böyle bir şart yoktur fakat öğretmen ve öğrenci arasında bir manevi bağ olur ise ikisi bir birine dostluk ve sevgi besliyor ise çok iyi olur tabi ki , her hangı biri diğerini hatırlarsa diğeride hemen onu hatırlar ve böylece aralarında manevi bir ilişkide kurulmuş olur ki bu da öğrencinin bu sınıfta ileri gitmesini sağlar , anneler ile evlatlar arasında ve aralarında dostluğun ve sevginin en üstün seviyesinde olan şahıslar arasında böyle bağlar ve bağlantılar defalarca görünmüş ve ispat olmuş fakat mükemmel olmayan hocalar ve ustadlarda böyle bağlar va bağlantılar az görünür . her halikarda cenabı allahı dayıma hatırlamak ve dayıma onun huzurunda olmağı bilmek , imamlar eleyhemmosselamı dayıma hatırlamak ve onların tüm yaptıklarımıza ve konuştuğumuza nazir olmalarını bilmek , her zaman cenabı allahı ve onun peygemberini ve imamları kendilerinin buyurdukları yollar ve vasıtalar ile hatırlamak , salikin ve bu yolu giden kimsenin en üstün şartlarından ve onun zahirini ve batinini islah eden ve düzelten işlerden dir ve böylece elbette ki onların teveccühünü kazanır böyle bir kimse . cenabı allahın buyurduğugibi : golِemَelu feseyerellaho emelekom ve resuloho vel momenune قُلِ اعمَلوا فَسَيَريَ اللهُ عَمَلَكُم وَ رَسوِلهُ وَالموُمِنونَ yani : söyle şeriyetin dediklerini yapınız ki cenabı allah ve onun resulu ve mömünler sizin yaptıklarınızı görüyorlar . ve ümüt ediliyor ki bir gün kendisi bu alev ile tutuşup onların ateşi ile yanıp ışıklansın ve aynı onlarda olan ışığı yansıtsın ve bu dediğimiz zikr artık onun kendi fili ve işi olsun ve kendiliğinden hiç bir zahmete katlanmadan her zaman zakir olsun ve her zaman kendini cenabı allahın huzurunda bilsin aynı bir lamba ve ışık kaynağı gibi hep etrafına nur ve ışık saçsın her hangı bır zahmete katlanmadan . böylece her zaman kendini cenabı allahın huzurunda görür ve hıs eder vecenabı allah da hiç bir zaman onu unutmaz buyurduğu gibi ki buyurmuş : ozkuruni ezkorokom اذكروُني اَذكُركُم yani: beni hatırlayın ki sizi hatırlayayım
[p 10] Bu geryenin ikinci dersi fikir ve düşünmek dir . düşünme aleti ve yeteneği hayal ve vehm aletinden daha üstün bir alet ve yetenektir , insan düşünerek suretler ve zahirde görünenler ile onların manası ve anlamı arasındakı nisbeti ve munasibeti ve ilişkiyi anlar ve böylece sonuca ve neticeye varır ve bazen varılan sonuç çok daha üstün olur . mesela koyunu görür onun yavrusunun peşinden koşmasını da görür bunların ikisinide kendi halında karşı karşıya koyur ve düşünme aleti ile bu iki işin münasibetini araştırır ve vahime aracılığı ile sevgi ve muhabbetin anlamını çıkarır . ve lakin hayal aynası fakat suretleri ve dış görünüşleri görür, anlamlarını çıkaramaz , düşünmek bunların ikisinin arasından anlamı çıkarır ve manayı anlar ve anlamları bir biri ile karıştırarak daha büyük ve değerli bir anlam çıkarır , buda yükselmenin en büyük yollarından ve esbabındandır . bu yüzden dir ki cenabı allah bir çok ayet lerde tefekkür etmeğe ve düşünmeyeemir vermiş ve düşünmemiz için örnekler vermiş cenabı allah ve buyurmuş : telkel emsalo nezrobeha lennase le ellehom yetefekkerune. تِلكَ الامثالُ نَضرِبُها لِلنّاسِ لَعَلَّهُم يَتَفَكَّرونَ yani : bu meselleri halka getiriyoruz ki belki düşünmeye mecbur olsunlar . ve buyurmuş :enne fi zaleke leayaten legomen yetefekkerune . اِنَّ في ذالِكَ لاياتٍ لِقوم يَتَفَكَّرونَ yani : düşünce ehline bunlarda ayetler vardır . ve hazrete peygamber sellellaho eleyhe ve ahehbuyurdular : la ebadete meslettefekkor. لا عِبادَة مِثلَ التَفَكُّر yani: hiçbir ibadet düşünmek ve tefekkür kadar iyi değildir .ve hazrete emirelmomenin eleyhesselam buyurdular : ennettefekkere yed u elel berre vel emele behe . اِنَّ التَفَكُّرَ يَدعوا اِليَ البرِّ وَالعَمَلِ بِهِ yani : düşünmek ve tefekkür iyiliye ve onu yapmağa davet eder . ve rivayet olunmuş :tefekkore saete kheyron men ebadete settine seneten. تَفَكُّر ساعَةٍ خَيرٌ مِن عِبادَةِ سِتين سَنَةِ yani : bir saat düşünmek altmış sene ibadetten iyi dir. düşünmenin ve tefekkürün çeşitleri vardır , bir çeşit düşünmek kuranın ayetlerindeve onların anlamlarında dır ve cenabı allah buyuruyor :efela yetedebberunel gor ane em ela goluben egfaloha اَفَلا يَتَدَبَّرون القُرانَ اَم عَلي قُلوُبٍ اَقفالُها yani : acaba kuran hakkında düşünmuyorlarmı yoksa onların kalplerine kilit mi vurulmuş . ve bir diğer çeşit tefekkür afagınayetlerindendir , hazrete emirelmomenin eleyhesselamın buyurdukları gibi : ettefekkore fi melekutessemavate vel erze ebadetolmokhlesine اَلتَفَكُّر في مَلَكوتِ السَمواتِ وَالاَرضِ عِبادَة المُخلِصينَ yani: melekut ve gökler ve yerler hakkında düşünmek allaha karşı halis olanların ibadetidir . tefekkürün çeşitlerinden cenabı allahınişlerinde düşünmektir ve hazrete rıza eleyhesselam buyurdular:leysel ebadete kesretosselate vessome ennemel ebadetottefekkoro fi emrellahe ezzevecell . لِيسَ العِبادَةِ كَثرَةُ الصَلوةِ وَالصومِ اِنَّما العِبادَة التَفَكُّرُ في امرالله عَزَّوَجَل yani : ibadet namazın ve orucun çokluğu değil cenabı allahı ezzevecellin hakkında düşünmek büyüyk ibadettir . ve bir diğer çeşidideilimlerde tefekkür ve düşünmektir . ve hazrete peygember sellellahoeleyhe ve aleh efendimizin buyurduklarındandır ki :telebol elme ferizeton ela kolle moslem. طَلَبُ العِلم فَريضَةٌ عَلي كُلِّ مُسلِم yani : ilim talebi ilim öğrenmek her müslümana vacipdir . ve buyurdular : velfekro fihi yedelossiyame وَالفِكر فيهِ يَعدِلُ الصّيامَ yani : ilim hakkında düşünmek oruç la aynıdır . ve yine onun çeşitlerinden dünyanınfenası hakkında düşünmektir , ölüm hakkında düşünmektir ve hazrete peygember sellellaho eleyhe ve aleh hazretlerinin buyuruklarındandır :efzelol tefekkore zekrel movte . اَفضَلُ التَفَكُّرِ ذِكرُ المُوتِ yani : en iyi düşünmeklerden ölümü düşünmektir . bu düşünmeğin bir faydası, insan bu dünyanın fani olduğunu bildikten sonra ondan yüz çevirir ona çok bağlanmaz ona çok değer vermez ve cenabı allaha döner . onun diğer çeşitlerinden budur ki bir yerde bir ayeti görünce ondan diğer bir yereyorum yapar ve ilişkileri çıkarır ve anlar, çünkü cenabı allahın yarattıklarında hiçbir fark yoktur ve buyurmuş :ma tera fi khelgerrehmane men tefavoten ما تَري في خَلقِ الّرَحمن مِن تَفاوُت yani : allahın yarattıklarında hiç bir fark ve eksiklik göremessin mesela afakta bir şey görür ondan enfüste ( nefslerde ) istidlal eder, yani dünyanın bir ucunda afakta gördüyü her hangı bir şeyden nefslerde olan aynı orantını aynı nisbeti ve ya her hangı bir benzer şeyi anlar ve bunların arasındakı nisbetler ve munasebetleri çıkarır ve ondan buna istidlar eder , zahirde bir şeyi görür batinde olanlara istidlal eder, onu bundan isbat eder vehazrete rıza eleyhesselamın fermayişleridir ki : ged eleme ululelbabe ennel estedlale ela ma honaleke la yolemo ella bela hayohna قَد عَلِمَ اولوا اَلابابِ اَنَّ الاِستِدلالَ عَلي ما هُنالِكَ لا يُعلَمُ اِلاّ بِماهيُهنا yani:muhakkak akıl sahipleri anlamış ve bilmişler ki diğer alemde her ne varsa onlara istidlal etmek burada olanlar ile olur ancak yani bu alemde olanlardan diğer alemde olanlara istidlal edilir ancak . bu tür düşünmelerin temsilini bir kaç sayfa önce şöyle anlattım ki mesela biz kendi vucudumuza bakınca cenabı allah bir kalp yaratmış ve koymuş vucudumuzda ve bu bir tane kalbin var olmasının gerekli olmasından şii memleketinde islam aleminde de cenabı allah bir kalb ve bir merkez yaratmış mutlaka düşüncesine varıyoruz . tefekkür çeşitlerinden biride budur ki insan bir köşede oturup ve kendini tüm düşüncelerden arındırarak beynini her tür hayalden ve düşünceden boşaltarak hayır madenleri ve hayırların gelen yerlerini ve madenlerini düşünerek kendini tohid ve onu tanımak yolları ile ışıklandırarak onlar ile sıfatlandırarak her hangı düşünceni onun fikrine gönderirlerse aynı düşünceni takip ederek o düşünce hakkında düşünmeye devam eder . bu çeşit tefekkürhakkında dır hazrete peygember sellellaho eleyhe ve aleh efendilerinin buyurukları ki buyurmuşlar :fekreto saete kheyron men ebadete seneten ve la yenalo menzeletettefekkoro ella men khessehollaho teala benurolmerefete vettohide
فِكرَةُ ساعَةٍ خَيرٌ مِن عِبادَةِ سَنَةٍ وَلا يَنالُ مَنزِلَةَ التَّفَكُر اِلاّ مَن خَصَّهُ اللهُ تَعالي بِنوُرِالمَعرِفَةِ وَالتَّوحيدِ
Yani : bir saat düşünmek ve tefekkür etmek bir sene ibadetten üstündür,hiç kimse düşünmek mertebesine ve menziletine cenabı allahı teala onu kendi marifeti ve tohidinin nuruna hidayet etmediyse varamaz . her halde bu çeşit tefekkür ve ya diğer çeşitleri ne olursa olsun varılan netice ve sonucu kitap ve sünnet ile karşılaştırmalı ve bu ikisine alim olan şahısa söylemeli ve ona sormalı , eğer bunlar ile aynı ise doğrudur yoksa nefsin e raz şaibeleri ile karışmış ve doğru yoldan sapmış , bize mizan ve ölçü kitap ve sünnettir . insanın ustadı kendinden daha üstün ve daha düşünür olmalı düşüncelerin neticesine ve sonucuna daha çok amil olmalı onlara bağlı olmalı ve uygulamalıdır . onun işleri ve yaptıkları hakkında düşünmek düşünmelerin ve tedbirlerin en üstünü dür .
[p 11] bu geryenin derslerinin üçüncüsü ilimdir. ve bu en iyi ibadetlerdendir ve hazrete peygember sellellaho eleyhe ve alehin buyurduklarındandır ki :gelilol elmo kheyron men kesirel ebanete قَليلُ العِلمُ خَيرٌ مِن كَثيرِالعِبادَةِ yani : ilimin azı ibadetin çoğondan iyidir . ve hezrete emirelmomenin eleyhesselamın buyurduklarındandır ki :e lemu enne kemaleddine telebolelme vel emelo behe . اعلَموُا اِنَّ كَمالَ الّدينِ طَلَبُ العِلمِ وَالعَمَلُ بِهِ yani : biliniz ki dinin kemalı ilim öğrenmek istemek ve onu uygulamaktır . ve peymenber sellellahoeleyhe ve aleh hazretlerinin buyurduklarındandır : telebol elme ferizeton ela kollo moslemen fetlobul elme men mezannehe vegtebsuho men ehlehe .
طَلَبُ العِلمِ فَريضَةٌ عَلي كُلُّ مُسلِمٍ فَاطلُبوُا العِلمَ مِن مَظانِّهِ وَاقتَبسوهُ مِن اَهلِهِ yani : ilim taleb etmek öğrenmek her müslüman için ferizedir vacibdir öğleyse onu yerlerinden ve onun ehlinden talep ediniz . ve hak ilmini üç olarak saymış ve tanımlamışlar ve buyurmuşlar :elelmo selaseton ayeton mohkemeton ov sonneton gaemeton ov ferizeton adeletonاَلعِلمُ ثَلثَةٌ آيَةٌ مُحكَمَةٌ اَو سُنَّةٌ قائِمَةٌ اَو فَريضَةٌ عادِلَةٌ yani : ilim üç kısımdır , kurandan olan ayet , ya ayakta ve kullanılmakta olan sünnet , ve ya yumuşak ferize . ve bunun işareti cenabıallah korkusudur . buyurdukları gibi : ennema yekhşeyellahe men ebadehel olemae اِنَّما يَخشَيَ اللهَ مِن عِبادِهِ العُلَماءُ yani :bundan başka değil ki allahın bendeleri içinden fakat alimler allahtan korkarlar . ve bunun öğrenme yollarından genel olanıkitaplara muracaat etmek ve böyle öğrenmektir . alim olan şahısların derslerine devam etmek ve onların kıtaplarını okumaktır , bir başka yol da işrag ile dir. (İşrag demek ilham demektir yani bir din ilminin talebesi hocasına karşı o kadar dürürst olur o kadar ona inanır ve onu dost tutar ki artık onların arasında manevi bir bağ oluşur ve birisi hiç bir şey söylemeden diğeri onun ne söylemek istediğini bilir ve ya birisinin içinden geçeni diğeri anlar ve ondan haberdar olur yani onun içindeki işrag yolu ve yöntemi ile diğerine ilham olur .bu işrag yukarı makam ve mevkilerde mömün ler arasında ve hatta imam ile çok büyük alimler arasında daha geniş anlamda olur . işrag çok yakın dostlar arasında da olan bir işdir bakarsın iki dost arasındada birinin kalbinden geçeni diğeri bilir ve o bir şey demeden onun içindekini anlar işte bunlar işrag ile olur . mütercim .) Ve hazretepeygember sellallaho eleyhe ve alehin buyurduklarındandır ki :el elmo nuron yegzefohollaho fi golube oliyaehe ve entege behe ela lesanehemالعِلمُ نورٌ يَقذِفُهُ اللهُ في قُلوُبِ اَوليائِهِ وَ اَنطَقَ بِهِ عَلي لِسانِهِم yani : ilim bir nurdur allah onu oliyalarının kalbine gönderir ve onların dilini de onunla konuşturur . yani abes konuşmazlar . vehazrete sadık eleyhesselamın buyurduğudur : leysel elmo betteellome ennema hove nuron yego fi gelbe men yoridollaho tebareke ve teala en yehdeyeho
لَيسَ العِلمُ بِالتَعَلُّمِ اِنَّما هُوَ نورٌ يَقعُ في قَلبِ مَن يُريدُ اللهُ تَبارَكَ وَ تَعالي اَن يَهدِيَهُ yani : hakiki ilim öğrenmekle olmaz , bundan başka değil ki ilim bir nurdur ki allah kimi hidayet etmek isterse onun kalbine düşer. ve bu tür ilmin öğrenme yolu , bendelik ve riyazet ve dünyaya yüz çevirmektir . ve hazrete sadık eleyhesselamın buyurduğudur: fe en eredtel elme fetlob evvelen fi nefseke hegigetel obudiyye فَاِن اَرَدتَ العِلمَ فَاطلُب اَوَّلاً في نَفسِكَ حَقيقَةَ العُبوديّةِ yani : eğer ilimi istersen ilk olarak kendinde bendeliğin hakiketini araştır . ve yine hazrete peygember sellellaho eleyhe ve alehinbuyurduklarındandır : elcuo sehabol hekmete fe eza cael ebdo metere belhekmete اَلجوُعُ سَحابُ الحِكمَةِ فَأِذا جاعَ العَبدُ مطر بِالحِكمَةَ yani : açlık hikmet bulutlarıdır bende aç olunca hikmet yağışı ona yağmağa başlar . ve hadise şeriftedir ki : enni veze etol elme fi cue velğorbete vennaso yetlebuneho fişşeb e velvetene .
اِنّي وَضَعتُ العِلمَ في الجوُعِ وَ الغُربَةِ وَ النّاسُ يَطلُبوُنَهُ في الّشَّبعِ وَالوَطَنِ yani : ben ilmi açlıkta ve gurbette koydum halk onu tok karına ve vetenlerinde arıyor. ve cenabı allah buyuruyor : ettegullaho ve yoellekomollaho اتَقَوُ اللهَ وُ يُعَلِّكُمُ الله ُ yani : cenabı allahın tegvasını muhafaza ediniz o size öğretir . dünyaya yüz çevirme ve nefsin riyazeti ile , manilerden geçilir ve meşair açılır ve anlama güçleri ve yetenekleri çoğalır ve görebilir hale gelir. (meşair insanda bulunan tüm görebilme ve anlıyabilme aletleri ve güçleridir. mütercim ) velakin ilmin esası alime karşı dönmek ve onun sevgisini beslemek ve onun sıfatları ile sıfatlanmaktır, zira ki o öğrencisinden daha çok alimdirve ilmin kapısı sayılır öğrencisine ve peygember sellallaho eleyhe ve alehin buyurduklarındandır: ennezero ela vechel alemo hebben leho ebadeton . اَلنّظَرُ اِلي وَجهِ العالِمُ حَبَّا لَهُ عِبادَةٌyani : alimin suratına sevgi ile bakmak ibadettir ve hazrete emirelmomenin eleyhesselamın buyurduklarıdır .ennezero elel elemo ehebbo elellahe men eetekafe seneten . اَلنَّظَرُ اِليَ العالِمُ اَحَبُّ اِليَ اللهِ مِن اِعتِكافِ سَنَةٍ yani : alime bakmak cenabı allah yanında bir sene itikaf dan daha kıymetlidir . ve hazrete sadık eleyhesselamın buyurduğudur :men zarel aleme lellahe ve letelebel elme levechellahe fekeenneho zarellah . مَن زارَ العالِمَ لِلّهِ وَ لِطَلَبِ العِلمِ لِوَجهِ الله فَكَأنَّهُ زارَ الله yani : her kimse alimi ondan öğrendiği ilmi allah yolunda kullanmak için ziyaret ederse sanki allahı ziyaret etmiş . ve hadiste vardır ki :leysel elmo fissemae feyenzele eleykom ve la filerze feyes ede eleykom bel hove meknunon fikom mekhzunun fi golubekom tekhellegu bel ekhlagerruhaniyyine yezher lekom .لَيسَ العِلمُ في السَّماءِ فَيَنزِلَ اِلَيكُم وَ لا في الاَرضِ فَيَصعَدَ اِلَيكُم بَل هُوَ مَكنونٌ فيكُم مَخزُونٌ في قُلوبِكُم تَخَلَّقوُا بِاَخلاقِ الرّوحانيّيين َ يَظهَر لَكُم yani : ilim göklerde değil sizin için aşağı insin , yerde de değil sizin için yukarı kalksın , belki o sizin kendi yüreklerinizde gizli konmuştur , ruhaniyyin ve yumuşak adamların davrandıkları gibi davranın, sizin için zahir olsun .
Ve ruhaniyyinin sıfatları ile sıfatlanmak bu dur ki zahiri ve batini ferizelerin, yani vacip ve müsteheb olanların tümünü yerine getirsin ve ruhaniyyinin yaptıklarının tümünü yapsın, yani onları taklid etsin . şimdi ilim öğrenme talebi hangı yolla ve her kimseden olursa olsun geçen satırlarda anlattığım gibi sünnet ve kitapla aynı olması lazım ve ilim öğrendiğimiz alim allah tarafından tasdik edilmeli yani cenabı allah tarafından tesdid ve teid olmalı o alim .ve ilimin mahfuz ve sağlam kalması için onu hep kullanmak ve ona amil olmak şarttır ve buyurmuşlar : el elmo yehtefo bel emele fe en ecabeho ve ellertehel .
اَلعِلمُ يَهتِفُ بِالعَمَلِ فَاِن اَجابَهُ وَالاَّ ارتَحل yani : ilim onu kullanmağı çağırır cevab verirse kalır yoksa gider . ve kullanılmıyan ilim helakete sebep olur ve hak aliminin belirtisi , ilim ve ona amil olmak ve onu yapmaktır ve bir hadiste hazrete peygember sellallaho eleyhe ve aleh onu beyan etmişler ve buyurmuşlar :emma elametol elme fe erbe eton el elmo bellahe vel elmo bemehebbetehe vel elmo bemekarehehe vel hefzo leha hetta toeddi ve emmel emelo fesselato vessomo vezzekato vel ekhlaso .اَمّا عَلامَةُ العِلمَ فَاَربَعَةٌ اَلعِلمُ بِاللهِ وَالعِلمُ بِمَحَبَّتِه وَالعِلمُ بِمَكارِهِـــه وَالحِفظُ لَها حَتّي تُوَدّي وَاَمّا العَمَلُ فَالّصلوةُ وَالصومُ وَالّزَكوةُ وَالاِخلاصُ yani: amma ilmin işaretleri dört tanedir , allahı tanımak ve allah sevenlerin hepsini bilmek , ve allahın sevmediklerini bilmek ve tanımak , ve onları icra oluncaya kadar kollamak , kullanılıncaya kadar gayret göstermek , fakat emel ve ibadet ise namz dır , oruç , zekat ve ihlas . ve bu söylediğim ve rivayet ettiğim hadisleri ki onları açıklamadan ve ya çok az bir açıklamayla yazıyorum anlamaya çalışın ve onlar hakkında düşünmeden ve onların anlamlarını anlamadan geçmeyiniz, böylece konuları anlarsınız , mesela eğer bu en son hadisi ele alarak anlamaya çalışırsanız, geçen sayfalarda yazdığım konuların çoğonu ondan çıkarırsınız , ilk işareti ki cenabı allaha inanmak ve onu ilimle tanımak buyurmuşlar , ne demek ? biz ki cenabı allahı göremeyiz anlıyamayız bizim türümüzde olmayan her hangı bir şeyi nasıl tanıya biliriz , biraz kuran ve hadislerle ilgilenirsek anlarız ki bu allahı tanımak yani cenabı allahın esmasını ve isimlerini ve ayetlerini ilimle , anlıyarak tanımamızı istemişler bizden . cenabı allahın zatı halkına malum olamaz ,halk onu tanıyamaz , bunun için halk arasında esma koynuş ki halk onu bu isimlerle çağırsınlar ona hitab etsinler onunla konuşsunlar ona dua etsinler , ve buisimler hazrete peygember hazrete mohemmed ve ale mohemmed eleyhemosselam dırlar , imam eleyhesselamın buyurdukları gibi ki buyurmuşlar : nehno vellahol esmael hosna نَحنُ وَ الله الاَسماء الحُسني yani : and olsun allaha ki biziz allahın iyi isimleri . fakat bunlarda bizden gizlidirler bizden çok daha üstündürler biz bunlardan da faydalanamayız fakat onların ışıkları bize gelir ve bu ışıklardan onların var olmalarını anlarız , onların ışıkları onların şiileridirler ve kendilerininbuyurduklarıdır ki buyurmuşlar : şietona menna keşşoaeşşemso meneşşems شيعَتُنا مِنّا كَشُعاعِ الشَّمس مِن الشَّمس yani : bizim şii lerimiz bizdendirler aynı güneşin ışığının güneşden olduğu gibi . böylece cenabı allahı ilim ile tanımak isteyen kimseler bu şahıslara karşı bakmalı bunları bulmalı ve bunlardan alarak , öğrenerek cenabı allahın nuru ile ışıklanmalıdırlar , böylece cenabı allahın nuru bunlara yansır ve o nurla ışıklanır ve böylece cenabı allaha alim olur ve onu tanırlar . demek ki alimin ilk işaretlerinden bu dur ki bu hayır kapısına ve hayır madenine karşı döner ve bu madenden faydalanarak ışıklanır ve onun sıfatları ile sıfatlanarak ona benzer onunla aynı cinsten olur ve nihayet onun gibi alim olur ve onu sever onunla dost olur. böylece bu dostluk bu sevgi mohemmed ve ale mohemmed eleyhomesselamın sevgisidir ve onlarında sevgileri cenabı allah sevgisi dir. böylece alimin ikinci işaretide cenabı allah sevgisine alim olmak ve allah sevgisini tanımaktır ve çünkü o madenden ve kaynaktan uzaklaşınca karanlığa doğru gittiğini biliyor ve kendiside karanlığa girdiğini hiss ediyor ve anlıyor ve cenabı allahın karanlığı ve zülmeti sevmediğini ve mekruh tuttuğunu da biliyor ,bu yüzden allahtan başkası ile ilgilenmekten ve cenabı haktan başkasına bakmaktan kaçınır ve allahın sevmediklerini ve mekruh tuttuklarını öğrenmiş ki onlardan uzak dursun ve onlara yaklaşmasın ve onlardan içtinab etsin . ve üçüncü işaret cenabı allahın sevmediklerine ve mekruh tuttuklarına alim olmuş ve onları tanımış ve kendinde var olan sıfatların ve bilgilerin ve ilimlerin ve ışıkların o kaynaktan ve cenabı allahtan olduğunu bildiği için , hep ona teveccüh eder ve onunla ilgilenir ve o ona bekçilik yapar ve bu işte israr eder ve devamlı bunu yapar ki bu ilmin ışığı ve eseri ve bu kendisinde var olan sıfatlar ve nur, kalbinden zayil olmasın ve sağlam kalsın . dördüncü işaret ise kendinde bulunan o ilimler ve nurlar ve ışıkları muhafaza etmek ve onları uygulamaktır . bu ilimler ve bilgiler onun aşağı seviyyede olan mertebelerinden zahir olup ve kendinden daha az bilen ve o nurları daha az yansıtan şahıslara yansıtarak onlarıda ışıklandırır ve bilgilendirir ve bildiklerini diğerlerinede öğretir ve böylece borcunu ödemiş olur ve bu batini mertebelerine ve zahirdeki azasına ve organlarına yansıyan bilgiler ve ilimlerin nuru dış görünüşte cenabı allahın sevgisi ve ona karşı ilgi beslemek olan namaz şeklini alır ve ya cenabı allahın mekruh ilan ettiği işlerden uzak durma simgesi olan oruç olur , ve ya bilgi ve ilim infagı ve bağışını andıran zekat olur. Ruhani ve batini olan bu işlerin ruhu ( görünüşü ve eseri ) onun batini mertebelerinden zahir olan ihlas ve dürüstlüktür ki cenabı allaha karşı dürüst olur ve tüm mertebeleri ile ona teveccuh eder onunla ilgilenir ve bu ilgilenmeni ve teveccühü başkalrı ile karıştırmamış ve onusaf ve sağlam tutmuş ve böylece ihlas elde etmiştir , ilimin ve bilginin işareti onu uygulamak ve kullanmaktır . alim emeli ve uygulamaları ile tanınır.yeginol mer e yera fi emelehe يَقينُ الَمرءِ يري في عَمَلِهِ yani : kişinin yegini onun işinde ve emelinde ve yaptıklarında görünür . mömünlerin emelleri ve yaptıkları ve sıfatlarının bazılarını açıklamalarını tamamlamak için yazıyorum ve bunu yazmak için hommam hadisinin tercümesine yetineceğim ve bunu hazreti emirelmomenin eleyhesselam buyurmuşlar , bu kitabı mütebberik etmek için bu hadisi molam ve ağamın mubarek irşadilevam kitabında tercüme buyurduklarının aynısını sizin için yazıyorum . buyurmuşlar : kafi kitabında hazrete sadık eleyhesselamdan rivayet etmiş ki hommam adını taşıyan bir kişi ki hem abid hem nasik hemide müctehid idi kalktı ve hazrete emirelmomenin eleyhesselam hutbe okurken arz etti ya emirelmomenin bize mömünün sıfatlarını öyle bir anlat ve söyle ki onu görür gibi olalım . buyurdular o hazret : ey hommam mömün zekalı ve uyanıktır , farahlılığı ,sevinci onun yüzündedir , gam leri dertleri kalbinde , onun sinesi , kalbi her şeyden geniştir ve nefsi her şeyden zelil , uzaklaştırır her fani olan şeyden ve davet eder her iyiliye , ne kin lidir ne kıskanç , ne atılgandır ne küfür eden , ne halkın ayıplarını arar ne geybet eder , kendini yüksek tutmaktan keraheti var ve halkın onu tarif etmesini sevmez ve bu işi duşman tutar , onun gami uzundur üzüntüsü uzak , konuşması az , büyüklük , ağırlık sahibidir her zaman allahı hatırlayan ve sabır eden ve şakirdir , gamlidir kendi düşüncesi ile , sevinir fakirliği ile , onun huyu iyidir kolaydır ve halkla karşılaşması yumuşak , vefa kılan , eziyyeti ve zararı az dır , yalancı ve perdeleri yırtıp atan değildir , gülerse haddini aşmaz , kızarsa kendini aşşağılıyacak bir iş yapmaz , gülüşü tebessümdür , sorarsa öğrenmek için sorar , muracaat ederse anlamak için eder , ilmi , bilgisi çok helmi , bağışı azim büyük , rahmeti çok , cimri değildir , acele etmez melul olmaz üzülmez, çok sevinmez , kendi işlerinde israf etmez , ilminde ve bilgilerinde cor etmez onları halka vermekten ve anlatmaktan kaçınmaz , nefsi taştan serttir , çalışması baldan tatlı , haris ve hırslı değil şikayet etmez , sıkıntı yapmaz, şiddet kullanmaz . vade ettiyse yerine getitir onun tersini yapmaz , kendini zorlamaz , işlerde haddinden fazla titizlik yapmaz , onun duşmanlığı yumuşaktır , dönüşü bağışlamakla birlikte ve kerim olur , kızarsa adil olur , isterse yumuşaklıkla dostlukla ister , düşünmeden bir iş yapmaz , perde yırtmaz halkın sırlarını dağıtmaz, kendini büyük görmez büyüklük bağlamaz kendine , dostluğu hakiki ve halisdir , sözü söz dür , verdiği sözü tutar , şafakatlıdır ,sile ve bağış çok yapar , sabr eder halka kızmaz ,yitkindir , onun işlerine karışan azdır , cenabı allahdan razıdır, kendi hevaleri ve isteklerine hep karşıdır , kendinden aşşağıda olanlara kızmaz , işe yaramayanlarla kendini meşgul etmez , dinin yaveri ve onu kolluyandır , mömünleri destekleyen , müslümanların penahıdır , onu tarif etmeği ve iyi saymağı işitmez duymaz , hırs ve istekler kalbinde hiç bir iz bırakmaz ve etki yapmaz , hikmetin oyunları onu olduğundan çeviremez yolundan döndüremez , cahil onun ilminden faydalanamaz , konuşduğuna amildir , uygular dediklerini , alimdir , zekidir işlerin geleceğini düşünen ve sağlam yapandır , küfür eden ve gazaplı değildir , bağış yapar karşılık beklemeden , bağışlar israf etmeden , tekkebür yapmaz allatıcı değil ,halkı araştırmaz , kimseyi korkutmaz , halkla mudara ile suluk eder yer yüzünde hep düzeltmek için yürür ve zayıfların yardımcısıdır , gamlıların feryadına yetişir ve onların çağırısına amenna der , hiç bir perdeyi yırtmaz , hiç bir sırrı açmaz beyan etmez , onun belası çok şikayeti azdır , birisinden iyilik görürse onu beyan eder açıklar , kötülük görürse onu gizli tutar ve söylemez , halkın ayıplarını gizli tutar onları korur , arkasından her hangı birisi kötülük yaparsa aff eder ve kaymaları bağışlar , bir nasihat duyarsa hiç bir şekilde ondan vaz geçmez onu terk etmez , hiç bir cor ve sitemden onu islah etmeden ,düzeltmeden geçmez, emindir , ağırdır ve tegvalı ve seçilmiş ve ter temiz ve zeki ve razıdır , kusuru kabul eder iyilikle hatırlar , halka karşı iyi düşünür onlara iyi zan besler iyi düşündüklerini farz eder , kendi nefsini kötüdür diye düşünür, cenabı allah yolunda dost tutar ilim ve bilimle , keskindir cenabı allah yolunda çok sert ve azimli , sevinç onu yerinden oynatamaz ve onu hafif yapamaz , alime hatırlatan , cahile öğretmendir hocadır , onun zorluğa düşmesini kimse beklemez , onun gayilesinden şerrinden ve fesadından kimse korkmaz , her çalışmanı kendi çalışmasından üstün bilir , tüm nefs leri kendi nefsinden daha salih görür , kendi ayıplarını bilen , kendi gamı ile uğraşan , cenabı allah dan başkasına güvenmez , yakın ve vehid ve yanlız ve kimsesizdir , cenabı allahın rızasını elde etmek için sever ve cahad eder onun yolunda , kendisi için intıkam almaz , canabı allahın gazabına uğramaz tenbellik ederek , fakirler le oturur kalkar , sadık lar hep onu tanırlar , haklıların yardımcısıdır , gariplerin yaveri yetimlerin atası babası ,dul bayanların yardımcısı onların dertlerinin dermanıdır , perişanlara sevgi ve iıgi gösterir ve tüm iyi sıfatların onda olması ihtimalı vardır her türlü şiddet de ona ümit edilebilir , güler ve açık yüzlüdür , ne öfkeli , suartsız ve ne halkı araştırıcıdır ,hırsını sinirini gizleyen ve yutandır , güler yüzlü , ince şeyleri gören ve bilen ve çok dıkkatlı dır , kimseye cimrilik yapmaz , ona karşı cimrilik yaparlarsa sabr eder . düşünerek heya etmiş , genaet ederek geni olmuş , onun heyası ve utancı şehvetinden üstündür , dostluğu kıskançlığından , bağışı kininden üstündür . doğrudan başka söylemez , giyinmesi ortadır , yürümesi tevazo dur , allahın karşısında hep başını eğer onu dinlemek ve işitmekle , her halide ondan razı dır ,niyyeti halis dir ,onun emelleri yaptıkları hilesiz ve beklentisizdir , bakışları ibret, sessizliği düşünmek ve konuştuğu hikmettir . kardeşlere nasihet eder onlara bağış yapar kardeşlik eder . gizlide ve zahirde nasihet edendir , kardeşden uzaklaşmaz , onun geybetini yapmaz onunla mekr , hile etmez . geçeceye üzülmez ve olanlara gam etmez üzülmez , olmuyacak işlere ümid etmez , zor zamanlarda tenbellik yapmaz , iftihar etmez varlığına ve dünya malının çokluğunda kendinden çıkmaz helmi ve sabrı ilimle , aklı sabir ile karıştırır , onu görürsün bir halde ki hiç kesaleti yoktur . onun sevinci geçici değildir , istekleri yakın ve kolay , yoldan çıkması kayması az , kendi acelini bekleyen , kalbi kendini küçük gören allahını hatırlayan hep onu düşünen , nefsi sahip olduğuna razı , cehli yok sayılacak kadar az , işleri kolay , günahlarına üzülen , şehveti ölmüş , hırsları yok olmuş , huyu saf , konşuları rahat ve emniyyetde , bencilliği az , ona mügedder olana , allah tarafından gelen her şeye razı , sabrı metin , işleri kuvvetli ,allahı çok zikr eden dir . halkla karışması ve onlarla oturup kalkması öğrenmek için , konuşmaması ise sağlam kalması içindir . soru sorması öğrenmesi ve anlaması içindir . ticaret yapar geçinebilsin diye . iftihar etmek için iyileri dinlemez , başkalarına zorla bir işi yaptırmak için konuşmaz , nefsi ondan zorlanmaktadır ve halk ondan rahat etmekte , nefsini ahireti için zorlamıştır eziyyete düşürmüştür, halkı ondan rahat etmiştir . ona zulum yaparlarsa cenabı allah onun hakkını alıncaya kadar sabr eder , ondan uzak gezenlerden uzak gezmesi duşmanlık ve tenezzüh ve temizlenmek için dir . ona yakınlık yapanlara yakınlık etmesi yumuşaklık ve rehmettir , ne uzaklaşması kibr den ve büyüklük hissinden dir ne yakınlığı allatıcı dir belki ikdida eder, dinler kendinden evvel olan hayır ehlini ve imam ve yol gösterici olur kendinden sonrakı iyilere . HOMAM bunları duyunca bağırdı ve bayılarak yere düştü . böyle olunca hazrete emirelmomenin buyurdular and olsun cenabı allaha ki korkuyordum böyle olmasından ve buyurdular o hazret beliğ ve iyi moizeler böyle yapar ehli ile . orada olan birisi arz etti , sen neden öyle olmadın ya emirel momenin , buyurdu her kesebir ecel ve bir neden vardır ki ondan geçemez , kurtulamaz , sessiz ol ve bir daha böyle bir söz konuşma ki şaytan senin dilin le konuştu . bitti hadise şerifin tercümesi . şimdi daha evvel telvih ve işaret ve serahet ile anlatmış oldığum gibi bu işlerin özünde ve zahirinde ( bedeninde ve görünür olanında ) , cenabı allahı tanımak onun resulunu ve imamları ve onların şiilerini tanımak onlara inanmak ruhu , onları sevmek onların duşmanlarını duşman tutmak ve bu yolda dayanmak ve hulus ile devam etmek ruhu tüm mertebelerinde olmalı . böyle birisinin şeriet , teriget , ve hakikat ilmine sahip olması lazımdır . böyle bir ruha sahip olmayan birisinde bu söylediğim işler ve başka iyi işlerin hepsinin bulunması mümkün değildir ve eğer bu işlerin zıddını ve tersini onda görmezseniz onun düzlüğüne doğruluğuna inanın . böyle birisi eğer munafık ve yalancı olsaydı cenabı allah onu rusva eder ve yalanını açıklardı ve bizim tüm itimadımız cenabı allahın tegriri ve tesdididir ve odur hakka yardım eden ve onu açıklayan vebatili ibtal eden ve buyuruyor : ve ennellahe la yehdiye keydel khaenin . وَ اِنَّ الله لا يَهديَ كيدِ الخائِنين yani : cenabı allah hainlerin hiyanetine yardım etmez . şimdi eğer böyle birisini bu sıfatlara sahip olan bir ustadı buldunuz ise aman onu bırakmayınız , ve biliniz ki cenabı allah nimetini size tamamlamıştır . eğer bulamazsanız ve dini kardeşlerinizden her hangı birisi bu sifatlara sizsedn daha çok müttesif ise ve sizden daha fazla bu sıfatları uyguluyor ise o sizin büyük kardeşiniz ve ağabeyiniz dir , babanızın yokluğunda size babayerindedir . hadisde var ki : el ehkol ekber bemenzeletel ebb . اَلاَخُ الاَكبَر بِمَنزِلَةِ الاَبِ yani: ağabey baba gibidir . ona doğru gidin ve babanızın nurunu onun anlında görünüz , onunla muaşiret yapıp ona gidiniz, onu seviniz,ondan taasi ediniz onu işitiniz, ondan kabul edip böylece onun nuru ile ışıklanınız ve bu işi yapmakla ona varıncıya kadar onun gibi oluncuya kadar yola devam ediniz ve birlikte babanıza gidiniz . büyük dini kardeş aynı bir beyaz duvar ve ya saf bir ayna gibidir ki babanın nuru ile ışıklanmış ve onun nurunu yaymaktadır . eğer babanın ışığı şimdilik sizden gizli ise , bu duvar ve ya aynaya karşı durunuz ışıklanırsınız ve bu ışık sayesinde ilerlerseniz ona varırsınız ve inşaallah onun gibi olursunuz , ve biliniz , inanınız ki babanız yaşıyor , sizin işlerinizi kontrol ediyor ve yaptıklarınıza şahittır , sizi seviyor ve eğer bir kaç gün ve ya ay yada sene sizi hocaya birakdiysa sizin terbiyeniz içindir , terbiye olduğunuzda onun huzuruna gitme kabiliyyetini bulduğunuz halde sizi kabul eder ve kendini size gösterir ve tanışırsınız , bu cenabı allahın vadesidir ve allahın vadesi yalan olmaz , buyurmuş cenabırebbimiz : ellezine cahedu fina lenehdeyennehom sobolena اَلَّذينَ جاهَدوُا فينا لَنَهديَنَّهُم سُبُلَنا yani : bizim yolumuzda mucahide edenlere elbet ki kendi yollarımızı gösteririz ve hadiste buyurmuşlar :sebilollahe şietena سَبيلُ اللهَ شيعَتِنا yani : bizim şiilerimiz allahın yollarıdırlar ve mücahide yolu ve yöntemi , babanın sıfatları ile sıfatlanmak ve onun gibi iman edinmektir ki onlardan bir kısmını anlattım , fakat genel olarak isterseniz bizim büyüklerimiz ve alimlerimizin (ki allah onların makamlarını yükseltsin inşaallah) kitaplarına muracaat etmeniz gerekir .
[p 12] Ve bu geryenin dördüncü dersi HELM (helim) dir . helm in anlamı aff etmek bağışlamak ve günahi görmemezlikten gelerek bağışlamaktır , yanı ayıpları öğrtmek onları görmemek , acele etmemek ve düşünmek ve akıl ve aklın rezenetidir ağırlığıdır. Rezanet ağır olmak dayanaklı ve sabırlı olmak demektir ve bu söylediğim mana ve anlam o anlamların hepsini içerir ve onların hepsi aklın rezanetinin birer kısmı sayılır . ve geçen derslerin kemalı ve tamamlanmasının şartı , helm in onlarla birlikte olmasıdır ve daha evvel sözü geçen zikr , fikir , ve ilim düşünmekle birlikte olmaz ise hiç bir faydası olmaz , mesela insan hep zikr edip ve zikr ettiklerinin anlamını bilmez ve onun hakkında düşünmez ise , ve ya acele ettiğinden yaptığı zikre devam etmez ise , ve ya yaptığı ibadet de nefsini yoracak kadar fazla kaçırır ise , ve ya yegini olmadan , inanmadan , ibadet edip de hep zikr eder ise , onun yaptıklarının her hangı bir faydası olmaz olursada çok az olur ve pek ikna edici olmaz. imam eleyhesselam buyuruyorlar : ma yo bَeo men ehle hazeddine bemen la egle leho ما يُعبَاُ مِن اَهلِ هذا الدينِ بِمَن لا عَقلَ لَهُ yani : bu dine bağlı olanların aklı olmaz ise onlar ciddi sayılmaz . ve ya sessizliği , düşüncesi , anlayışı ve süküneti olmaz ise böyle birisi düşünmekte ve anlamakta başarılı olamaz . hemide bilindiği gibi ilim adamları mizacları gereğince ki onlarda sefra diğer üç madde yani kan, soda ve belğemden fazla olur , huyları diğer insanlarla karşılanırsa daha sert çok kızan ve hemen huylanan tipler olurlar , bunlar eğer sefralarının ateşini helmin suyu ile söndürmezlerse , öğrencilerinin teneffürüne neden olup kaçmalarına sebep olurlar . ve şeriyetimizin esaslarından olan arkadaşlık ve geçınmek sıfatını kayb eder ve ilimden kazandığı kudret ile tabietlerinde olan sefra gereğince diğer insanlara büyüklük ve riyaset etmeğe ve her kese galip gelmeye talip olur ve kötülüğe taraf gitmeye başlarlar . fakat eğer onların ilimleri helm ile birlikte olursa , ortada dururlar ve itidal ile geçinirler veilimlerini cenabı allahın yolunda ve onun rızasını kazanmak için kullanırlar , hazreti peygember sellellaho eleyhe ve aleh efendimizin buyurduklarındandır: neeme vezirol imane el elmo ve neeme vezirol elm el helmo ve neeme vezirol helm errefgo ve neeme vezirorrefg essebr .
نِعمَ وَزيرُالايمانِ العِلمُ و نِعمَ وزيرُ العِلمِ الحِلمُ و نِعمَ وَزيرُ الحِلمِ الرِفقُ وَ نِعمَ وَزيرُ الرِفقِ الصَبرُ yani: iman için elm iyi vezir ve bakandır ve elm için helm ve helm için yumuşaklık ve geçinmek ve yumuşaklık için ise sebr iyi vezir ve bakandır . kısacası şu ki , akıl ve hemide rezin ve ağır ve dop dolu akıl olunca , tüm itidalsızlıklardan uzak tutar ve mizacların ve huyların her birisini kendi yerinde ve gereğince kullanır , gereğince kızar , gereğince aff eder , yeri gelince konuşur gerekli olmadığı zaman susar , cahiller ve aklı zayıf olanlarla mudara eder ve geçinir , mömün kardeşlerine terehhüm eder ve onlara lütf eder , her kesle iyi geçinir , insaf caddesinden ayak dışarı koymaz , hadiselerde ve dert lerde sabrı elden vermez , her işde tedebbür eder ve düşünür ve dünyanın geçici olduğunu itibarsızlığını görünce , dünya malı ve onun tüm madenlerine zahid ve meyilsiz olur , ve allahın verdiği malları onun yolunda vermekten ve harcamaktan çekinmez ve cimrilik yapmaz , eli açık ve mal ve para pul bağışlayan olur ,fakat israf etmez , az da vermez , aynı seviyyede olan kardeşlerini kendi ile eşit tutar , büyük kardeşlerini kendinden üstün tutar ve onlara isar eder , ale mohemmed eleyhemosselam ın feziletlerinden ve onların ilimlerinden ne kadar öğrenmiş ve biliyor ise , mömün kardeşleri ile paylaşır , onların anlıyamıyacakları konuları söylemez , ale mohemmedin sır larını düşmanlara ve dostlarının zayıfına söylemez , gereğince tegiyye eder ( tegiyye şeriyetin her hangi bir konusunu yapmak ve ya söylemekle insana ve ya ailesine ve ya arkadaş ve mömün kardeşlerine ve toplumuna zarar gelirse onu yapmamalı ve söylememeli buna izin verilmiş ve adı tegiyyedir) tegiyye yeri olmayan yerde tegiyye yapmaz mömün kardeşlerini kıskanmaz , onların her birisinin kişiliği ve ilmi ve mevki si gereğince onlarla geçinir , her kese küçülür ve kimseye tekebbür yapmaz ve halkı eziyyet etmez .
Kısacası bu ki , tüm tebietlerini ve huylerını itidala icbar eder , hommam hadisinde geçen mömünlerin sıfatlarının çoğu helmin müteferriatından ve onun kol kanatındandır . ve bu dersin hocası ve ustadı akıl sahibi olan ve bu sıfatlara öğrencilerinden daha fazla sahip olan ve sıfatlanmış birisidir . bu dersin öğrenilmesinin yolu , bu hocanın yaptıklarını yapmak , onunla muaşiret etmek , ona gitmek ve imamlar eleyhemmesselamın hallerinde onların helm , zühd , sabır ve huyları ile ilişkili hikayeleri düşünmek , onların hakkında hayal etmek dir . bu öğrendiklerinin her hangısı kendi huyları , istekleri ve tabieti ile aynı olmayıp da öğrendikleri ile zıt olursa bilerek ve anlıyarak ve isteği ile kendi tabietini ve isteklerini değiştirmeli ve kendini onlar gibi olmayazorlamalı ve onların sıfatlarını almakla kendini onlara benzetmelidir . hazreti peygember selellaho eleyhe ve aleh efendimizin buyurduğudur :en lem tekon helimen fetehellem fe enneho gelle men teşebbehe begomen ella ve ovşeke en yekune menhom . اِن لَم تَكُن حَليماً فَتَحَلَّم فَاِنّهُ قَل مَن تَشَبَّهَ بِقومِ اِلاّ وَ اَوشَكَ اَن يَكونَ مِنهُم yani : eğer hَelim değil isen kendini hَ elim insanlara benzet , niye ki çok az olur, birisi kendini birilerine benzetip de kısa bir zamanda onlar gibi olmasın . yani eğer helim değil isen kendini helim olmaya mecbur et , çok az kimse vardır ki , kendini bir kabileye ve aşirete benzetipte onlar gibi olmasın .( mütercim yakın bir zamanda onlar gibi olur , onlar gibi düşünür onlar gibi giyinir ,onlar gibi yapar ve onlardan biri olur nihayet ) .
Tüm bunlar nefsin riyazeti içindirler ki , onda insaniyyet ruhu oluşabilsin , bu vucudumuzda insani ruh gelişebilsin ve onda bulunabilsin , aynı bir ev gibi olmalı ki ev sahibinin orada yerleşebilmesi için elverişli olması şart dır . evin her şeyi olmalı ve kendi yerinde olmalı , ve sahibi ki insani ruh dur geldiğinde her şeyi kendi yerinde bulmalı ve gerektiğinde her şeyi icab ettiği yerden almalı ve kullanmalı , böyle olunca , hiç bir zahmet olmadan her sıfat yerinde bu insandan görünür ve tüm insani işleri hiç bir tekellüf , zahmet olmadan yapar . aynı hayvaniyyet ruhu gibi , nasıl ki her kimsede her bir varlıkta hayvaniyyet ruhu bulunursa , kendiliğinden görür , duyar ve tüm hayvanların yaptıklarını yapar . terbiyeler ana karnında olur , gözü , kulağı , burnu ve tüm organları itidalda ve kusursuz yapmalı ki ev sahibinin gelmesi için elverişli olsun ve ev sahibi gelip oturabilsin diye . hocaların ve ustad ların bu sınıfta terbiyeleri ve öğretmeleri ise bu yaratılan zahirde kusursuz adamların , insaniyyet ruhunu kabul edip ve onu alabilme yeteneğini ve imkanını sağlamak dır , ve öğrenciler bu alabilme gücünü ve yeteneğini , hocalar ile muaşiret ve mucaviret yolu ile , kendilerini hocalarına benzetmek ile ne kadar fazla geliştirirlerse , insaniyyet ruhunun kendilerinde oluşması o kadar fazla ve rahat olur .bu yolda ve sınıfta ilerlemek için , hoca ve ustad ve şeyh bulduktan sonra bu alabilme gücünü ve yeteneğini artırma yollarından biride kendine yoldaş ve arkadaş bulmasıdır . mümkünse kendinden üstün , değilse kendi ile beraber , hiç bulamazsa kendinden bireaz aşağı bir arkadaş ve yoldaş bulmalı ve onunla devam etmelidir . tek başına bu yola çıkmak ve devam etmek tehlikelidir . hazreti musa , peygember olduğu halde hazreti hızır peygemberden ilim öğrenmek için yola çıktığında tek başına gitmedi , fakat kendinden büyük ve kendi ile beraber bulunmadığından kendinden küçük bir arkadaşla devam etti bu yola , arkadaşlıkta olan faydalar sayısızdır fakat benim zamanım kısıtlı dır bu konuyu anlamak için sizi büyüklerimizin kitaplarını okumaya davet ediyorum ki hiç bir konuyu açıklamadan geçmemişler . cenabı allah onların derecelerini artırsın .
[p 13] bölüm : üçüncü gerye ve sınıf ehlini anlatmaktadır bu bölüm . bu sınıfın hocası önceki iki sınıfın derslerini bilmekten başka hekim de olmalı ve bu gerye ve sınıf zahiri hekimler sınıfı dır ve bir derece zahiri alimler sınıfından ve iki derece zahiri fegihler sınıfından ve geryesinden yukarıdır bu sınıf . bu sınıfın dersleri daha zor ve onları anlamak için başka bir anlama aracı ve yeteneği gerekir ve bu sınıfa gelmek isteyenler o diğer iki sınıfta çok seyr etmeliler ki bu sınıfa girebilsinler . bu sınıfın dersleri o diğer sınıflarla farklı dır , kelimeler aynı olsada anlam açısından farklı ve onların anlamlarından daha üstün bir anlam taşırlar , bunların mantıkları da onların delilleri ve mantıklarından farklıdır . önceki iki sınıfın ehli ve adamları bu sınıfın derslerinde kullanılan mantıkları ve delilleri , o mantıkları anlama yeteneğine sahip olmadıklarından onların kullanılmasının nedenini ve gereyini anlamazlar , bu mantıkları duyduklarında onları istihsan ve benzetmek için kullanıldıklarını sanarlar . fakat bunları anlama yeteneğine sahip oldukları zaman , cenabı allahın kitabını ve imamlar eleyhemosselamın haberlerini ve onların riveyetlerini bu delil ve mantıklarla dolu olduğunu görür ve anlarlar . fakat bu yetenek onlarda oluşmadıkca okur ve anlamadan geçerler, onların neye delalet ettiğini anlamazlar . bu delillerin ve mantıkların ismi hikmet delili ve mantığı dır . ve cenabı allah kitabında , hazreti peygember sellellaho eleye ve aleh ve imamlar eleyhemosselam haberlerinde ve dinimizin büyükleri yazdıkları kitap larda tüm bu farklı sınıflar ehli ve öğrencilerine onların anlıyabileceği dilve mantık ile konuşmuş ve yazmışlar . ve bu cenabı allahın emridir kendi peygemberine ki buyuruyor : od o ِela sebile rebbeke belhekmete vel moezetel hesenete ve cadelhom belleti hiye ehsen .اُدعُ اِلي سَبيلِ رَبِّكَ بِالحِكمَةِ وَالموعِظَةِ الحَسَنةِ وَ جادِلهُم بِالَّتي هِيَ احسَن yani: çağır allahının yoluna hikmet ve hesene moizesi delili ve burhanı ile ve onlarla konuş ve mucadile yap iyi olan delillerle . ve belleti hiye ehsen mucadile delili ve burhanı şeriyet ehli yani birinci sınıf içindir ve onun anlama aracı nefs dir ve onun hasili ve elde ettiği , zahiri ilim ve yapması gereken işler, namaz oruç ve bu gibi zahiri emeller dir . ve hesene moize delili ve mantığı , teriget ehli yani ikinci gerye ve sınıf adamları içindir ve onun anlama aracı akıldır . bunun hasili ve kazandıracağı şey ise yegin ve bu şahısların yapacağı iş bendelik ve kulluk dur . üçüncü sınıf ve hegiget (hakikat ) ehli için , delil ve mantık ise hikmet dir ve bu delili anlamak aracı fuat dır . bu araca çok az şahıs sahip olduğundan bu adı ve kelimeyi az duymuşlar fakat ehli nezdinde tanınmış bir kelimedirve bu araca işarettir ki cenabı allah buyuruyor : ma kezebel fuado ma reeya eftomaruneho ela ma yera .ما كَذَبَ الفُوادُ ما رَاي اَفتُمارونَهُ عَلي ما يَري yani : fuad ( peygember ) gördüğü şeylerde yalan dememiş , siz onun gördüklerinde mucadile mi ediyorsunuz ? ve bu delilin ve mantığın hasili ve faydası ve verimi marifet dir ve onun yapacağı ve yapmak gerktiği iş dinin esası olan muhabbet ve sevgidir ki her şeydenüstündür ve men yotel hekmete feged otiye hkeyren kesira .و َ مَن يُوت الحِكمَة فَقَد اوتيَ خَيراً كَثيراً yani : her kimseye hikmet verilmiş ise , şüphesiz ona çok büyük hayır verilmiştir . ve bu arz ettiklerime bir örnek isterseniz ve her üç gerye ve sınıf delillerini ve mantıklarını bir konuda görmek ve anlamak ve onlar arasında bir kıyaslamak isterseniz , aynı iki sınıfta işaret yaptığım , ilime varmak için , kullanılan mantıkları burada yazıyorum . birinci sınıf ehli ve adamları ilime varmak ve bir şeyin kesin olmasına inanmak isterlerse , mesela bu hadislerin peygember ve imam lar eleyhemosselamdan olduklarını öğrenmek ve onu kesin bunlar tarafından söylenmiş olmalarına inanmak için , zahiri deliller ve burhanlara muracıat etmekten başka bir yolları ve çareleri yoktur . evvela dikkat etmelidirler ki doğru dürüst ve yanlışı olmayan bir kitap bulsunlar , o kitabı daha evvel yazılmış ve daha evvel baskıları ile karşılaştırarak onun doğru yazıldığına emin olmalıdırlar , ve hazırda bulunan bu hadis işinde uğraşanlar ve bunlardan önce bu işle uğraşanların kitaplarına ve sözlerine bakarak ve onlardan sorarak doğruluğuna emin olmalıdırlar ki mesela kafi kitabının yazarı muhammad oğlu yakub koleyni dir . ve böylece alimlerin yazdıkları ve dedikleri ve kendi kitablarında koleyni efendini medh ettiklerini gördüğü zaman zahiri ilim ele geliyor ve bu kişinin iyi birisi olduğu kanaatına varıyor ve muhammed oğlu yakubun iyi birisi olduğuna ve onun kendi imamına yalan bağlamadığına ve o da kendine düşen araştırmayı yapıp da bu rivayet ettiklerinin imam eleyhesselama ayıt olduğuna emin olduktan sonra yazmış olmasını öğrenir ve ona ilim ve güven sağlar . ve yine daha evvel yaşayan hak olan alimlerin kitap yazmaları ve rivayet etmelerinde yapılan titizlikleri araştırıp görünce , onların doğru olup peygember ve imamlardan olduğuna inanır ve ona ilim sağlanır . bunlara o kadar güven sağlanır ki artık bu yazıların anlamını kendi dini olarak seçer ve onları uygular, bundan başka kitablarındada yazar ve diğer mömünler de onu din yaparak uygularlar . demek ki bu deliller ve araştırmalardan sonra fegih birisine zahiri ilim sağlanmış olur ki bu kafi ismi ile anılan kitabın içerikleri ve onda yazılmış olanlar şüphesiz peygember ve imamlardan rivayet edilmiş ve o hazretlerin buyurdukları dır , hatta ki dünya da başka şeylere ilim sağlamış ise bundan az dikkat edilmiş ve bu konuda daha fazla titizlik yapmış mutlaka , çünkü başka kitap lar söz konusu olduğunda mesela şahname kitabını bu esirde yazanlara o kadar güvenilmez , çünkü onların yazarlarının ferdosi ye ne kadar düşkün oldukları onu ne kadar sevdikleri belli değil ve hiç bir şekilde güvenemeğiz onun yazarına , kelimeleri ve harfleri tam yerinde olması ve onların aynı ferdosi gibi yazılmasına dıkkat etmiş mi bu yazar ? fakat peygember ve imamlardan rivayet edenler onları seviyor , onlara karşı dürüst ler ve ihlas ları vardır ve onları doğru rivayet etmeğe tüm güçleri ile çalışmışlar , bu araştırmalar birinci sınıf ve geryenin elde edebileceği delil ve burhanın nihayet derecesi ve en titizlilikle güvenebileceği için yapabileceği işler dir . bundan fazlasını da, yapamıyacaklarından görevlendirilmemişler bu şahıslar . demek ki bunlar kendilerine mümkün olan kadar çalışıyor ve cenabı allah ve peygemberin buyurduklarına güvenebilir bir şekilde ilim sağlıyabiliyorlar . bunların anlamını ve manasını ise genel olan deliller , yani kelimelerin anlamını açıklayan kitaplar , gramer kitapları ve fesih yazarların kitapları , şairlerin yazdıkları ve haberlerde bu konuda buyuruklar ve bu gibi işlerle anlarlar . meselaaynı hafizin ( iranlı şair) şiirlerini anladıkları gibi , cenabı allahın kitabına baktıkları zaman görürler ki allah da aynı emiri vermiş ve buyurmuş :kunu me essadegin كوُ نوُ مَعَ الصّادِقين yani: doğru konuşanlarla olunuz, onlardan alınız , onları dinleyiniz ve buyurmuş : eza cae kom fasegon nebeen fetebeyyenu .اِذا جائكُم فاسِقٌ بنَبأ فَتَبَيَّنوا yani : eğer her hangı bir fasig ve kötü bir adam size haber getirirse muhakkak o haber konusunda araştırma yapınız . haberlere ve sünnete baktıklarında bu yolun ve bu nevi araştırma ve öğrenmenin doğru olduğunu görürler çok yerde buyurmuşlar ki onların hadisleri yazılsın ve rivayet edilsin ,başkalarına da yetiştirilsin , hazrete peygemberin emirlerini görürler ki o hazret de böyle buyurmuş :nezzerellaho ebden seme e megaleti fevea ha ve belleğeha men lem yesmeoha . نَضرَ اللّه عَبداً سَمِعَ مَقالَتي فَوَعاها وَ بَلَّغَها مَن لَم يسمَعُها yani : cenabı allah yüreğin taze ve hürrem yapsın o bendenin ki , benim dediklerimi işitir duyar ,onları ezber yapar , ve duymayanlara duyurur ve yetiştirir. ve yine imam eleyhesselamın buyurduğunu görürler ki buyurmuş :oktob ve bosse elmeke fi ekhvaneke fe enneho yeeti eleyhem zemano herecen la yeenesune ella bekotobehem . اُكتُب وَ بُثَّ عِلمَكَ في اِخوانِكَ فَاِنَّهُ يَاتي عَلَيهِم زَمان حَرَجٍ لا يَانَسونَ اِلاّ بِكُتُبِهِم yani : bildiklerini ve ilmini yaz ve kardeşlerinin arasında paylaştır ve çoğalt ,zira çok zor ve dar günler gelecek , ki onlar bu yazılar ve kitaplardan başka bir enis ve derdini anlatacak birini bulamıyacaklar. ve imamezzeman eccelellaho fereceh in buyurduğunu görürler ki buyurmuş :emmelhevadesol vagee ferceu fiha ela rovete hedisena fe ennehom hocceti eleykon ve ene hoccetollah . اَمّاَ الحَوادِثُ الواقِعه فَارجِعو فيها اِلي رُواةِ حَديثِنا فَاِنَّهُم حُجَّتي عَلَيكُم وَ اَناَ حُجَّةُ اللّه yani : size gelen hadiselerde başvurun bizden rivayet edenlere , doğrudan doğruya onlar benim höccetimdirler sizlere . bende cenabı allahın höccetiyim . bunların hepsini gördükten sonra kendi yollarının doğruluğuna inanır ve güvenirler . bunlarda onların en fazla yapabilecekleri dir, cenabı allah dabundan çok istememiş bunlardan kendisi buyurmuş : ve la yokellefollaho nefsen ella vos eha وَ لا يُكَلِّفُ اللّهُ نَفُساً اِلاّ وُسعَها yani : cenabı allah hiç bir nefse , şahısa yapamıyacağı bir görevi vermez ve yapmağa mecbur etmez .ve bu mucahide ve çalışmakla , vadettiği gibi onları kendisi hidayet eder ve doğru yola götürür ve buyurmuş : ellezine cahedu fina lenehdiyennehom sobolena . اَلَّذينَ جاهَدوا فينا لَنَهدِيَّنَهُم سُبُلَنا yani : bizim yolumuzda çalışanlar bilsinler ve emin olsunlar muhakkak ki kendi yolumuzu onlara gösteririz .cenabı allah yolunda böyle çalışanlar da mecurdurlar ve allahdan ecr alırlar yani sevab kazanır ve doğru yolada kalırlar .