Sonra vecize risalesi ve kitabıdır .( risale tüm şeriyet hükümleri ve ibadet hükümlerini içeren kitap demektir ) molam ve ağam sayın bay hac mohemmed han efendileri elellahomegameh tarafından yazılmış , bu kitap tüm ibadet hükümlerini içerir ,arapça yazılmış , farsçayada çevrilmiştir . farsçası bir kaç sene evvel basılmış fakat zor bulunuyor .

Sonra mücez risalesidir . kirmanlı hac zeynelabedin han efendilerinin yazdığı tüm ibadet hükümlerini içeren arapça yazılmış kitapdır . farsçayada tercüme yapmışlar bu kitabı , bir kaç defa baskılanmıştır .bu kitapların her hangısına muracaat edebilir ve onlardakı konuları uyguluyabilirsiniz , onlarda yazılmış olan her konu ale mohemmed eleyhomesselamdan ness ( varan ) olanlardır , hiçbir şey kendilerinden kendi şüphelerinden kendi düşüncelerinden yazmamışlar , bazen eğer onlarda farklı hükümler bulursanız , haberlerde olan ve kendilerinden çeşitli deliller ile rivayet olan konuların farklılığındandır , bu farkların nedenlerini anlamaz ve onların uygulama yerlerini çıkaramazsanız , anladığınızı uygulamakta serbest siniz ve uyguluyabilirsiniz .

Bu yolun seyrinde ( yolculuğunda ) gereken faktörlerden , bu sınıfları geçebilme kabiliyyetini kazanabilme şartlarından birirsi , kurane kerim ve ale mohemmed eleyhomesselamın haberleri , dua lar ve ziyaretler ,din alimlerinin kitaplarının hepsi arapça olduğundan , arap dilini ve lisanını öğrenmektir . bunlarda olan konuları iyi anlıyabilmek için arapça lisanını öğrenmek şarttır . arapça öğreniminde , kitaplar içinde en mükemmel kitap , merhum evvel ağa ( mohemmed kerim han efendileri elellahomegameh) nın tebsire ve tezkire ismi ile yazılmış olan kitabıdır . fakat ilk defa öğrenmeye başlamış olanlar için biraz zor kitapdır . buna başlamadan evvel bu konuda olan daha kolay kitaplardan okumak ve biraz ilerledikten sonra bu kitapla devam etmek gerekir şeriyet ilminde ilerlemek isterseniz fıkh (fıkıh) esaslarını ( dini konuların hükümlerini ) öğrenmek zorundasınız . başkalarının kendilerinden çıkardıkları ve icad ettikleri hükümleri değil, alemohemmed eleyhomesselamın bu konularda kendi buyuruklarını ve hükümlerini öğrenmelisiniz . bizim alimlerimiz elellahomegamehom bu konularda ( isulda ,hükümlerde ) çeşitli kitaplar yazmışlar , bu yazılanların hepsi arapçadır fakat bir tanesi benim molam ve ağam ve babam olan merhum hac ebülgasim hane ebrahimi efendileri tarafından yazılmış olan ictihad ve teglid kitabıdır , bu kitapta ictihad ve teglid ( hüküm verme ve o hükümleri uygulama )konuları ve bazı başka nedenler ile de isul ilmi yazılmıştır . arapça yazılmış ve baskıya gitmiş ve kolayca bulunabilen kitaplardan iki risaleler toplamı dır. bunlar merhum evvel ağa yani merhum hac mohemmed kerim hane kermani elellaho megameh dendirler ki fıkh isulu ve şeriyet hükümlerini içermektedirler bu kitapların en önemli olanlarından hatırladığım kadar , gevaed ( kaideler , kanunlar ) sevaneh , elmolyegin , fevaed , hoccetolgatee , beyyene ve bir kaç tane daha dır , bu ilimde en fazla açıklama , merhum seyyed ibrahime gezvininin netayec (netice ler sonuçlar ) kitabının şerhinde ve açıklamasında bizim alimlerimiz tarafından yazılmıştır ki malesef henüz onu yayınlıyamamışız . her hali karda bu ilmin tahsili ve öğrenilmesi arapça bilmeden ve çok bilgili hoca ve öğretmen olmadan çok zordur , bu ilimlerin ince ve zarif konularını hocasız anlamak zordur ve konuların hepsini bilmek , öğrenmek ve anlamak mümkün değildir . hatta ki came , mücez ve vecize gibi fetva kitaplarını bile bir hoca ve öğretmen yardımı ile öğrenmek gerekir , bu kitapların kolay bir lisan ve dil ile yazılmasında çaba sarf ettiklerine rağmen , konular ilmi dil ile yazıldıklarından dolayı , ilk başlıyan öğrenciler için , hocasız öğrenmek ve anlamak kolay değildir tabi ki , bu isul ilmini öğrendikten sonra açıklamalı fıkh ( mantıklı ve delil ile olan şeriyet kanunları ve hükümleri ) kitaplarını okumak gerekiyor . buda isul ilminde okunan ve öğrenilen isulların kullanış yerlerini bilmek için gereklidir , bizim alimlerimiz elellaho megamehom sorulan şer i soruların cevablarını istidlal ve delil ile verdikleri ve yazdıkları kitaplardan başka bu konuda özel olarak kitaplar yazmışlar , onların isimleri alimlerimizin kitaplarının fihristinde ( sıralamasında ) yazılıdır , fakat şimdilik onlar baskıya gitmemiştir , istidlaliyye ( delil ile açıklanan ) fıkh ve şeriyet kitaplarının , muhakkak bir hoca ve alim yanında ve onun yardımı ile , fegih olmak isteyen kimseler tarafından okunması gerekiyor , bunların hepsinde başarılı olabilmak ve yukarı sınıfa geçebilmek ve kabiliyyetlerin ilerlemeleri için , öğrenilenlerin hepsini uygulamak şarttır , namazın , orucun , hacc , hums ve zekatın bilinmesi yeterli değildir , onları uygulamak , yapmak gerekiyor , uygulamasız ilmi yehudiler bile elde edebilirler , uygulamada olan şart , uygulamanın ruhu ve özü olmasıdır çünkü ruhu olmayan her hangı bir şey ölüdür , canı yoktur , tüm işlerinde ruhu , sevgi ve ihlasdır , yapılan işlerde bu sevginin ve ihlasın bulunmaması halde hiç bir işin ahirette ve öbür dünyada faydası olmaz , dua da hazrete emirelmomenin eleyhesselam hakkında okuduğumuz gibi: men la esego bel eemale ve en zeket vela eraha monciyeten li ve en selohet ella bevelayetehe vel itame behe velegrare befezaelehi vel gebule men hemeleteha vetteslime lerovateha .مَن لا اَثِقُ بِالاَعمالِ وَ اِن زَكَت وَلا اَراها مُنجِيَة لي وَ اِن صَلُحَت اِلاّ بِوِلايَتِهِ وَ الايتمِامِ بِهِ وَالاِقرارِ بِفَضائِلِهِ وَالقَبوُلِ مِن حَمَلَتِها وَالتَّسليمِ لِرُواتِها
yani : hiç bir güvenim yoktur temiz olduğu halde yaptığım işlerime , onları salih ve iyi işler oldukları halde kurtarıcı görmüyorum , illa onun vilayeti onun sevgisini , onun feziletlerini kabul etmek ve onlara inanmaktan başka. bu feziletleri kendileri ile taşıyanlardan almak ve kabul etmek ve onlardan rivayet edenlerden almak tan başka . yani bunlardan başka kurtarıcı görmüyorum , bulamıyorum . hadiste buyuruyorlar : la yobaliyennasebo sella em zena لا يُبالي النّاصِبُ صَلّي اَم زَني yani : hiç bakılmaz nasibe , duşmana , ister namaz kılsın ister zina yapsın . bu işlerde ihlasla olur, münafiklerin ve kafirlerin beceremedikleri , sırf muhlis ve ihlaslı mömünler tarafından yapılabilen , işlerdir , ihlas olmadan da olmaz bu işler .biraz evvel , ağamın sözlerinde geçtiği gibi , şeriyet geriyesini , sınıfını geçmek için , onun konularını araştırarak öğrenmek ve öğrendiklerini ihlas ile uygulamakla mümkün olur . şimdi her hangı bir şahıs birinci geryeni bitirdikten sonra ikinci geriyeye girmek ve onda seyr etmek ister ise , tüm yapacaklerını , işlerini ve nefsini temizleyerek bu yolu seyr etmek için kendine bir hoca , ustad ve öğretmen ve yoldaş , arkadaş seçmeli . bu konuda bir beyt şiir vardır ki diyor : bu yolu hızırsız gitmeye kalkışma karanlıktır kayb olmaktdan kork bir hoca ve öğretmen tanımak onu dinlemek bu amaca varmanın en önemli faktörlerinden biridir , sonrakı soruların cevabında daha fazla açıklamalar yapılacaktır inşaallah .

Büyüklerimiz ve alimlerimiz tarafından bu konuda yazılmış risalelerden , birisi seyyede merhum hac seyyid kazım reşti elellehomegameh in yazdıkları seyr ve suluk risalesidir , sonra merhum evvel ağa elellahomegameh nin yazdıkları arapça dili ile mübarek terigetonnecat kitabıdır . bu kitapda çok geniş şekilde seyr ve suluk hakkında açıklamalar yapılmıştır , hakketen islamda böyle bir kitap yazılmamıştır , bu işin ehli olmayanlar ve bu kitabı iyice okuyup anlamıyanlar bu dediğimin anlamına varamazlar . fakat ondan faydalanmak arapçayı okuyup bitirdikten sonra mümkün olur , bu bendeniz bir kaç sene evvel bu kitabın konularını farsça yazdım ve molamın , ağamın dikkatine sundum , onu beyendiler , basılır ise , bu yolun ilk sınıf öğrencilerine faydalı olur inşaallah , bundan sonra yine bu yazardan olan mübarek rucumeşşeyatin kitabı yine arapça yazılmıştır , bu kitabı benim molam ve ağam olan babam onu farsçaya çevirmiş bu kitabı okumak her kese lazımdır . sonra merhum ikinci ağadan olan mübarek mesbahessalekin kitabıdır bu kitap farsça ve hakiketen çok acayip bir kitaptır besir olanlar onun her kelimesinden binler anlam anlar . evet bunlardan sonra ikinci geriyeden geçebilmek ve üçüncü geriyeye girebilmeye , kabiliyyet kazanabilmek için , iyi huylara sahip olma ve nefsin temizlenmesi şarttır . böyle birisi dayıma cenabı allahı , petgember ve tahir imamlar eleyhomesselamı , dinin büyüklerini göz önünde bulundurmalı ,onları hatırlamalı , bir an bile onları unutmamalı , kuran ve duaları onların her birisinin yerini ve gereğini bilerek , anlıyarak okumalı , ayetle , afag , enfüs ( nefsler ) hakkında düşünmeli , alimlerin huzurunda bulunmalı , onların ilimlerinden faydalanarak onları öğrenmeli , bunları kendine bir adet ve alışkanlık haline getirmeli , her hangı bir konuyu öğrendiyse onu uygulamalı , hep akıllı davranmalı , cemadiyyet , nebatiyyet , hayvaniyyet ve emmare nefsinden uzak gezmeli, onlardan korunmalı ki yavaş yavaş üçüncü sınıf ve üçüncü geriyeye girmeye yetenek kazanabilsin , üçüncü geriyede artık eşyanın hakikatını ve gerçeğini öğrenmeli ve anlamalıdır , kendi dini düşüncelerinin isulunu ve gereğini ve esasını doğru ve sağlam yapmalı ve ona göre hareket etmeli ve uygulamalar yapmalıdır ,böylece cenabı allahın hebibi olur , cenabı allahın buyurduğu gibi : gol en kontom tohebbunellah fettebe uni yohbebkomollaho قُل اِن كُنتُم تُحِبّوُنَ الله فَاتَّبِعوني يُحبِبكُمُ اللهُ yani : söyle eğer cenabı allahı seviyorsanız beni dinleyin ki allah sizi sevsin . bizim alimlerimizin kitapları bu geriyelere nasıl girilir nasıl dolaşılır ne yapılmalı diye doludur , merhum şeyh ehmede ehsayi elellahomegameh in mübarek şerhozziyare kitabı gibi ki hakketen mesumlar eleyhemosselamın buyuruklarından aşağı seviyyede fakat diğer insanların yazdıkları kitapların hepsinden üstün bir kitaptır ve yengesi bulunmamıştır bu güne kadar ve bulunmaz ve seyyede merhumun kitaplarının geneli bu konudadır .

Fakat dini düşünceleri bir tertiple buyurmuş oldukları , kitaplar ise ,mübarek fitretesselime arapçada , mübarek irşadelevam ve hidayetossobyan farsçadadırlar , bunlar hep merhum birinci ağanın kitaplarıdır , sonra merhum ikinci ağanın kitaplarından , arapçada olan yenabielhekmet , vesiletonnecat farsçada bu büyük alimlerin konuşmalarının coğu yazılmış ve baskıya gitmiş ve kitap haline gelmiştir ki bu kitaplarınkonularını anlamkta çok büyük yardımcı olurlar bunların hepsinden önemli olan ihlas ve tegvadır , cenabı allah buyurmuş :ettegullahe ve yoellemokomollaho اِتَّقو اللهَ وَ يعَلِّمُكُمُ اللهُ yani : siz allaha karşı tegvalı olunuz ,allah size öğretir . ve hadisde vardır ki buyurmuşlar :men ekhlesellahe erbeine sebahen ecriyellahe men gelbehe ela lesanehe yenabiel hekmete . مَن اَخلَصَ اللهِ اَربَعينَ صَباحاً اَجرِيَ اللهَ مِن قَلبِهِ عَلي لِسانِهِ يَنابيع الحِكمَةِ yani : her kimse kırk sabah ( gün , zaman ) cenabı allah için halis olursa cenabı allah onun kalbinden diline hikmet çeşmelerini akıtır . bu kırk sabahın anlamı yani insan oğlu sahip olduğu tüm kırk mertebede derecede cenabı allah için halis olursa bu iş olur . cenabı allaha karşı halislik ve ihlas ise tüm işlerde olduğu gibi , mohemmed ve ale mohemmed eleyhomesselama ve onların mükemmel şiilerine karşı halis olmaktır . ilmin tümü ( ilimlerin hepsi , toplamı ) onları tanımak , uygulamaların ve ibadetlerin tümü onları sevmek onlara karşı sevgi beslemektir . eğer bu geryelerin bu sınıfların geçmesinde tofik bulur başarılı olurda yukarı sınıflara geçme gayretinde olursanız , cenabı allah bu yolların bilir kişilerini size tanıtacaktır , siziyukarı sınıfların hocaları ile tanıştıracaktır . cenabı allah söz vermiş , vade yapmış ve buyurmuştur :ellezine cahedu fina lenehdiyennehom sobolena . اَلَّذينَ جاهِدوُا فينا لَنَهديَنَّهُم سُبُلَنا yani : bizim yolumuzda mücahide yapanlara kendi yollarımızı gösterir , onlara yardımcı oluruz . bildiğimiz gibide cenabı allah verdiğisözü tutar muhakkak . cenabı allahın yolları , biz fukeraye , alemohemmed eleyhomesselamın şiileridirler bu konuda buyurmuşlar :sebilollahe şietena سبيل الله شيعتنا yani : cenabı allahın yolu bizim şiilerimizdirler .

[p 6] Beşinci soru : eğer birisi kabiliyyet kazanırsa o büyüyün , zamanın höcceti (yani ondan daha çok bilen olmayan bir kişi , onu dinlemek ve dediklerini uygulamak gereken kişi ) olmasına dayir işaret nedir ?

Cevap : dediğim gibi bizlerin hocaları öğretmenleri olan ale mohemmed eleyhomesselamın alimlerinin hepsi aynı bilgiye sahip değil ve aynı derecedede değiller, bir birleri ile farklıdırlar .her hangı bir kimse hangı sınıftaysa o sınıfın hocasını ona tanıtmak cenabı allahın hikmetinde gereken husustur . yani cenabı allah tüm kişilerin bulundukları sınıfların hocalarını hikmeti gereğince onlara gönderir ve tanıtır. Eğer bazen yukarı sınıfların hocalarını bazı nedenler ile gönderir , onlara tanıtırsa ,buda bambaşka bir tefezzüldür . herhalde onların derecelerinin ve ilimlerinin bir birleri ile farklı olduklarından onların işaretleride farklıdır ,bu işaretlerin hepsinide çeşitli sınıflarda bulunan kişiler bilemez , tanıyamazlar . fakat her sınıfın hocasının işaretlerini , özelliklerini o sınıfta olan kişiler tanıyabilir , cenabı allahın höcceti bizlere her zaman ermiş ve varmıştır kendi höccetini alime de cahile de vardırmıştır . hazrete ebiebdollah eleyhesselam devamlı bu şiir leri okurlardı :

Elemol moheccete vazehon lemoridehe ** ve ereyel golube enel meheccete fi ema

Ve leged ecebto lehaleke ve necateho mocudeton ** ve leged ecebto lemen neca

عَلَمُ المَحَجَّةِ واضِحٌ لِمُريدِهِ ** وَاَرَي القُلوُبَ عَنِ المَحَجَّةِ في عَمي
وَلَقَد عَجِبتُ لِهالِكِ وَ نَجاتُهُ مَوجُودَةٌ ** وَلـَـقَد عَجِبتُ لِمـــَـن نَجـــي

Yani :doğru yolun işaretleri onun talibi için görünmektedir .

Fakat görüyorum ki yürekler onu görmeğe kör dür.

Ve hakikaten şaşırdım helak olan için ki onların kurtuluşu .

Mevcuddur , ve şaşırdım o şahıslara ki nasıl kurtuldular .

Şimdi bu konu her kese gerekli olduğu için her kesin uygulamalarında yararlı olduğundan , çeşitli geriyelerin, sınıfların alimleri ve hocalarının işaretlerini yani daha evvel sekiz tane saydığım geryeleri, ayrı ayrı fasıllarda açıklayacağım.

[p 7] bölüm : şeriete zahire (zahiri şeriyet) ehli olanlar, birinci geriye ehli yani birinci sınıf öğrencilerine gerekli olan şiiler dahilinde olan ,imam eleyhesselamın buyuruklarını anlayan ve onları uygulayan ve eksiksiz aktaran ve kendi düşüncelerini ve anlayışlarını ve şüpheri ile vardığı neticeleri başkalarına aktarmayan bir fegihtir. ( fegih = şeriyet hükümlerini anlayan ve kendiside uygulayan ve halka anlatan bir kimse ) bunların örneğini isterseniz aynı bizim ile bir ışık kaynağı ve ya lambanın arasında olan cam gibi ve bizim bu cam aracılığı ile o ışktan faydalanmamızı ve o ışığı görebilmemizi düşünebilirsiniz . şimdi bakalım , bir düşünelim bu cam nasıl olmalı hangı sıfatlara sahip olmalı ? ilk olarak bu camın bir tarafı bir yüzü ışığa doğru diyer tarafı diyer yüzü ise bize doğru olmalı . eğer bir yüzü ışığa doğru olmaz ise ,ışığın nuru ona yansımaz ve dolayısı ile de bize taraf geçiremez yansıtamaz . şimdi fegihinde yüzü imama doğru olmalı , her ne diyor ise ondan alıp bize vermeli bize söylemeli . hazrete sadık eleyhesselamın buyurdukları gibi : helal değildir hiç kimseye , dini konularda hüküm vermek , tüm sırlarının sefası,uygulamalarının ihlası , sadakatı , saflığı ile en kuvvetli delil ve burhanla , cenabı allah tan sormadan , ondan almadan . neden ? çünkü : her kimse fetva verirse hüküm vermiş demektir , hüküm cenabı allahın izni , onun burhanı ve delili olmadan doğru olamaz , her kimse bunlar olmadan hüküm verir ise cahildir ve cenabı allah tarafından cehli gereğince sorguya çekilir , böyle birisi verdiği hüküm gereği ile günah işlemiştir bitti hadise şerif . bu lambanın ve ışığın nuru camdan geçip bize gelebilmesi için camın şeffaf ve arkasını gösterir şekilde olması lazım ,böylece nur ona geçer ve ondan dışarı çıkar ve bize gelir . buna göredir ki fegih illa akıllı olmalı , imamın fermayişlerini buyuruklarını anlamalı dır. eğer anlamadan sırf kelimeleri cümleleri değiştirmeden bize aktarır ise böyle birisi bizim istediğimiz değil ,olamaz . böyle birisi sige olduğu halde bile ( sige = doğru rivayet eden, sözleri değiştirmeden aynısını imamdan bizlere rivayet eden kişi demektir ) aynı bir teyp gibi olur aldıklarını değiştirmeden bize aktarır . şii olmıyanlar bile böyle aracılık ve ravilik yapabilirler . sünnet cemaetinden olan bir çok kimse ( sünni raviler ) rivayet etmekte sadık olmuşlar ve sigedirler . bizim eshabımız , alimlerimiz rizvanollah eleyhem , onların rivayetlerini kabul etmişler , siküni , semmae ve diğerleri gibibazı isnaeşeri olmayan şii lerin rivayetlerini kabul etmişler ve onların doğruluğuna inanmışlar ; beni fezzalın rivayetleri gibi ki onlar vagefi lermiş ve son imamları kabul etmemişler , bunların rivayetlerini alıp almıyacağımız konusunda onlara inanıp inanmıyacağımızkonusunda imam eleyhesselam dan sormuşlar , cevap buyurmuşlar ki : khezu bema reveu ve zeru ma re evu . خَذوُا بِما رَوَوُا وَ ذَروُا مارَاَوُا yani : onların rivayetlerini alınız , düşüncelerini bırakınız . demak istediyim bu tür raviler aynı o teyp gibidirler , aldıklarını hiç değiştirmeden geri verirler , yanlız bu fark vardır ki bazen raviler rivayetleri onların aynısı değil anlamı ile riveyet ederler . hiç bir sakıncasıda yoktur bu işin ,çünkü imamlar eleyhomesselam ravinin konuyu anlamak şartı ile anlamını rivayet etmesinin iznini vermişler . bu tür ravilerin rivayetlerinin höccet olabilmesi , rivayetin kelimeleri çerçevesi dahilinde dir, bundan fazla değil . bizim ile imam eleyhesselam arasında aracı olabilmek , bu sınıfların seyrinde , onları başarı ile geçebilmemize yardımcı olabilmek için gereken fegih , vesagetten ( doğruluktan ) başka , fegahet ( fegih lik ) yapabilmek için bu işi anlamalı ve bu işin yeteneklerine sahip olmalı , onların ( imamların ) konuşma tarzını anlamalı . bu konuda hazrete sadık eleyhesselam buyurmuşlar :eerefu menazele şietena begedre ma yohsenune men revayetehem enna fe enna la neoddel fegihe menhom fegiha hetta yekuno moheddesen fegilo ov yekunol momeno moheddesen gale yekuno mofehhemen velmofehhemo moheddesonاِعرِفوُا مَنازِلَ شيعَتِنا بِقَدرِ ما يَحسِنوُنَ مِن رَوايَتِهِم عَنّا فَاِنّا لا نَعُدِّ الفَقيهَ مِنهُم فَقيهاً حَتّي يَكوُن مُحَدَّثاً فَقيل اَوَ يَكوُن المُومِنُ مُحَدَّثاً قالَ يَكوُنُ مُفَهَّماً وَالمُفَهَّمُ مُحَدَّثٌYani : tanıyınız bizim şiilerimizin menzillerini, bizden iyi rivayet ettikleri kadar, biz onların fegihlerini müheddis ( her hangı bir kişiye batininde hadis okunursa müheddistir ) olmadan fegih tanımayız , sordular acaba mömün müheddis olurmu ? buyurdular ona anlatılmış olursa konular , anlatılmış kişide müheddistir . başka bir hadisde buyurmuşlar : anladığın bir haber bir hadis anlamadığın ve sırf rivayet ettiğin on haber ve hadisten iyidir . her halde her bir hakkın hakıkatı vardır ve her sevabın bir nuru vardır , sonra buyurdular: allaha yemin olsun ki , biz hiç bir kişiyi kendi şiilerimizden ,ona üstü örtülü bir laf edildiğinde anlamını çıkramaz ise , fegih tanımayız , bilmeyiz . ne kadar çok kişi vardır ki fegihlik becerileri , konuları anlama yetenekleri olmadan bu işi yapmağa kalkışmışlar . mesela , matematik , hindese ve geometri , nucum ile ilgili olan konuları anlamamışlar ve hadislere yanlış anlamlar vermişler . bu tür fegihlerin birisi hakkında demişler ki , gasb edilen malın haramlığı konusunda o kadar ters anlamış konuyu ki malı gasb olunan kişiye bile kendi malını alma hürriyyeti vermemiş . fıgh kitaplarının birinde gördüm , birisi çok araştırma yaptıktan sonra bu sonuca varmış ve demiş ki , yer yuvarlak değildir , düzdür . tüm yer yüzünde ve her yerde aynı saatta öğlen oluyor aynı saatta gün batıyor . bundan başka olursa rivayetlerde dua ların belirli saatlarda mesela günün batışına yakın saatlarda müstecab olmasının doğru olmuyacağı ortaya çıkar . çünkü yer yuvarlak olursa güneş her saatta bir yerde batar , böylece tüm saatlarda dualar kabul ve müstecab olurlar, bundan dolayı yer yuvarlak olamaz . başka bir kitapda okudum, birisi kendi aklı ile bir hanıma kendi eşinden boşanmak istediği zaman eşi boşamaz ise dini bir yol ve yöntem öğretmiş ve demiş ki böyle olunca eğer eşin seni boşamaz ise sen bir küfr olan bir söz (neuzobellah, esteğforollah) diline getir, böylece kendiliğinden ve otomatik olarak boşanmış olursun . hal bu ki kadın mürted ve kafır olursa hiç bir zaman boşanmış olmaz ve nikah kendiliğinden bozulmaz , ikincisi öyle bir küfr kelimesi sırf dilden çıkar ve kalbinde hakikaten öğle bir düşüncesi olmaz ise, yani yalan olarak bir kelime dile getirmiş olursa o kelime ne olursa olsun o kadının kafir olmasına sebeb olamaz . üçüncüsü bu adam hazrete peygember selellahoeleyhe ve alehin dini ile boşanabilmek için bir hanıma , onun dininden çıkma emrini veriyor . şimdi böyle kişiler bu yetersiz anlamaları ve düşünceleri , böyle ters zevkleri ile fegih sayılmazlar . bizim ile imamımız arasında aracı olamazlar , fegahetin şartlarından birisi anlıyabilmek ve melekeye gudsiyyedir bunlara sahip olan kişi hükümleri anlıyabilir ve bize aktarabilir sadece , bu kişiler imamların nurunu bizlere aktarabilmek için kendileri onların nuru ile ışıklanmış olmalıdırlar , aynı o camı örnek verdiğimiz gibi . ilk önce ışığın nuru o camın kendine geçmeli , onun içine işlemeli , böylece ışığın nuru ondan dışarı çıkar ve bize doğru gelir ve bizide onun gibi ışıklandırır . bunların ışıklanmış olmalarının işaretlerinden birisi , onların rivayet ettikleri hadisin imamdan olduğuna emin olmalarıdır, böylece onu imamdan rivayet etme ve bizlere aktarma izni olur,onların imamdan olmasına emin olmaz ise , kendisi uyguluyamaz bize uygulamak emrinide veremez . cenabı allah buyurmuş: ve la tegfo ma leyse leke behe elmon وَ لا تَقفُ ما لَيسَ لَكَ بِهِ عِلمٌ yani : bir konunun kesinliğini bilmeden onun muhakkak doğru olduğunu anlamadan , kabul etme . cenabı allah çoğu ayetlerde şüphe ile birkonu hakkında uygulama yapmayı yasaklamış ve buyurmuştur ki : ve en tote eksere men fil erze yozelluke en sebilellahe en yettebeune ellelzenne ve en hom ella yekhrosune

وَ اِن تُطِع اَكثَرَ مَن في الاَرضِ يُضِلّوكَ عَن سَبيلِ اللهِ اِن يَتَّبِعونَ اِلاَّ الظَنَّ وَ اِن هُم اِلاّ يَخرُصونَ
yani : eğer yer yüzündekilerin çoğunu itaet eder onları dinlersen , seni cenabı allahın yolundan uzaklaştırırlar , onlar kabul etmez ve uygulamazlar kendi oylarından başka ve şüpheleri üzerine konuşurlar. ve buyurmuştur : ma yettebeo ekserohom ella zennen ve enezzenne la yoğni menelhegge şey a ما يَتَّبِعُ اَكثَرَهُم اِلاّ ظَنَّاً وَ اِنَّ الظََنَّ لا يُغني مِنَ الحَقِّ شَيئاyani : onların çoğu şüpheden başka bir şeyin peşinde değiller , şüphe ise kimsenin hakka olan ihtiyacını gidermez .ve buyurmuş : ve la tettebeu khotovateşşeytane enneho lekom edovvon mobin ennema yemorukom bessue vel fehşae ve en tegulu elellahe ma la teemelune وَ لا تَتَّبِعوا خُطُواتِ الشِّيطانِ اِنَّهُ لَكُم عَدُوٌّ مُبين اِنَّما يَامُركُم بِالسّوءِ وَ الفَحشاءِ وَ اَن تَقولوا عَليَ اللهِ ما لا تَعلَموُنَ yani : dinlemeyin şeytanın adımlarını ve ayak koyduğu yerleri , o aşikar bir düşmandır sizin için , bu dur ve bundan başka değildir ki o sizi kötülüye ve fehşaya, ve cenabı allaha karşı bilmediklerinizi söylemeye iter ve emr eder . bu ma la teelemun kelimesi , zenn , şüphe ve cahillik anlamların üçünüde andırır . bu konuda yani kesin bildiğimiz konuları uygulamak ve kesin bilmediğimiz konulardan uzak durmamıza ve uygulamamız hakkında çok ayetler vardır , bazılar yetmiş ayete kadar saymışlar bu konuda , ama müttegi mömün bendeye bir ayetbile yeterlidir . hazrete peygember selellahoeleyhe ve aleh buyurdular : iyyakom vezzenne fe ennezzenne ekzebol kezebe .اِيّاكُم وَالظَّنَّ فَاِنَّ الظَّنَّ اَكذَبُ الكَذِب yani : zenn ve şüpheden uzak durun , perhiz yapın , biliniz zen ve şüphe her çeşit yalandan daha çok yalandır . hazrete sadık eleyhesselam buyurdular : men şekke ov zenne fe egame ela eheden hema feged hebete emeloho enne hoccetellahe hiyel hoccetol vazehete

مَن شَكَّ اَو ظَنَّ فَاَقامَ عَلي اَحَدهِما فَقَد حَبِطَ عَمَلُهُ اِنَّ حُجَّةَ اللهِ هِيَ الحُجَّةُ الواضِحَةَ yani : her hangı bir kimse şüphe eder ve ya kendi düşüncesi ile bir karara varır ve yaptığı işi bunlar üzerine kurulursa , yaptığı iş batil olmuştur , cenabı allahın hocceti vazihedir ,açıktır, kolaydır , anlaşılırdır. ve hazrete bagir eleyhesselam buyurdular : men eftennase beğeyre elmen ve la hoden menellahe le eneteho melaeketorrehmete ve melaeketol ezabe ve lehegeho vezro men emele befotiyaho مَن اَفتَي النّاسَ بَغيرِ عِلمٍ وَ لا هُديً مِنَ اللهِ لَعنَتهُ مَلائِكَةُ الرَّحمَةِ وَ مَلائِكَة العَذابِ وَلَحِقَهُ وِزرُ مَن عَمِلَ بِفتياهُ
yani : her hangı bir kimse, cenabı allahtan her hangı bir ilmi ve hidayeti olmadan , bir konu hakkında fetva verirse , rehmet ve ezab melekleri ona lanet ederler ve tüm o fetvayı uyguluyanların günahıda ona gider
. bu konuda ve bu anlamda haber çok vardır ve bazı muheddisler ve hadis söylüyenler bin iki yüzden fazla hadisin varlığını söylerler .hal bu ki teslimehline bir hadis sige kimseden gelirse yeter . hazrete bagir eleyhesselamın buyurduğu gibi ki buyurmuşlar :lehedison vahedon tekhozoho en sadegen kheyron leke meneddonya ve mafiha لَحَديثٌ واحِدٌ تَاخُذُهُ عَن صادِقٍ خَيرٌ لَكَ مِنَ الدُّنيا وَ ما فيها yani : doğru konuşan bir kimseden bir hadis alırsan , sana dünya ve dünyada bulunan her şeyden daha iyidir . bu ayetler ve hadislerden başka şiilerin icması ve kabul ettikleri de , bu konuyu tasdik etmektedir ki ,şüpheye inanarak , onu uygulamak mutlak haramdır . oğla ve doğru olan budur, icma ve hadisler gereğince . fakat bazılar bu aslın ve bu konunun ortadan kalktığını söylüyor ve mezenne ve şüphelere inanmak ve onları uygulamağın cayiz olduğunu savunurlar , hal bu ki dediklerine cenabı allahın kitabından , sünnetten , ve icmadan hiç bir delil ve mantık gösteremiyorlar , akılda bu ayetler ve haberlerin doğruluğunu tasdik ediyor , çünkü rivayet eden şahıs rivayet ettiğinin imamdan olduğunu bilmez ve sırf şüphe üzerine , belki imamdandır diye rivayet ediyor ise , imama mahsus olamasını söylemek doğru olamaz , çünkü imamdan olmama , başkaların sözü ve şeytana mahsus olma ihtimalı ve onun şeytanın dediklerini yayması ihtimalide vardır . akıllı birisi zehirlenme ihtimalı olan bir yemeyi kendisi yemez başkasına da yedirmez muhakkak . şimdi eğer birisi bu dediğimin imama mahsus olduğunu kesin bilmiyorum fakat belki imam söylemiş diyor ise ,işitenler ve duyanların inanmaması ve şüphe etmeleri ve bu şekilde söylenen konuları uygulamamakları lazım . ilmin kapıları bizim için kapanmıştır diyenler ve bu tür düşünceyi kabul edenler hakkında ise onların kendilerihakkında ettikleri iddianı , kendi içlerinden haber verdikleri için kabul ediyoruz : ve egrarol ogelae ela enfosehem caezon وَاِقرارُ العُقَلاءِ عَلي اَنفُسِهِم جائِزٌ yani : akıllılardan kendileri hakkında dediklerini kabul etmek cayizdir . fakat diğerlerinede kapalıdır ilim kapıları demek , delilsiz bir iddia ve geybe haber vermektir . ilim kapılarının onlara kapanması , onun yolundan girmemeleri için olmuştur , hazrete emirelmomenin eleyhesselamın ümmete buyurdukları gibi ki onları kınamış ve devamında buyurmuş :velaken selektom sebilezzelame fe ezlemeto eleykom donyakom berehbeha fesoddet eleykom ebvabol elme fegoltom be ehvaekom vekhteleftom fi dinekom fe efteytom fi dinellahe beğeyre elmen vettebe toml ğovate fe eğvetkom ve terektomol e emmete ve terekukom fe esbehtom tehkomune be ehvaekom .وَ لكِن سَلَكتُم سَبيلَ الظَّلامِ فَاَظلَمتُ عَلَيكُم دُنياكُم بِرَحبِها فَسُدَّت عَلَيكُم اَبوابُ العِلمِ فَقُلتَم بِاَهوائِكُم وَاختَلَفتُم في دينُكُم فَاَفتَيتُم في دينِ اللهِ بِغيرِ عِلمٍ وَاتَّبَعتُمُ الغُواةَ فَاَغوَتكُم وَتَرَكتُمُ الائِمَّةَ وَ تَركوُكُم فَاَصبَحتُم تَحكُمُونَ بِاَهوائِكُم yani : çok karanlık bir yola girdiniz, böylece dünya bu kadar genişliğine rağmen size karanlık oldu, ilim kapıları size kapandı , kendi düşünceleriniz üzere konuştunuz dininizde ayrı ayrı değişik şeyler düşündünüz , cenabı allahın dininde ilminiz olmadan fetva verdiniz , yollarını şaşıranlara uydunuz sizide yoldan şaşırttılar , imamlarınızdan uzak gezdiniz, onlarda sizden uzaklaştılar, sabahladınız bir halde ki kendi düşüncelerinize hüküm veriyorsunuz . şimdi ilim kapılarının açık olması ve ilim kapılarının kapalı olması hakkında olan şüpheler konusundakı cevaplar, isimlerin verdiğim meşayihimizin kitaplarında açıkça yazılmış ve söylenmiştir , belki diğer geriyeler hakkındakı açıklamalarda daha fazlasınıda yazarım . şimdi başta verdiğimiz örneye dönelim , bizim ile lamba ve onun ışığı arasında aracı olacak camın ilk olarak lambaya çevrik olması , şeffaf olması , gerekiyor ki lambanın nuru onu ışıklandırdıktan sonra ondan geçip bizi ışıklandırsın , böyle bir camın , lekeler , dış pislikler , iç pislikler ve eğriliklerden temizlenmesi gerekiyor , ancak böyle bir cam lambanın nurunu tam olarak ve onu değiştirmeden ve olduğu gibi , bize yansıtabilir . imam eleyhesselamın buyuruklarının nurunu bize aynen yansıtabilen bir fegihde böyle olmalı ve tüm yedi tane sayılan pislikler yerinden uzak olmalı . bu yedi pislikler yerleri , insanda bulunan kötülükler , unutganlık, alışkanlık , tebiet , şehvetler , kızkınlık , küfr ve dinden dönme , şegavet ve acımazlık pislikler yeridir ki fegih bunlardanuzak olmalı ve bu pislikler kötü huylar onda olmamalı bu adam cenabı allahın tanıttığı adamlardan olmamalı ki onların hakkında buyurmuş : ve lo şe ena lerefeenaho beha velakenneho ekhlede elel erze ve ettebe e hevaho

وَلَو شِئنا لَرَفَعَناهَ بِها وَ لكِنَّهُ اَخلَدَ اِليَ اَلارضِ وَاتَّبَعَ هَواهُ yani: ve eğer isteseydik o ayetlerin yardımı ile onu yükseltirdik , fakat o yerde kalmağa ve yerde olan yalan şeylere bağlandı ve kendi nefsine uydu ve kaldı . genelde çoğu kişiler bu pisliklere kendileri farkında olmadan bulaşırlar, bunlar hakkında bilgili olmanız , besiretle konuya bakmanız için, biraz açıklama yapıyorum . bunların daha çok açıklamasını rucumeşşeyatin kitabında okuyunuz .

Şimdi birer birer bunları ve bu yedi pislik yerini ve yedi kötü alışkanlıkları açıklıyalım , birincisi unutkanlık , unutkanlık derdine ve kötülüğüne mübtela olanlar, bu pislik ve hastalığa yakalananlar , o kişilerdirler ki kendi cemadiyyet venebatiyyetlerine esirdirler , anlamaz ve şuursuzdurlar , onların hakkında cenabı allah buyuruyor : somme geset gulubehom fehiye kelhecarete ov eşeddo gesvetenثُمَّ قَسَت قُلوُبهُم فَهِيَ كَالحِجارَةِ اَو اَشَدُّ قسوَةً yani : onların kalpleri taş gibi hatta ondan daha sert olmuş , onların tüm düşünceleri aynı bitkiler ve hayvanlar gibi yemek ve içmektir . cenabı allah onları kuru ağaca benzetmiş ve buyurmuştur : ke ennehom khoşobon mosennedeton كَاَنَّهُم خُشُبٌ مُسَنَّدَةً yani: sanki onlar bir yere dayalı ağaç gibiler . ve ya hayvanlarabenzetmış ve buyurmuş : en hom ela kel en ame bel hom ezello olaike homol ğafelune اِن هُم الا كَالاَنعامِ بَل هُم اَضَلُّ اولئِكَ هُمُ الغافِلوُنَ yani : onlar hayvanlar gibi hatta onlardan daha kötü ve yollarını şaşırmışlar bunlar gafiller ve geflet edenlerdirler . dünyada olanların çoğunluğu bu türdendirler , gördüğünüz gibi tüm eziyyetleri ,ilimleri , kanunları , ve hedefleri hep dünya malı toplama yemek, içmek ve rahatlıkları için yapılmakta ve ahiretten tümüyle gafil oldukları görünmektedir .

Alışkanlık ise , bu hastalığa yakalanlar genelde hayvaniyyetlerine esir olanlardırlar , alışkanlık biliyorsunuz ki hayvanlara mahsus bir özelliktir . hayvanları terbiye etmek ve onlara bazı işleri öğretmek , hepsi birer alışkanlıktır, hayvanları alıştırıyorlar o işlere . iyi alışkanlıklar insanlar için çok büyük yardımcı olur ibadet yapmalarda , mesela kendisini ezan olur olmaz ilk dakıkalarda namaz kılmağa alıştırmak gibi , vakit gelir gelmez insanın tabiatı aynı bir zili olan saat gibi namaz vaktini insana hatırlatır . fakat söz konusu olan tüm alışkanlıkların iyi olmadığı dır , o dediyimiz vaktinde namaz kılma ve ibadet yapma bile düşünce ve anlama olmadan sırf alışkanlık üzere yapılması iyi bir şey değil ve hiç bir karı olamaz , bu gördüğünüz adamların çoğonluğunda olan din , hakiki ve gerçek din değildir , alışkanlıktır . islam ülkelerinde doğdukları bu toplumlarda büyüdükleri için bu islami işlere ve konuşmalara alışmışlar . görmuyormusunuz ? bu adamlar bir az zaman yabancı ülkelere , bu müslümanlık alışkanlıkların olmadığı ülkelere gittiklerinde , dinlerini imanlarını , namaz ve oruçlarını unutur ve dinden dönerler . bunlar aslında alışkanlıklarından dönmüş oluyorlar , ilk başta da anlama ve düşünme esasına bağlı ve dayalı olan bir dine sahip değillermiş böyle kişiler . bu iş, bu konu müslümanlara mahsus değil , yehudilerin yehudi olmaları , nesranilerin nesrani olmaları hatta büt tapanların büt tapmaları , kendi ülkelerinde halkın alışkanlık üzere yaptıklarına, alışkanlıklara alışmaları sonucu doğmaktadır . hakiki ve gerçek din , düşünmek ve anlamak , delil ve gerekçe sonucu doğan bir anlam taşır . cenabı allahın , kafirlerin ,peygember selellahoeleyhe vealehin cevabında söylediklerini kınamak üzere buyurduğunu görmuyormusunuz ? ki buyurmuş :enna vecedna abaena ela ommeten ve enna ela asarehem mogtedunاِنّا وَجدنا آباءنا عَلي اُمَّةٍ وَ اِنّا عَلي آثارِهُم مُقتَدوُنَ yani : babalarımızı bir düşünce sahibi gördük bizde aynısını düşündük ve o yola devam ettik ve ediyoruz . tüm delilleri alıştıkları adet ve alışkanlık üzeredir , insan alışkanlık esiri olursa her şeyi bu alışkanlık gözlüğünün arkasından görür , aynı camı kırmızı renkli gözlük takan bir kimse gibi , her şeyi hatta beyazları bile kırmızı olarak görür böyle bir kişi . şimdi eğer fegih de alışkanlık esiri olursa tüm yaptıkları taşhisler yanlış olur , mesela iki değişik anlamda hadis ona gelirse , kendi alışkanlıkları ile aynı anlamı taşıyan hadisi tercih eder , hal buki başka bir fegih , evelki fegihte bulunan alışkanlıklara sahip olmayan birisi , başka türlü taşhis yapar . mesela devlet dayirelerinde ve zulum yapılan yerlerde büyümüş olan ve emir verme , zor kullanma ve kendinden aşağı kesimlere hüküm sürmeye alışmış olan bir şahıs , mesela bir hadisde memurların cezalanması konusunda soru sorulmuş ise onun cevabında suçu kadar cezalandırın demişlerse . başka bir soru bir memurun kendi başkanını dinlememek konusunda cezasını sormuşlarsa , acaba böyle birisini dövmek cayizmidir değilmidir ? buyurmuşlar cayiz ve helal değildir . şimdi o şahıs kendi alışkanlıkları üzere birinci hadisi tercih eder , ikincisini görmemezlikten gelir , şayed eğer bu şahıs bir zayıf ve yoksul bir ayilede büyümüşseydi ikinci hadisi seçer ve onu tercih ederdi , eğer bunların ikisininde yaptıkları tercihin nedeni alışkanlıkları ise ikiside yanlıştır . fegihin yapacakları hep düşünce ile olur alışkanlıklara değil . eğer her hangı bir alışkanlığı varsa da , zekası ve fetaneti ile onu hemen taşhis vermeli ve anlamalı ve kendinde olan alışkalnığın tercih vermek için bir alet olmadığını bilmeli ve bu iki hadisin farkını ve nasıl ve nerede kullanılmağını hadislerin kendisinde buyurdukları aletlerle , emirlerle seçmeli ve kullanma yerlerini çıkarmalı .

Tabiet ise , buna yakalananlar kendi hayvani tabietlerine esir olanlardırlar, bu tabiet aynı bir renkli gözlük gibidir, ki onların akıl gözleri bu gözlüğün arkasından bakmaktadır , tabietlerinin rengi gereyi ile işlerde gezavet yaparlar , tabiet renkli ve boyalı ve itidalsız oldukça , onların akıllarının hükümleri doğru değil ve olamaz , fakat eğer bu tabieti , nefslerin tabibi ve tüm insanlarda olan tüm derece ve mertebelerindeki eyrilikleri düzelten, şeriyetimizi getirenin emirleri ile islah etmiş ve düzeltmiş ise , o gözlüğün camı aynı bir renksiz ve boyasız ve tam düz bir cam gibi olur ve dışarıda bulunanları aynı oldukları gibi akıl gözüne yansıtır ve aklın yaptığı taşhis doğru olur , mesela tabietlerinde safra galip olan kimseler , gezep, her kese galip olma isteği , kibr , reislik başkanlık , korkmamazlık, riya ve büyük işlere istek sıfatlarına sahip olurlar ve onları iyi bilirler , bu isteklerine karşı gelenleri sevmezler , kendi düşüncelerine karşı olan oyları kabul etmezler , şimdi eğer bir fegihin mizacı safra mizacı olursa yani tabietinde safra galip gelirse , bu şahıs çeşitli ve değişik anlamlarda hadd ve cezalar konusunda hadisler görür ise , tabi ki en ağır cezanı seçecektir , iki hadisin arasındakı farkı ve bunların birisini diğerinden seçme ve kullanma aleti kendisinde bulunan tabiet olacaktır . böyle birisi kendinde bulunan kibr ( kendini beyenen , kendini büyük gören ) nedeni ile , cenabı allaha ve onun resuluna bendelik ve teslim ve mömünlere eğilmek ve küçülmek adabı hakkında olan hadisleri ve haberleri görmemezlikten gelir , bu kibr nedeni ile kendinden başka bir büyük olmasını bile igrar etmez belki , cenabı peygember ve tahir imamlar ve geçenlerde bulunmuş mömünleri , hiç bir aracı ve vesileye ihtiyac yoktur, her kesin cenabı allaha bir yolu vardır diye , aracılıklarını kabul etmez . kendinde bulamadığı fakat tahir imamlarda ve mömünlerde bulunan faziletleri kibrin çokluğundan , onları küçültsün ve kendi seviyyesine getirsin diye kabul etmez ve onları inkar eder kibrin fazlalığından . cenabı allah kendisi biliyor ve benim söylememe ihtiyaç yoktur diye özür getirerek , cenabıallaha dua bile etmez . böyle mizaçlar hakkında cenabı allah buyuruyor : od uni esteceb lekom ennellezine yestekberune en ebadeti seyedkholune cehenneme dakherine

اُدعوُني اَستَجِب لَكُم اِنَّ الَّذينَ يَستَكبِروُنَ عَن عِبادَتي سَيَدخُلوُنَ جَهَنَّمَ داخِرينَ yani : beni çağırın kabul ederim söylediklerinizi , ve benim ibadetimi kibr nedeni ile yapmıyanlar cehenneme girerler . böyle bir kimselere onların tabietleri ile ters gelen haberler ve hadisler okununca , kendi dediklerini kabul ettirmek , kendi tabietlerini razı kılabilmek için , her hangı bir yanlışa baş vurmaktan kaçınmayarak , hadisin ve haberin kelimelerini ve lefzlerini değiştirmekten bile çekinmezler , bunu yapamaz ise onun senedine şüphe yaratır , onların rivayet edenlerini guluvv etmekle suçlar , ve ya hiçbir delili olmadan hadisin yalan olmasını ve onun ceel edilmesini ve yalan olmasını öne sürer ve hakeza . ya da reislik ve başkanlık sevgisinden , kendi işlerinin düzene girmesi ve düzelmesi için , alimlerin hakkında ve onları tekrim etme ve tazim etme konusunda gelmiş olan hadisleri çok kol kanat vererek tarif eder ve halka bildirir . bunun karşısında milletin etrafına toplanma ihtimalı olan başka bir fegihi , iftiralar yaparak küçük düşürür ve milleti kendi etrafına toplar . eğer kendisinin başkanlığını , amirler ve hakimler onaylamazlarsa , onlarla zıt olur ve onlara karşı gelir ve onlara karşı cihad ilan eder ve kendine karşı gelen her kesin müslüman olsa bile kanının dökülmesini mübah eder . bunlar hazreti peygember selellaho eleyhe ve alehin buyurmuş oldukları bu hadisi unutuyorlar kibuyurmuşlar : le enellaho yetere eso le enellaho men yecedo fi gelbehe hobborriyasete . لَعَنَ اللهُ مَن يتَرَاَّسُ لَعَنَ اللهُ مَن يَجِد في قَلبِهِ حُبّ الرياسَةِ yani : allah kendine büyüyklük bağlıyanlara ve başkanlık sevgisi kalbinde besliyenlere lanet etsin . Yine bunlar korkmamazlık ve tehevvür nedeni ile , tegiyye etme gereken yerlerde tegiyyeni terk ederler (tegiyye , bir şerii işin bazı nedenler ile , insana zarar verme ihtimalı nedeni ile ertelenmesi ve iş ise yapılmaması ve laf ise söylenmemesi demektir) bunlar tegiyyenin vacip olduğunu gösteren hadisleri unuturlar , mesela ben hazrete seyyedeşohedaya bağlı birisiyim , ben zuluma karşı sabr etmem , bizim savaşmamız lazım ,cihad etmek gerekir , bütün zulumları yer yüzünden arındırmak lazım derler , bunlar ututurlar ki hazrete imam hesen eleyhesselam da imammış , derece ve makam bakımından da hazrete seyedeşşoheda eleyhesselamdan üstünlermiş , bulundukları zamanda müslümanların selahını savaşmamakta ve barış yapmakta gördüler , hattaki halifelikten bile istifa ettiler ve tegiyye yaptılar , hazrete seyedeşşoheda da o hazrete uydular ,( evet eğer cüzüyyatı yazmak istersek mesnevi yetmiş ton kağıt olur) . bu farsçada bir meseldir ki bir konu hakkında açıklama yapıldığında konu çok uzarsa böyle derler .( mesnevi yetmiş ton kağıt olur ) mütercim

Evet niyyetim sizi bu konularda aydınlatmak ve bu konuyu açıklamaktı ki eğer insan tabietine esir olur ve onun istediklerini yapar ise doğru yoldan çıkar ve diğerlerini de yoldan çıkarır .

Evet eğer kan bir kimsenin mizacına ve tabietine galip gelirse , böyle birisi her şeye her işe her duruma çabuk alışır , yumuşaklık yaparak kendini büyük yapar başkanlık sevdasını besler , kendinden büyüklerle kardeşlik , arkadaşlık yapar , şehvet li , kadınlara istekli ve onlara karşı sevgi dolu olur , çok büyük işlerle uğraşan , fakat çabuk kızan ve çabuk aff eden olur , şucaet ( korkmamazlık ) af etme , bağışlamak ve bu gibi huylara sahip birisi olur . çoğunlukla bu huyların iyi huy olmasını düşünürler kişiler , hal bu ki bu huylar şeriyetin sahibinin ilan ettiği yerlerde kullanılırsa iyidirler sevilirler bunlar ,doğru olmadıkları yerlerde kullanılırlarsa iyi olmaz ve sevilmezler , eğer bu huyların menşei yani cıktıkları yer , emir aldıkları yer , tabiet ise , yerinde olsun ya olmasın onları uygularlar bunları uygulamak cenabı allaha değil , tabiete bendelik ona kulluk yapmaktır.mesela bu mizacın galip olduğu bir fegih , her kesle cenabı allahın ve onun oliyasının dostu olsun ya duşmanı , dost olmak arkadaşlık yapmakister , cenabı allahın buyurduğunu unutur ki buyurmuş : la tecedo gomen yomenune bellahe velyomel akhere yoaddune men haddellaho ve resuleho .

لا تَجِدُ قوُماً يُومِنوُنَ باِللهِ وَاليوُمِ الآخِرِ يُوادونَ مَن حادَّ اللهُ وَ رَسوُلَهُ yani : hiç bir kabile ve halkı bulamazsın ki cenabı allaha ve kıyamet gününe hakiketen inanmış velakin allah ve onun resulu ile duşmanlık yapanları sevsin , olmaz böyle iş

Ve birliye davet ederler , onun anlamı ve gereyi cenabı allahın ve resulunun emirlerine karşı olsun olmasın onun dininin terk edilmesini gerektirsin gerektirmesin , davet ederler . aynı bazı kişilerin çok allatıcı ve anlamsız olan islam firgelerinin hepsinin birleşmesini önerenler ve bu konunun çok gülünç olduğunu bilmeyenler gibi . acaba bunlar ne diyorlar , hakkı bulmuş şii firgesi , dinin hakiketi , gerçeği ve özü olan tahir imamlar eleyhomesselamın sevgileri ve dostluklarını unutsunlar ondan vaz geçsinler , onların duşmanlarınıda duşman bilmesinler , diğer firgeler de kendi büyüklerini sevmesinler ve tüm firgeler zahirde cenabı allaha ve onun resuluna igrar ederek , onları kabul etmeye yetinsinler .?

Ve dinin esası olan vilayet i terk etsinler , bu vilayet konusunda cenabı allah kendi peygemberine kuranda buyuruyor : eğer onu halka ilanetmez isen onu iblağ etmez isen kendi risaletini ve peygemberliğini iletmemiş olursun ve buyurmuş :belleğ ma onzele eleyke men rebbeke ve en lem tef el fema belleğte resaleteho بَلِّغ ما اُنزِلَ اِلََيكَ مِن رَبِّكَ وَ اِن لَم تَفعَل فَما بَلَغتَ رِسالَتَهُ ( beşinci mübarek surenin yetmiş birinci ayeti ) yani : iblağ et allahından sana nazıl olanı eğer iblağ etmez isen peygemberliğini bitirmemiş olursun . acaba bunlar bizim dünya ve ahiretimizi islah eden , düzene sokan, tahir imamlarımızın eleyhomesselam buyurduklarını duymuyalım onları uygulamıyalım mı diyorlar? Diğerleride kendi müctehid ve din adamlarının yaptıkları ictihatları onların hükümlerini , dinlemesinler , uygulamasınlar mı diyorlar ? oturalım , toplanalım cenabı allah tan her hangı bir kitap ,emir , vahy nazil olmadan yeni bir din , yeni bir düzenleme yapalım ve onu uyguluyalım . ya da mesela tahir imamlarımıza eleyhomesselam karşı duyduğumuz sevgiyi ikiye bölelim yarısını cenabı allahın duşmanlarına ve yezid gibi cor halifelere verelim ve diğer yarısı ile de onları sevelim mesela ? ya da hayır kendi sevdiklerimizi kalbimizde sevelim kendi düşüncelerimizi değiştirmeden düşünelim , cor halifelerini kötü sayalım , kendi imamlarımızı iyi bilelim fakat dış görünüşte ve zahirde nifak yapalım ve birbirimize yalan söylüyelim ve hiç bir zeruret , gereksinme olmadan cenabı allahın duşmanlarını sevdiyimizi ilan edelim , bildirelim . bunlar ne düşünüyorlar acaba ? bunların din anlayışları ve dinin , peygemberlerin gelme nedenlerini , sırf yemek , içmek ve dünya işlerinin düzene sokulması ve düzeltilmesi için mi biliyorlar ? başkalarına başkanlık yapmak ve riyaset yapmak için başa geçmek mi biliyorlar ? acaba dinin gelme nedenini her kesin başına geçipde başkanlık yapma mı biliyorlar ki her kesi islamiyyetin sırf adında ve dış görünüşünde , onun hakiketini ve gerçeğini terk ederek , birliğe davet ediyorlar ? ???? ama ben diyorum ki bu daveti yapanlar başkanlık peşindeler riyaset istiyorlar , kendi tabiyetleri gereğince her kes ile geçinmek istiyorlar , karşı guruplardanda seçmenlerinin olmasını istiyorlar , yada hakiketen kendi dinlerinin gerçeğinde şüphe ediyorlar , yoksa senelerce gidilen doğru yolu terk etmek için , ne olacağı belli olmayan bir yola girmenin ne gereyi vardır ? evet çok açıklamak niyyetinde değildim, fakat iyi sayılan huylar tabietin hükmü ve isteği ile değilde , şeriyetin sahibinin emirleri ve itaet amacı ile kendi yerlerinde yapılırsa iyi dirler bilmenizi istedim . tabiet hükmü ile içlerinden gelerek arkadaşlık ve dostluk , bahşiş , bağışlama yapan kimseler ale mohemmed eleyhomeselamın duşmanlarından uzak gezmezler , dost olsun duşman olsun her kes ile geçinirler , arkadaşlık yaparlar , cenabı allahın değil kendi tabiyetlerinin bendeliğini , kulluğunu yaparlar . tabietlerinin esiri olduklarından , cenabı allahın hükümlerine baktıkları zaman , kendi tabiyetleri ile bağdaşan ları seçerler onları tercih ederler , cenabı allahın hakiki hükmünü anlamazlar ve böyle kimseler fegahet yapma, diğerlerini doğru yola davet etme yeteneğine sahip değiller .

Yine , mizaclarını , tabietlerini belğem saran kişiler ise genelde bezenmeği seven , yumuşak kalpli , allatıcı , yalancı , tenbel , zayıf , utangaç , evlat sevgisi ile dolu , batil ve faydasız işler yapan , ve diğerlerinden emir almağı seven kişiler olurlar . cenabı allahın hükümlerine baktıkları zaman , tabiyetlerinin beğendiği ve kendilerinin sevdiği hükümleri seçer ve uygularlar , kendilerine ters gelen hükümleri terk eder ve bir kenara bırakırlar . mesela yumuşak kalpli olduklarından fakirleri korur ve derler ki bu haç yapmak için harcadığınız paraları neden o araplara veriyorsunuz , bunları kendi memleketinizde ve şehrinizde fukaraya verirseniz sevabı daha çok olur tabi ki . bu dediğini isbat etmek içinde sadaka ve bağış yapma hakkında verilmiş emirlerin hadislerini okur ve bunlara istidlal eder . hal bu ki fukaraya sadaka verme emrini, kendi peygemberinin dili ile veren mihriban ve bendelerini seven cenabı allah , aynı peygemberinin dili ile o zamanda fakirlerin sayısı bizim zamanımızdan daha çok olmasına rağmen , hacca gitme emrinide vermiş . buna rağmen haccı terk edin de , hacda harcadığınız parayı fakirlere verin buyurmamış . şimdi her hangı bir kimse peygemberin ümmeti ise hac yapar , mümkün olduğu kadar fukarayada verir , fakat eğer tabietinin ümmeti ve bendesi ise , kendi içinden geçen ve tabietinin isteyi olarak , cenabı allahın en büyük ferizelerinden biri olan haccı terk edin ,parasını fakirlere verin emrini verir . ya da tenbellik nedeni ile namaz kılmaz ve urfan yapar ve der ki namaz molamız ali nin kıldığı namazdı ve ya ruhun zayıflığından hile yapar ve oturduğu her kes ile ben sendenim der kendi oyunu , düşüncelerini peş peşe değiştirir ve kendini karşısında olan kişiye sevdirsin diye onun isteği ve sevdiği gibi konuşur , bu gibi kişiler hakkında peygember efendimiz ebazere buyurmuşlar :her hangı bir kimse halkı kendi çevresine toplamak için ilim talebinde bulunursa ilim öğrenmeğe kalkışırsa , cennetin kokusunu bulamaz ey ebazer . her kangı bir kimse halka hile yapsın diye ilim peşinden giderse , cennetin kokusunu bulamaz evet kendi tabietine esir olan kimse peygemberin emirlerine değil, kendi isteği ve mizacı gereğince davranır. Eğer onun buyurduklarından da bazen söylerse kendi sevdikleri ve beğendikleri ve mizacı ile aynı olanları söyler muhakkak , diğerlerini terk eder tabi ki .

Yine soda mizaçlarını saran , tabiyetlerine galip olan kimseler ise genelde yanlızlık seven , toplumdan vahşet eden korkan , yoksulluğu seven , karanlığa , ağlamağa , dertli olmağa talip olan kimselerdirler . her neye taşhis koyarlarsa her neyi iyi bilirlerse , onun doğru olup olmadığını bilmeden ona israr ederler , böyle biriside fegahet yeteneyine sahip olmadığından fegih olamaz . böyle birisi kendi tabieti gereğince en büyük ibadetlerden olan dini kardeşler arasındakı irtibat kurma ve git gel yapmağı terk eder , cenabı allahın rehmetinden ümütsüzdür , yersiz olarak tegiyye yapar , hakkı diyeceyi bas bas bağıracağı yerde susar ve hakkı demez ve bu gibiler . bu tabiyetlere esir olanlar bu gözlüklerin arkasından bakan kimseler tabi ki konuları iyi anlıyamaz ve taşhis yapamazlar . bunlar hep kendi nefs lerini dinlerler onun istediklerini uygularlar . hazreti emirelmomenin eleyhesselam bir hadiste buyurdular : her şeyden fazla iki huydan size korkuyorum : birisi kendi isteklerinizin peşinde koşturmak , ikincisi dileklerinizin uzun ve büyük olması , evet ama isteklerinizin peşinde koşmak sizi haktan alı koyar , dileklerinizin büyük olması o bir dünyanı ahireti size unutturur . evet nefs isteklerine yakalanmış olanlar kendilerinin tabietlerini islah etmeli ve düzeltmelidirler . nefslerini akıllarına teslim etmeliler, kendi nefslerinin isteklerinin baş kaldırmasına müsaede etmemelidirler . sözü geçen tabietlerin yani sefra , kan , belğem , soda tabietlerine galip olursa onların gereği olan onların tabieti olan işleri yapmak tan kaçınmalı ve hep onların istediklerinin tersini yapmalıdırlar , böylece yavaş yavaş itidala kavuşur böyle kimseler. tabietlerine esir olanlar , ondan kurtuldukları zamana kadar hiç bir şekilde cenabı allahın hükümlerini istinbat etmeğe, anlıyıp diyerlerine anlatmaya kalkışmamalı ve kendini ve diyerlerinide ters yola itmemelidirler .

Şehvet pisliği ise, buna yakalananların besiret gözleri bazı konulara aşırı sevgi ve bağlılık nedeni ile kapanır ve kör olur ve bu temsile konu olurlar ki: elhobbo yomi ve yossem. اَلحُبُّ يُعمي وَ يُصِّمُ yani : muhabbet ve sevginin aşırısı insanı kör ve sağır yapar . bunların gözleri sevdiklerinin ayıplarını , kötülüklerini görmedikleri halde sevgililerinin kötülükleri onlara iyilik diğe görünür ve hepsini onlara avantaj görürler . masela bazı ilimlere , adaba kaidelere meşhur olan işlere ya şeylere ve ispatlanmışlara , icmalara ve alimlere alışan kimseler ve onların sevgisini saygısını kendilerine görev bilen kimseler gibi , bunlar karşılarındakı kişilerin mantıklarını düşünmek ve anlamak değil onları dinlemek bile istemezler , bunlar sevdikleri , saydıkları alim tarafından her hangı bir laf ,bir konu denilmiş , söylemiş ise , bu sözü bu konuyu falan alim demiş olması bunlara höccet olur , onun kabul edilmesi için yeterli bir neden olur, artık hiç bir mantık ,delil ,burhan aramazlar ,istemezler . eğer her hengı bir ihtimale karşı o alimin dediğinin tersine bir hadis ve ya ayet duyar ve işitirse ,hemen onu tavil eder başka tür yorum yapar ve sevdiği anlamı verir , veya hak olsa bile onu redd ve inkar eder . ne kadar çoklar alışkanlık ve tabiyet tuzağından kurtulupta bu tuzağa yakalanmış olanlar . tabi ki böyle kimse hiç bir şekilde cenabı allahın ve onun resulunun buyuruklarını kendi istekleri ve zevkleri dışında göremez ve konuların aslını ve hakkını ve gerçeğini anlıyamaz . bunlar renkli ve değişik şekillerle şekillenmiş aynalar gibidirler, karşılarındakı eşyaları oldukları gibi değil kendileri gibi gösterirler . eğer aşık olan kimselerin durumlarına bakarsanız bu dediklerimin aynısını görürsünüz . mecnün dan sormuşlar: hak ali ile mi yoksa ömer le mi iydi ? mecnun leyli ile demiş . belki bu söylenen doğru değildir , efsanedir , meseldir fakat genelde aşıkların durumu böyledir ,fakat birisi bir kadına birisi bir erkeğe aşıkdır , diğeri bir kanuna bir geleneğe , hep benim sevdiğim ,beğendiğim kanun , gelenek doğru olsun , yürürlükte kalsın ister böyle birisi , isteklerine ulaşsın diye hakları ezer geçer , böyle kimse kesinlikle fegahet edemaz buna layık olamaz .

Kızgınlık ve tüğyan ise , buna yakalananlar her hangı bir kimsenin veya konunun edavetini ve duşmanlığını yüreklerinde besleyen kimseler dirler , bunlar duşmanların tüm iyiliklerini , kötü görürler , hiç bir şekilde onların iyiliklerini istemezler . aynı o cenabı allahın lanetini almış olan kimse gibi : hazretiemirelmomenin eleyhesselamın medhinde ayet nazıl olduğunda , kızgınlıktan dedi ki: allahomme en kane haza hovel hegge men endeke fe emter eleyna hecareten menessemae ov eetena be ezaben elimen اَللّهُمَّ اِن كانَ هذا هُوَ الحَقَّ مِن عِندكَ فَاَمطِر عَلَينا حِجارَةً مِنَ الَّسماءِ اَو ائتِنا بِعَذابٍ اَليمٍ yani : ey allahım eğer bu senin tarafından gelmiş ise , bize gökten taş yağdır . dua sı da müstecab olmuş gökten bir taş gelmiş ve onu cehenneme göndermiş . tabi ki böyle bir kimse de fegahet yapamaz bu işe layık olamaz .

ilhad ise , buna yakalananlar hep savaşmak , düşmanlık yapmak sevenlerdirler bunlar sefsete yaparlar hakkı batıl yerine koyarlar hep hak ile batil karışsın isterlerve bunu sağlarlar . batili hak yerine, hakkı batil yerine koyarlar. bunlar hakkında cenabı allah buyurmuş :ve eza zokerellaho vehdehoşmeezzeto golubellezine la momenune bel akherete ve eza zokerellezine men dunehe feeza hom yestebşorune

وَ اِذا ذُكِرَ اللهُ وَحدَهُ اشمَاَزَّت قُلوُبَ الَّذينَ لا يُومِنُونَ بِالاخِرَةِ وَاِذا ذُكِرَ الَّذينَ مِن دوُنِهِ فَاِذا هُم يَستَبشروُنَ yani : kimsenin olmadığı yerde cenabı allah zikr olunursa , adı geçer ise , ahirete imanı olmuyanlar tiksinirler rahatsız olurlar , velakin ondan başkasının ( itaetleri vacip olmayan kimseler ) zikri olunca sevinirler .

Ve hazrete sadık eleyhesselam buyurdular : mera inad etmek ve cidal yapmak demektir . mera çok büyük bir dert dir , insanda bundan daha kötü bir huy olamaz ,bu iblis ve şeytanın huyu ve onun nesebidir, kendi nefsini ve diğerlerini tanımıyandan başkası ve dinin hakikatlarına cahil olandan başkası , mumarat ve savaş ve cidal yapmaz ne halde olursa olsun . ve devamında buyurdular o hazret : şeytan vesvese eder erkekleri ve onun kulağına fısıldar ve onunla necva yapar , ona der ki başkaları ile dini konularda munazire yap ki senin bu konuda bilinçli ve başarılı olduğunu bilsinler sen bu konuda bilinçsiz ve başarısız değilsin anlasınlar ...... hadisi şerifin sonuna kadar . bu derde yakalananların çoğu , dini konuların öğrencileri dirler . e azenellah men şorure enfosenaاعاذنا الله من شرور انفسنا cenabı allah korusun ve ona sığınıyoruz bunların şerrinden .

demek ki bu hastalığa yakalananlar da fegahet yapmağa şayiste değiller, bunlar ilk olarak bu hastalıktan kurtulmaya gayret edecekler sonra tüm işlerde ve konularda ilim , insaf , ve besiret ile davranmalıdırlar .

Şegavet ise , buna yakalananlar hakk ile ve hakkı iyi bilenler ve savunanlarla hep duşmandırlar . onlarla içten gelen bir kin ve düşmanlık ve kötülüğe sahiptirler . bunlar çeşitli hileler ve halkı allatma yöntemleri ile kendilerini mömünlere benzetirler , okşatırlar . bunların sıfatları hakkında imam eleyhesselam buyuruyor : onlar nasipler va düşmanlar topluluğundandırlar , bizi kötülemeye imkanları yoktur , bizim doğru olan ilimlerimizi öğrenir, bizim şiilerimizin sevgilerini , güvenlerini kazanarak bizim sevmediğimiz ve beğenmediğimiz , nifret ettiğimiz konuları onlara bizdendir diye yuttururlar . bizi kabul eden şiilerimiz bizim ilimlerimizdendir diye alırlar dediklerini ve böylece yoldan çıkarlar . bu türler adamlar yoldan çıktılar ve yoldan çıkardılar . bunların zararı bizim şiilerimizin zayıflarına , yezidin hüseynebne ali eleyhomesselamın savaşçılarına ve ordusuna verdiği zarardan daha fazla ve çoktur . çünkü onlar savaşçıların ruhlarını ve mallarını aldılar ve o şehidler için cenabı allah en güzel haller verecek, fakat bu duşman olanlar, kendilerini alim göstererek, bizim dostlarımızdırlar diye ,duşmanlarımızın duşmanlarıdırlar diye milleti allatarak bizim şiilerimizin zayıflarının kalplerine şüpheler düşürerek onları yoldan çıkarıyor ve hak olan doğru yoldan onları başka ters yollara sürüklüyorlar , velakin o evam ve bilinçsiz kimselerden her hangısının kalbinde cenabı allahın ve onun kullarının sevgisi , kendi dininin muhafazasının isteği ve velisinin ikramı ve sevgisi kalbinde var ise , kesinlikle onu bu allatıcı ların elinde çaresiz bırakmaz , onu kendi doğru yoluna getirmek için bir mömün bendesini göndererek onu irşad eder, doğru yolu ona bildirir ve onu bu doğru yolu kabullenmek için başarılı yapar ve böylece cenabı allahın gösterdiği ve bildirdiği yola gitmiş olur . böylece bunun için dünya ve ahiret iyiliklerinin toplamını vermiş olur , o allatıcı kimseler içinde dünyanın tüm lanetlerini ve ahiretinde azaplarını ve cezalarını onlar için toplar cenabı allah . bitti hadise şerif .

Demek ki bu dediklerimizin tümünün neticesi şu ki : bir fegih cenabı allahın kitabı ,hazrete peygemberin sünneti ve imamlar elehemosselamın buyuruklarının anlamını bilmeli, onların anlamını anlamalı ve bunların hepsinde bilgili ve ilimli olmalı , daha evvel anlattığımız hastalıklar pislikler ve o yedi pislikleri unvanı ile açıkladığımız zahiri ve batini pisliklerden uzak olmalı , kendi kalbinde hep o hazretlerden istifta etmeli, yani bilmediği konuları onlara sormalı ki , buyurdukları buyurukları aynı irade ettikleri ve istedikleri gibi anlıyabilsin ve inansın ve tüm ihlası ile onları uygulasın ve bize ve size de rivayet etsin ve söylesin, bizlerde onlardan alarak öğrenerek uyguluyalım inşaallah . aynı hazrete eskeri eleyhesselamın buyurdukları gibi ki buyurmuşlar :fe emma men kane menel fogehae saenen lenefsehe hafezen ledinehe mokhalefen ela hevaho moti en le emre molaho fe lel evamen en yogelleduho ve zaleke la yekuno ella beezo fogehaeşşiete la cemiohom . فَاَمّا مَن كانَ مِنَ الفُقَهاءِ صائِناً لِنَفسِهِ حافِظاً لِدينِهِ مُخالِفاً عَلي هَواهُ مُطيعاً ِلاَمرِ مُولاهُ فَلِلعَوامِ اَن يُقَلِّدوُهُ وَ ذالِكَ لا يَكوُنُ اِلاّ بَعضُ فُقَهاءِ الّشيعَة لا جَميعُهُم yani : velakin fegihlerden her hangısı ki kendi nefsine galip olursa kendi dinine hafız olursa ve kendi nefsinin isteklerine karşı gelebilirse , molasının emirlerini ve isteklerini hiç bir behane getirmeden uyguluyor ve dinliyorsa , evam millete onu taklid etmek vacipdir onu dinlemek ona uymak gerekiyor fakat böyle değiller şiilerin fegihlerinin hepsi belki onlardan bazıları böyledirler .

Elbette ki her zamanda her asırda böyle fegihler bulunurlar . bunlar olmazlarsa hak batilden ayırt edilmez , cenabı allahın höcceti tam olamazdı . hadisde vardır ki cenabı allah hiçbir zaman yer yüzünü alimden boş birakmamıştır, böyle olmazsaydı hiç bir zaman hak la batil ayırt edilemezdi . duyulmuştur ki hazrete emirelmomenin eleyhesselam buyurmuşlar : yer hiç bir zaman bir alim höccet ten boş kalmaz . hak konuları öldürdükçe aradan kaldırdıkça bunlar yeniden diriltirler hayat verirler hak olan konulara ve bu ayeti telavet buyururdu:yoridune leyetfeu nurellahe be efvamehem vellaho mottemo nurehe velo kerehel kaferune يُريدوُنَ لِيطفِئوُا نوُرَ اللهِ بِاَفواهِهِم وَ اللهُ مُتِّمُ نُورِهِ وَ لَوكَرِه الكافِروُنَ yani : sesleri ile konuşmaları ile söndürmek istiyorlar cenabı allahın nurunu velakin cenabı allah kendi nurunu kafirler kızarlarsa da tamamlar . ve buyururdu yer yüzü boş kalmaz . bir helal ve haram bilen , halkın ona ihtiyacı olan ve onun halka ihtiyacı olmayan alim den , hep bir alim vardır yer yüzünde . bu anlamda haberler sayılır miktardan çok fazladırlar . böyle bir fegihi ve alimi talep eden , arayan kimse için onu bulmak zor değildir cenabı allah vade buyurmuş ki onu arıyanı hidayet eder ve buyurmuş : ellezine cahedu fina lenehdiyennehom sobolena اَلَّذينَ جاهَدوُا فينا لَنَهديَنَّهُم سُبُلَنا yani : onlar ki bizim yolumuzda mucahide yapıyorlar ( çalışıyorlar ) mutlaka kendi yolumuza hidayet ederiz . ve bu yolda mucahidet yapma ve çalışmak nasıl olur biraz anlatacağım ki besiretli olasınız . ilk başta düşünün böyle bir kimse müşrükler , yehud , nesara , ve islam dışı olan milletler topluluğu içinde olamaz tabi ki muhakkak müslümanlar içinde olmalı böyle bir kimse . diğer batil düşünceler ve tüm on iki imam eleyhomesselamın imamlığına inanmayan şiilerin batil firgeleri içindede değildir muhakkak böyle bir kimse ve fegih . demek ki bu isnaeşer şiiler ve on iki imama inananlar içinde olmalıdır bu aradığımız fegih . bunlardanda kendi işleri ile uğraşan tacirler , zıraat yapanlar ve bu gibi işlerle uğraşanlar bu konuyla ilgilenmezler , kendilerininde her hangı bir iddia ları yoktur , geri kalanlar ilimle uğraşanlardırlar . demek ki bu kimselerin alimleri arasında böyle fegihleri aramalıyız, böylece çevre daralarak işimiz kolaylaşmış olur ve kolaylıkla aradığınızı ve istediğinizi bulabilirsiniz , aynı bir iyi marangozu , sanatkarı ve ya emin bir taciri her hangı bir şehirde aradığınız ve onu bulduğunuz gibi , azcık araştırma ile onu tanıyabilirsiniz . eğer bu aradığım adamın ,fegihin ilmi ve bilimi konusunda kendim alim olmadığım halde nasıl öğreneğim sorarsanız, cahil olduğum halde nasıl alimi tanıyayım derseniz , bende derim ki bilgili şahıslardan o konuyu iyi bilenlerden işbilirlerden sorarak. aynı marangozluğu bilmediğiniz gibi fakat marangozları tanıyanlardan o işi iyi bilenlerden sorarak nasıl bir kentin en iyi marangozunu öğrenebiliyor tanıyabiliyorsanız bu konuda da ilimle uğraşanlar, alimlerden sorarak en bilinçli ve alimlerin alimini bulabilirsiniz . bundan başka alimlerin sıfatlarından ,özelliklerinden , onların tegvasından , zühdünden , mohemmed ve ale mohemmed eleyhemosselamı dost tutup sevdiklerinden , o dediğim ve yazdığım pisliklere bulaşmamış olduğundan , bu kimselerde dünya , başkanlık ve riyaset sevgisi , kendini beğenme , kötü huyları azcık araştırarak öğrenebilirsiniz , çoğu adamlar bu araştırma ile sizin çizginizin dışına çıkarlar ve elenirler . geri kalan az bir miktar ve az kişiler olur . şimdi bu geri kalan kişilerin içinde kendilerine karşı nasıllar araştırma yaparsınız . acaba birbirlerini tasdik ediyorlarmı etmiyorlarmı ? eğer tasdik etmiyorlar ise muhakkak yanılmışsınız onların bazılarının tanımında , biraz daha araştırma yapınız . çünkü alimler , müttegi adamlar , kendine benzer kişileri başkalarından daha iyi tanırlar . bu tip kişiler eğer kendine benzer başkasına muracaat etmeyi tavsiye etmiyor ve hatta onu dinlemeyi haram biliyorsa , muhakkak bunların ikisinden birinde bir ayıp vardır , biraz araştırarak , bunların sıfatlarında , huylarında dıkkat eder düşünürseniz , cenabı allah ve mohemmed ve ale mohemmed eleyhomesselama bunları size tanıtmak için tevvesül ederseniz , batil iddia edeni çabucak tanırsınız . fakat eğer bunlar birbirlerini tasdik ediyor hiçbir konuda ters değillerse , tüm dediğimiz sıfatlarla sıfatlanmış ve tüm dediğimiz pisliklerden arınmışlarsa her birisi hiç ayırt edilmeden sizin hocanız , ustadınız olabilirler dini konularda ve fıgh da . bunlar hepsi hazrete peygemberefendimizin eshabıdırlar . bunlar o hazretin buyurduğu bu buyuruğun dahilindeler ki buyurmuş : meselo eshabi kennucume be eyyehem egtedeytom ehtedeytom .