Evet dönelim kendi konularımıza , dedik ki cenabı allah bendelerine benzemek ve onlarla aynı cinsden olmak tan uzaktır ve onlar gibi olamaz . onun zatı yarattıkları mahlukların yaptıkları işlerin mef ulu olamaz yani bizim gibi yaratılmış olanların işleri cenabı allaha gitmez ona fayda ve ya zarar vermez .
mütercim = ( fail = yapılan iş demektir , mef ul ise bir işin onun üzerinde yapılmış olan şey ve ya kimsedir ) mesela ali ahmedi dövdü . ali fail dir dövmek işini yapan kimsedir . dövülmek işi ahmedin üzerinde gerçekleşmiş ve ahmed mef ul dur . ve ya hasen kapıyı kırdı . işi yapan hasendir yani fail hasendir kırılmak işi kapı üzerinde gerçekleşmiş demek kapı mef ul dur . Onun zatı mehlukların yaptıkları işlerin mef ul u olamaz ne demek . yani halkın yaptıkları işler ibadetler olsun ve ya kötü işler hiç birisi allahın zatına varmaz onu etkilemez onu faydalandırmaz ona zarar vermez yani bu yapılan işlerin mef ulu olmaz cenabı allahın zatı şerifi . mütercüm .
Evet dönelim konumuza ki dedik cenabı allah halka benzerlikten ve onlarla bir cinsden olmaktan uzaktır , ve cenabı allahın zatı mahlukların yaptıklarının mef ulu olmaz yani işler onu etkilemez . o yere ki halkın zatı gidemez ve varamaz sıfatları ve yaptıkları işlerin neticeside gidemez tabi ki ,halk ve yaratılan tüm mahluklar cenabı allahı anlıyamıyackları için ona varamıyacakları için rebbimiz bu yarattığı mahlukların kendi içinden bir yerler seçmiş ve ilan etmiş halka . cenabı allaha ne yapmak isterse bu halk , o yerlere yapacak . böylece yapılan işler cenabı allaha yapılmış olacak . bundan başka olamaz cenabı allaha karşı bir işin yapılması ve başka türlü düşünülemez allaha karşı bir işin yapılışı . aynı mekkede allahın evi olan kabe gibi , ona doğru durup namaz kılmamız allaha doğru durup namaz kılmış olmamız gibi ve yine mesela onu tanımak istiyoruz , cenabı allah kendi yarattığı halkının içinde kendisıfatlarını koymuş ve buyurmuş : men erefe mevage essefete beleğe gerarel merefete مَن عَرَفَ مَواقِعَ الّصِفَةِ بَلَغَ قَرارَ المَعرِفَةِ yani : her kimse sıfatın bulunduğu yerleri bilirse marifetin ve tanımağın nihayetine varmış demektir . cenabı allaha bendelik yapmak veonu itaet etmek ve dinlemek ve onun buyurduklarını uygulamak istersek cenabı allah kendi peygemberini bize tanıtmış ve buyurmuş :men yote erresule feged eta ellahe مَن يُطِعَ الّرَسوُلَ فَقَد اَطاعَ اللهَ yani : benim resulumu itaet etmek ve onu dinlemek beni itaet etmek ve dinlemek demektir . cenabı allaha itaet etmek onu dinlemek onun resulunu dinlemek ve itaet etmekten başka bir anlam taşımaz, aynı şekilde cenabı allah ile bey et etmek onun resulu ile bey et etmekten başka bir işdeğildir cenabı allah buyuruyor : ennellezine yobayeuneke ennema yobayeunellahe اِنَّ الَّذينَ يُبايِعونَكَ اِنَّما يُبايِعونَ اللهَ yani : seninle bey et edenler cenabı allah ile bey et etmişlerdir .cenabı allahı tanımak mohemmed ve ale mohemmed eleyhomesselamı tanımak dır . hazreze ebu cafer eleyhesselam dan duyulmuştur ki :bena obedellahe ve bena orefellahe ve bena vohhedellahe بِنا عُبِدَ اللهَ وَ بِنا عُرِفَ اللهَ وَ بِنا وُحِّدَ اللهَ yani : bizimle cenabı allah ibadet edildi bizimle tanındı bizim ile tohid oldu cenabı allah . ve hazrete emirelmomenin eleyhesselambuyuror : enne merefeti bennuraniyyete hiye merefetellahe ezzevecelle ve merefetollahe ezzevecelle hiye merefeti benuraniyyete .
اِنَّ مَعرِفَتي بِالنّوُرانِيّةِ هِيَ مَعرِفَةُ اللهِ عَزَّوَجَلَّ وَ مَعرِفَةُ الله عَزَّوَجَلَّ هِيَ مَعرِفَتي بِالّنوُرانِيَّةِ yani : benim nuraniyyet ile tanınmam cenabı allahın tanınmasıdır . halkın yaptıkları cenabı allaha gitmediğinden ona etki yapmadığından , halkdan olanlardan bazı yerler yaratmış ki milletin yaptıkları o yerlere yapılsın ( kabe ve kıldığımız namazın ona doğru kılınması gibi ) halka da halkın yaptıklarından başka bir şey uygulanamaz ve onları etkilemez , onun için cenabı allah halka bir iş uygulamak isterse o işi halkın cinsinden olan kişiler ve işlerle yapar , yaptığı işlerin menşeide halktadır , fail , fil ve mef ul üçüde aynı çeşitten dirler .cenabı allah kendilerini onun meşiyyeti ve istekleri yolunda bir hiç sayan ve hakiki bende ve ebd olan mügerreb bendelerinin yaptıkları işleri kendi işleri gibi bilmiş ve halka bildirmiş , onların yaptıkları işleri kendine nisbet vermiş , kendi rızasını onların rızasında kendisinirlenmesini ve kızmasını onların kısması diye bildiriyor . bu ayete şerifenin tefsirinde : felemma asefunen tegemna menhom فَلَمّا آسِفوُنَا ا نتَقَمنا مِنهُم yani : bizi eseflendirdikleri ( teessüf) için onlardan intikam aldık . hazrete sadık eleyhesselam buyurdular cenabı allah eseflenmez hiç bir zaman teesüf etmez hiç bir şeyden bizim teessüf ettiyimiz gibi . velakin kendine teessüf eden , razı olan, sinirlenen, sevinen dostlar yarattı , onlar mahlukturlar ve merbubdurlar , onların teessüfünü kendi teessüfü, onların kızmasını kendi kızması kararlaştırdı, zira ki kendine doğru davet edenler ve kendine delalet edenler olarak yarattı onları , buna göre böyle oldular bunlar böyle değil ki esef ve kızgınlık cenabı allaha varacak ve halkına varacak gibi onu da kızdıracak ve müteessif edecek , velakin bunun anlamı budur ki cenabı allah buyurmuş her kimse benim dostlarımdan birisine ihanet ederse sanki benim ile harp yapmağa , beni harba çağırmış , yine buyurmuş her kimse peygemberi dinlerse onu kabul ederse sanki allahı dinlemiş ve onu kabul etmiş ve buyurmuş: seninle bey et edenler, budur ve bundan başka değil ki allah ile bey et etmişler . şimdi bunlar ve bunun gibiler hepsi sana yazdığım gibidirler , rıza ve gazep yani kızmak ve sinirlenmek ve bunlara benzeyen cenabı allahın yarattığı haller hepsi böyledir , eğer onun yarattığı esef ve melalet ,cenabı allahı etkiler iyseydi her laf eden diyebilirdi ki bir gün cenabı allah helak olacak ve ölecektir zira ki eğer esef ve melalet onu etkilerseydi onda değişim oluşurdu her nede değişime uğruyacak olursa o helaketten ve fenadan ve ölümden uzak olamaz böylece yaratan ile yaratılan , gadir ile megdur , halık ile mehluk bir birinden ayırt edilemez ve tanınamazdı . cenabı allah çok üstündür bu sözlerden bu söylenenlerden, odur tüm eşyanın yaratanı, ama her hangı bir ihtiyaçtan değil onun hiç bir şeye ihtiyacı yoktur , böyle olunca onda bu sözleri konuşmak doğru olamaz ,onda her hangı bir kemmiyyet ve keyfiyyet olamaz böylece düşün ve anla inşaallah . hadise şerif de bitti .
Hadisin tümünü , bizim büyüklerimizin yazdıklarının ve dediklerinin tümünün imamlardan olmasını anlıyasınız diye yazdım ve söyledim , bizim meşayihimiz bir kelime bile kendilerinden dememişler ve yazmamışlar ve anlatmamışlar .
Şimdi bu konuları bildikten ve onları anladıktan sonra , sizin sorunuzun konusuna dönelim , sormuştunuz ki bu sevgi ve dostluk ki din ondan başka bir şey değil nedir . dediklerimden ve yazdıklarımdan anlaşılan budur ki bu sevgi cenabı allahın sevgisidir , cenabı allahın sevgiside onun resulunu sevmek ve onudinlemek ve itaet etmektir . cenabı allah kendi peygemberine buyurmuş ki söyle onlara ey peygemberim :en kontom tohebbunellahe fettebeuni yohbebkomollahe اِن كُنتُم تُحِبّوُنَ اللهَ فَاتَّبِعوُني يُحبِبكُمُ اللهَ yani : eğer siz cenabı allahı seviyorsanız beni dinleyin ve benim yaptıklarımı yapın cenabı allah sizi sevsin . hazrete peygember sellellahoeleyhe ve alehdendir ki buyurmuş : her şeyin bir esası ve bir özü vardır islamında esası biz ehlibeytin sevgisidir . ve hazrete bagir eleyhesselamdan rivayettir ki buyurmuş : bizim sevgimiz iman ve bizim duşmanlığımız küfr dür . hazrete peygember selellahoeleyhe ve alehden dir ki buyurmuş : her hangı bir kimse beni kendinden ve evladından ve malından daha fazla sevmez ise mömün olamaz . bu anlamda rivayetler ve haberler sayılabilmekten fazladır . bunların hepsinin anlamı budur ki din sevgiden başka bir şey değil ve o sevgide mohemmed ve ale mohemmed eleyhomesselamın sevgisi ve onları dost tutmak ve sevmektir bunları sevmekte cenabı allahı sevmektir , velakin sevginin anlamında yazdığım konuları hatırlarsanız , sevgi iki aynı olan cins iki bir birine benzeyen şey arasında muhakkak olabilir bundan başka sevgi oluşabilmez buna görede cenabı allahın zatı ile bende arasında sevgi olamaz dedik ve böyle bir sevginin anlamı olamaz buna göre onun sevgisi mohemmed ve ale mohemmed eleyhomesselamın sevgisidir dedik . cenabı allah anlaşılmıyacak olduğundan onları kendinin resulu ve elçisi olarak yaratmış ve halkın içinde onları tanıtmış ki onun tarafından onun istediklerini halka söylesinler . millet debendelik yaptıkları zaman cenabı allaha ne yapmak isterlerse onlara karşı yapsınlar . hazreti emirelmomenin hazrete peygemberin sıfatı konusunda buyurmuş : egameho megameho fi sayere evalemehe filedae ez kane la todrekehol ebsaro ve la tehvihe khevaterol efkare .
اَقامَهُ مَقامَهُ في سايِرِ عَوالِمِهِ في الاَداءِ اِذ كانَ لا تُدرِكُهُ الاَبصارُ وَلا تَحويهِ خَواطِرِ الاَفكارِ yani: cenabı allah onu tüm alemlerde kendi isteklerini halka söylemek için görevlendirdi , çünkü gözler onu göremezdi ve fikirler, düşünceler onu anlıyamazdı ve ona hiç bir şekilde varamazdı . şimdi o hazretlerin derecelerini ve mekamlerını kendi anlattıklarından bildiğimiz için onların mekamlarının en yüksek olduğunu ve cenabı allahın ilk yaratıkları olduklarınıda biliyoruz , biliyoruz ki cenabı allah yeri , gökü , alemi , ademi yaratmadan evvel o hazretleri yaratmış , onların esas ve hakiki yerleri oralardadır , bir taraftanda kendimizi görüyoruz , halkın en aşağı seviyesindeyiz . kendimizde olan bu hıslar ve aletlerle anlıyoruz ki bu dünyada iki aynı cinsten olan şeyler arasında irtibatlar kurulur anlaşmalar oluşur ve bir birlerinden haber alabiliyor , her hangı bir şeyin seviyesi bizim seviyemizden yukarı gider ise onunla anlaşamayız onunla irtibat kuramayız hiç bir şekilde onunla birleşemeyiz , aşağı seviyyedekiler yukarıdakıları anlıyamazlar onlarla irtibar kuramazlar . fakat eğer aralarında bir aracı olursa o zaman o aracı ile birbirlerini anlar birbirlerinden haberdar olurlar . mesela ateş , bu ateş letif cisimlerdendir her yerde vardır her şeyin içindede bulunur bu ateş , fakat cisimlerin kalın varlığı onu anlamazlar ondan habersizdirler , ateş tüm eşyanın içinde varken hiç birisi onun varlığını bilmez ve hepsi ateş varken soğokturlar bu eşyanın bazıları kalınlıklarının azalması nedeni ile alev gibi ler ve ateşin varlığını anlar ve ateşte bulunan sıfatlar onlardada oluşur , onun gibi sıcak ve ışık olur. kendinden başka , ateşin varlığından habersiz eşyanıda ısıtır ışıklandırır bu alev . şimdi iki kalın ve ince iki cisim arasında bu kadar farklılık olduğunu fark ettiğimiz halde , kalın inceği bilemiyor onu hıs etmiyor ve anlamıyor olduğunu anladığımız halde bizim gibi zayıf, bizim gibi eksik bir yaratık ile cenabı allahın ilk yaratılışı arasında ne kadar fark olabilir diye bir düşünelim . tabi ki bizimle o yaratık arasında çok farklar vardır, bizim ile onun arasında hiç bir şekilde munasibet olamaz biz ateşi anlıyamadığımız halde onu nasıl anlar nasıl onunla irtibata geçeriz . onuula bu kadar farklı olduğumuz halde ona karşı nasıl bir iş yaparız onu nasıl severiz onunla nasıl duşmanlık yaparız . onu nasıl tanıyabiliriz bunların hiç birisini yapamayız tabi ki , onunla bizin çok farklarımız vardır o en yüksekte biz en aşağıdayız . bu zahirde gördüğümüz peygember ve imam onların en düşük mertebeleridir , bu onların beşeriyyet elbisesi kullanmış ve kendilerini görünür hale getirmiş ve bizlerin hısları ile anlaşılır duruma getirmiş halleridir , yoksa onların hakiki makamlarını ve derecelerini nasıl bizler idrak edebilirdik . eğer bu mertebelerden bir azını anlamak isterseniz hazrete emirelmomenin eleyhesselamın, imamın şeninde ve hakkında buyurduğu bu fermayişi biraz düşünün ki buyurmuş : imamın zahiri öyle bir şeydir ki ona malik olmak onu sahiplenmek mümkün değil , onun batini öyle bir geyb dir ki idrak olmaz , devranının bir tanesidir , cenabı allahın emirlerini ve nehylerinin elçisidir , onun gibisi bulunmaz , ona benzeri çıkmaz , kimdir bizi tam olarak tanıyabilsin bizim derecemizi anlasın bizim büyüklüğümüzü görebilsin menziletimizi düşünebilsin söylediklerimde akıllar , düşünceler hayran kalmış , büyükler küçülmüş , alimler kusurlarını igrar etmişler , şairlerin dili tutulmuş , yazarların eli , konuşanlar durmuş , yazarlar yazamamış , yerler kökler tevazö yapmış yani küçülmüş , oliyanın şee ninin ( mekamının ) vesfini yapmaktan , acaba tanınabilirmi , vesf olunurmu , tarif edilirmi , bilinirmi anlaşılırmı , düşünülebilirmi , birilerine işçi olurmu cenabı allahın celale kebriyasının nuru olan bir kimse ? yerlerin ve köklerin şerefi olan bir şahıs ? ale mohemmedin mekamı ve derecesi tarif edenlerin tarifinden ve iyilikleri sıralıyanların sıralamalarından çok üstündür , onlar her hangı bir kimse ile kıyaslanmaktan üstündürler ve hadisin sonuna kadar . o hazret kendi hakkında buyurmuş : benim zahirim imamettir vesiliktir, batinim ise geyb dir, mümkün olmayan ve anlaşılmazdır . şimdi bu kadar bizden farklı olan bir kimseleri tanımak için nasıl olur da cenabı allah bizi görevlendirir?Onlara karşı her hangı bir iş yapmak için bize emirler verir tanıdığımız adil olan cenabı allah?hal bu ki kendisi buyurmuş :la yokellofollaho nefsen ella vos eha لا يُكَلِّفُ اللهُ نَفساً اِلاّ وُسعها yani : kimseni yapamadığı işe teklif etmez cenabı allah . böyle bir teklifte buyurmamış . o efendilerimize bizim alemimize gelmelerine ve bizim hıslarımızla hıs edilir bir şekilde görünmelerine emir vermiş ve biz beşerler tüm tekliflerimizi , görevlerimizi onlara karşı yapabilmemiz için bizim gibi beşer elbisesini giyerek bizim dünyamıza inmelerini istemiş onlardan cenabı allah .
Bizlerin Cenabı allaha karşı yapacağımız tüm işler tüm görevler , bizim bulunduğumuz mertebelerde olur tabi ki , yani bizim yapacağımız işlerin ve ibadetlerin yeri bu bulunduğumuz alemdir . yapacağımız işlerin yerini kendi halkında koymuş cenabı allah , bizim bulunduğumuz ve var olduğumuz alemde tayin etmiş yapacaklarımızı ; olamadığımız , tanıyamadığımız bir yerde değil tabi ki . bizim cenabı allaha karşı tüm yapacaklarımız bu alemdedir. onları yapacak olan kimse , neyin üstünde yapılacak olan iş ( fail ve mef ul ) hepsi bu alemdedirler .mohemmed ve ale mohemmed eleyhomesselama karşı yapılacak olan dediğimiz tüm işler cenabı allaha karşı yapılmış sayılır , onları dinlemek ve onlardan itaet etmek allahı dinlemek ve onu itaet etmektir , onlar la bey et etmek cenabı allah ile bey et etmektir , onları ziyaret etmek allahı ziyaret etmektir , onları sevmek cenabı allahı sevmek onlarla duşmanlık etmek allaha karşı duşmanlık etmektir . tüm bu işler onların bizlerin anlıyabilir bu aşağı makamları ve derecelerinde dir . bu da onların beşeriyyet mekamı dır . kibuyurdu cenabı allah : gol ennema ene beşeron meslekom قُل اِنَّما اَنَا بَشَرٌ مِثلِكُم yani : söyle onlara bende sizin gibi beşerim . bu makamda benzerlik aynı olma imkanı sağlanmış ve sevgi ve edavet ve duşmanlık anlam kazanmış , buradadır ki o hazretlerin sevgileri iman olmuş , onları duşman tutmak küfr olmuş , fakat bunuda bilmek lazım ki onlar bu makamda ve bu alemdede bu alemin en yüksek derecesinde ve en yukarı makamındadırlar . cenabı allahın ilk yaratılışı olan bir mahlukun nuru nerede olursa olsun o bulunduğu yerin en yüksek derecesinde olur tabi ki . bir padişah gibi , eğer her hangı bir şehire giderse o şehirin en üstün yeri ve hakiminin evinde kalır , bir köye giderse o köyün başkanı ve kedhudasının muhtarının evinde kalır . şimdi o hazretlerde cenabı allahın tohidini bizlere söylemek ve anlatmak için beşeriyyet alemine geldiklerinden bu alemin en yüksek derecesinde yer alırlar tabi ki . eğer bu cisimler aleminde olduğu gibi insanlar aleminede dereceler farz eder ve sayarsak , burada da yer, gök ,kürsü ve erş dersek o büyüklerin mekamı insanlar aleminin erşindedir diğerleri hep onlardan aşağıdadırlar , insanlar içinde onlardan en iyi şekilde faydalananlar onlara en yakın yerde bulunanlar olur tabi ki , mesela beşeriyyet aleminde kürsü mekamında olanlar onları daha çok anlar onlardan daha çok faydalanır . bu şahıslar onlardan en iyi şekilde feyz alırlar , diğerlerinede aktarırlar , bunlardan aşağıda bulunanlar hiç bir zaman bunlardan önce bunlardan evvel o hazretlerden faydalanamazlar , mesela yer kürsüden önce erşin ışığından faydalanamaz ilk olarak erşin ışığı kürsüye sonra eflaka sonra yere gelir . eflak erşin ışığından ne kadar alacak ise ondan ne anlıyacak ise hepsi kürsüden geçmiş ve ona varmış , yer erşin nurundan ve ışığından ne anlarsa hepsi ilk olarak kürsüye gelmiş ondan geçerek eflaka varmış sonra yere gelmiştir . yerdekiler erşin cemalındakı nuru eflakın anlında görürler , eflakta bulunanlarsa onu kürsüdekilerin anlında görürler , kürsü ise aralıksız hiç bir vasıta olmaksızın görür erşin nurunu ve kendinden aşağıda bulunanlara aracı olur erşin ışığını yansıtmakta . fakat erş ışığı başka bir yerden almıyor , ne yansıtıyor ise kendi içinden çıkan ışığı yansıtıyor , bir gaz lambasının bir odada ortaya konduğu zaman , o lambanın ışık kaynagı içindeki alevdir, onun etrafı bir cam ile çevrilmiş ,o camın etrafıda hava ile dolu , o ilk camın etrafı ise başka daha büyük bir cam ile lambanın camını muhafaza etmek için sarılmış ve orada bulunan tüm eşya ve duvarlar bu aracılarla gaz lambasının ışığından yararlanıyorlar . ışık ilk olarak gaz lambasında bulunan alevden saçarak onun etrafını sarmış olan cama varıyor, camdan geçerek havaya yansıyor hava aracılığı ile de ikinci cama varıyor ,ikinci camdan geçerek odada bulunan hava aracılığı ile oradakı eşyayı ve duvarları ışıklandırıyor . şimdi gaz lambasındakı alev ışığı dışarıdan ve başka bir kaynaktan almıyor , geybi ateş ( görünmeyen ateş ) ışığı alevin kalbine vahy etmiş . çünkü ateşten aracı olmadan ışığı almış bu alev, şimdi ışık alevden saçtıktan sonra ilk olarak ışığın etrafını saran o cama varır , o alevin etrafında olan camın dışında olanların hiç birisi ışığa o camın aracılığı olmadan varamazlar ondan faydalanamazlar , lambadan caçan ışığın varlığına onun etrafını saran o cam aracılığı ile haberdar olurlar , ondan saçan nur ve ışıktan o cam vasıtası ile yararlanırlar , o camdan sonra ikinci cam ile birinci cam arasındakı hava ile , sonra ikinci cam sonra da eşya ve duvarlar ile ikinci cam arasındakı hava aracılığı ile lambanın ışığından faydalanmak mümkün olur onlara . şimdi o odada olan eşya ve duvarlar bu hava olmadan o ikinci cam olmadan lambanın etrafını saran birinci cam olmadan o lambadan saçan ışıktan faydalanabilirlermi
duvarlar o hava aracılığı ile ışklanırlar , onların lambaya varmak ve onun ışığından faydalanmak için hava ve ikinci cam ve birinci cam haricinde başka bir yolları ve aracıları yok , onlar o lambanın ışığından onun sıfatlarından her ne anlarlarsa bu aracılar vasıtası ile anlamışlar , onlar haricinde başka bir yolları yoktur o gaz lambasının sıfatlarını anlamak için . lambanın ışıklık sıfatı ve özelliği ilk olarak birinci cama yansımış , ondan sonra iki cam arasında bulunan havaya , sonra ikinci cama sonra dışarıdakı havaya sonra o odadakı eşyaya ve duvara varmış . duvar ve eşya lambadan ne biliyorsa o lambanın sıfatından havaya yansıyan kadar bilir ancak , bu eşya ve duvarlar lambadan tarif etmek isterlerse onlara hava aracılığı ile gelen sıfatları tarif edebilirler , ilk baştanda bu anladığı ve hıss ettiği sıfatların ismini gazlambası koymuş ve öyle tanımış , başka bir yolu yoktur, başka türlü haber alamaz lambadan bu eşya ve duvarlar . şimdi ben ve sen ki ikimizde lambadan,camdan , havadan ve eşya ve duvardan yukarı bir derecedeyiz bu lafları ediyoruz ve diyoruz ki bu duvar, lambanı idrak etmemiş onunla lamba arasında aracılar vardır , duvara gelen ışık gaz lambasının kendisi değil de onun nurudur, o bu nurun ismini gaz lambası koymuş ve böyle anlamış fakat farz edelim ki duvarın hıssıda var anlıyor ve düşünüyor , bu halde bile bu duvar gaz lambasını görmüş diye bilecek ve onu tanımış gibi olacak ve bu konuda hiç bir şüphe etmiyecektir .
Şimdi mohemmed ve ale mohemmed eleyhemosselamın mekamı ve derecesi tüm alemlerde ve beşeriyyet mekam ve dereceleri beşeriyyet aleminde, aynı tohidin nurunu gösteren bir gaz lambası gibidir ki tohidin nuru ona geyb den vahy oluyor , yansıyor , bu tohid nurunu bunlar sağdan ve ya soldan , etraftan , doğudan yadabatıdan almıyorlar, cenabı allah peygembere buyuruyor söyle onlara : ben sizin gibi bir beşerim ( adamım ) fakat bana vahy oluyor ki sizin allahınız ve rebbiniz vahid dir . dünyaya saçan tohid nurlarının hepsi bu tohid nurunu saçan lambadan saçmış , bizim yaptığımız tüm tohidler ve tüm yeteneklerimizle cenabı allahı tanımaklarımız ve ona tapmalarımız hepsihazrete peygember sellelaho eleyhe ve aleh efendimizin okuduğunun sesi ve sedasıdır ki cenabı allah ona buyurmuş : gol hovellaho ehed قُل هُوَاللهُ اَحَد yani : söyle ki allah ehed ve vahid ve bir tane dir . oda itaet etmiş ve söylemiş ve bu ses dünyada hep varmış ve vardır , o mubarek ağız hep bu zikri yapmış ve yapacaktır , bir düşünün bu ne ağızdır nasıl bir sesdir, tüm alem genişliğinde olan bir sestir bu ses ,nasıl bir lamba nasıl bir ışıktır , öyle bir lamba , öyle bir ışıktır ki tüm alemleri ışıklandımış bu lamba , cenabı allahın tohidinin nurunu tüm osiyaların camına yansıtmış (osialar biraz evvel dediğimiz lambanın etrafın saran birinci camdırlar peygember o alev ve onun vesileri birinci cam gibi dirler) ve oliyanın ışık yansıtan aracılıkları ile ( ikinci cam ) bizim gibi toprak aleminde olanlara yetiştirmiş . bu da bir temsildir cenabı allah tarafından yapılamış belki bizler biraz düşünelim ve konuyu anlıyalım diye . böyle buyurmuş cenabı allah kitabında : ellaho nurossemavete vel erze meselo nurehe kemeşkaten fiha mesbahon elmesbaho fi zocaceten ezzocaceto ke enneha kokebon dorriyon yogedo men şecereten mobareketen zeytuneten la şergiyyeten ve la gerbiyyeten yekado zeytoha yozio ve lolem temsesho naron nuron ela nuren yehdiellaho lenurehe men yeşao ve yezrebollahol emsale lennase vellaho bekolle şey on elimon اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوٰاتِ وَ الْاَرْضِ مَثَلُ نُورِهٖ كَمِشْكٰوةٍ فيهٰا مِصْبٰاحٌ اَلْمِصْبٰاحُ فٖي زُجٰاجَةٍ اَلزُّجٰاجَةُ كَاَنَّهٰا كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ يُوقَدُ مِنْ شَجَرَةٍ مُبٰارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لٰا شَرْقِيَّةٍ وَ لٰا غَرْبِيَّةٍ يَكٰادُ زَيْتُهٰا يُضٖيۤءُ وَ لَوْ لَمْتَمْسَسْهُ نٰارٌ نُورٌ عَلٰي نُورٍ يَهْدِي اللّٰهُ لِنُورِهٖ مَنْ يَشٰاۤءُ وَ يَضْرِبُ اللّٰهُ الْاَمْثٰالَ لِلنّٰاسِ وَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَليمٌ .
yani : cenabı allah köklerin ve yerlerin nurudur . onun örneği aynı bir gaz lambasının yeri gibidir ki orada bir gaz lambası vardır ve o lamba bir cam içerisinde ve o cam öyledir ki sanki bir parlak yıldızdır , o lamba ne şergi ne gerbi olan bir mübarek zeytun ağacından tutuşacak , alevlenecektir . az kala onun gazı alevlenecek , bir halde ki ona hiçbir yerden ateş yaklaşmıyacak , nurdan bir nurdur , cenabı allah her kimseyi isterse o nur ile hidayet eder ve allah bu örnekleri halk için getiriyor allah her şeyi bilir .
Ayete şerifede olan Misbah ışık saçan ve lamba demektir ki buda hazrete peygember sellelahoeleyhe ve aleh efendimizin mekamı ve mertebesi ve derecesidir ki ışığını doğudan ve ya batıdan almamış . zocace ve mişkat ta ale mohammed eleyhesselamın dereceleridir ki tohidin nuru ilk olarakonlara yansımış , onlardan da onların ilim evlerine yansımış , sonrakı ayette buyurduğu gibi :fi biyuten َezِenَellaho en torfe e ve yozkere fihesmoho yosebbeho leho fiha belğodovve vَelasale في بُيوُتٍ اَذِنَ اللهُ اَن ترفَعَ وَ يُذكَرَ فيهاَ اسمُهُ يُسَبِّحُ لَهُ فيها بِالغدُوِّ وَالآصالِ yani : o gaz lambasının bulunduğu yer bir ev içindedir ki cenabı allah onların tekrimi ve tazimi için onların yüksek ve yukarı derecede olmalarına izin vermiş ki onun ismi o evlerde zikr olup söylensin ve gece gündüz o evlerde cenabı allahın tesbihini yapıyorlar . bu evler ise o hazretlerin şiileri ve büyük şii alimlerdirler , ale mohemmed eleyhesselamın ilimlerinin nuru ilk olarak bu büyük şii lere yansıyor veonların büyüklüklerine ve derecelerinin yükselmesine neden oluyor . başka ayette buyurduğu gibi:yorfe ollaho llezine amenu menkom vellezine utol elme derecaten يُرفَعُ اللهُ الَّذينَ آمَنوُا مِنكُم وَالَّذينَ اوُتوُا العِلمَ دَرَجاتٍ yani : cenabı allah sizden olan iman edinmiş şahısları ve ilim verilmiş olan kimseleri yüksek derecelere yükseltir. ve esmaye hosna olan (cenabı allahın en iyi isimleri olan ) ale mohemmed eleyhomesselamın zikri hep onların kalbinde olur . haberde hazrete sadık eleyhesselamdan vardır ki ,cenabı allah sizlere haber vermiş ki o evler erkek kişilerdirler ve sonrakı ayete işaret ediyor ve buyuruyor :recalon la tolhihehem tecareton ve la yebğon en zekrellahe رِجالٌ لا تَلهيهِم تِجارَةٌ وَلا يَبغٌ عَن ذِكرِ الله yani : öyle bir kişiler ki onları hiç bir ticaret cenabı allahın zikrinden ve namazdan ve zekatın eda edilmesinden alı koyamaz . cenabı allahın zikri ve onun tesbihi , nübüvvet ve peygemberlik lambasından saçan ve vilayet camından yansıyan ve onların kalbine kadar gelen cenabı allahın nurudur . buda cenabı allahın her kesi ona çağırmış olduğu ve o nur ile ışıklanmağa davet ettiği , dinidir . her kimse bu nur ile ışıklanırsa ve onlarıkabul eder ve dinlerse cenabı allahın sevdiği bende olur gol enkontom tohebbunellah fette beuni yohbebkomollah قُل اِن كُنتُم تُحِبّوُنَ الله فَاتَّبِعوني يُحبِبكُمُ الله yani : söyle onlara eğer cenabı allahı seviyorsanız beni dinleyin benden itaat edin ki cenabı allah sizi sevsin . böyle bir kimse tohidin nurunu kabul ettiği için ve cenabı allahın dini olan nurunun sıfatı ile sıfatlandığı için, onun dini ile mütedeyyin olduğu için , kendini o nura benzettiği için onun nuru ile benzerlik sağlamış onunla aynı cinsden olma yeteneğini kendinde icad etmiş ve aralarında sevgi ve dostluk oluşmuş ,cenabı allahın hebibi olmuş ve cenabı allahın dininin tümü ile dindar ve mütedeyyin olmuş . cenabı allahın ondan tüm isteği de budur . yani cenabı allahın nurunun sıfatı onun bulunduğu aleme geldiği ve yansıdığı kadar, kendini ona benzetsin , onun gibi olsun , onu kabul etsin diğe istemiş . bundan başka yapamaz , cenabı allah dabundan başka bundan fazla istememiş çünkü : ve la yokellefollahe nefsen ella vos eha وَلا يُكَلِّفُ اللهَ نَفساً اِلاّ وُسعَها yani: cenabı allah kimseni yapamıyacağı işe teklif etmez ve etmemiş . ona yansıyan ve onun anlıyabileceği bu nur mohemmed ve ale mohemmed eleyhomesselamın nuru ve onun yansıttığı ışıktır . bu hazretlerin kendilerine varamak ve onlarla aynı yerde olmak , beşeriyyet aleminin en yüksek mekamında ve derecesinde oldukları için aşağı makamda bulunanlara mümkün değildir ,aşağıda olanlara mohemmed ve ale mohemmed eleyhomesselamın büyük şiilerine varmak ve onlarla irtibat kurma imkanı vardır. bunları cenabı allah o hazretlerle aşağıda bulunanlar arasında vasıta ve aracı koymuş ve bu mübarek geriyelere (gerye köy demek) (mohemmed ve ale mohemmede) varabilmek için bu küçük köylerde ( büyük şiilerde ) dolaşmağa ve seyr etmeye emir vermiş . bu ayettebuyurduğu gibi :ve ce elnabeynehom ve beynel gorelleti barekna fiha goren zahereten ve gedderna fihesseyre siru fiha leyaliye ve eyyamen amenin . وَ جَعَلنا بَينَهُم وَ بَينَ القُرَي الَّتي بارَكنا فيها قُريً ظاهِرَةً وَ قَدَّرنا فيهاَ الّسَيرَ سيروُ فيها وَ اَيّاماً آمِنينَ yani: mübarek yaptığımız geryeler (köyler , mohemmed ve ale mohemmed ) ile halk arasında zahiri geryeler ( büyük şiiler ) yarattık ve bunların arasında seyr etmeyi , gidib gelmeyi kararlaştırdık , seyr edin , gidin gelin bunların aralarında emin olarak geceler ve gündüzler . demek ki bizim seyr etmemiz dolaşmalarımız bu geriyelerde yani büyük şiiler de olacak . cenabı allah bizden ne istemişse bu yönde yapılmalı , bizim tüm yapacaklarımız işlerin hepsi burada gerçekleşecek, bunlar üzerinde yapılacaktır , çünkü yapılacak işlerde fil , fail , ve mef ul hepsi aynı yerde olmalı ( yapılan iş = fil . işi yapan = fail . iş onun üzerinde yapaılacak olan = mef ul ) şimdi hindistanda olan bir kimseni burada dövmek istersek bu dövmek ona uygulanamaz , ya biz hidistana gitmeliyiz ya o şahıs bizim yanımıza gelmeli , başka türlü olamaz yapılamaz bu dövmek işlemi . şimdi biz mohemmed ve ale mohemmed eleyhomeselamın mekamında ve derecesinde değiliz , o mekama da varamayız , nasıl ki hazrete emirelmomenin eleyhesselam hazrete peygember selellahoeleyhe ve aleh hakkında buyuruyor: la yesbegeho sabegon ve la yelhegeho lahegon ve la yetmeo fi edrake megamehe tameon: لا يَسبِقِهُ سابِقٌ وَلا يَلحَقُهُ لا حِقٌ وَلا يَطمَعُ في اِدراكِ مَقامِهِ طامِعٌ yani: hiç kimse onu geçemez hiç kimse ona varamaz , hiç kimse onun mekamını anlamak için heveslenmez . bizim bulunduğumuz erse ve dünya dar olduğundan o hazretleri kendinde yer veremez kendine sığdıramaz bunun içinde o hazretler nefis nefsleri ile bizim yanınımıza gerçek ve esas mekamları ile gelmezler yani bizim dünyamız onları kendinde sığdıramaz , bunu düşünmek bile mümkün değil . eğer bu gökler bu ezemetleri ve büyüklükleri ile bir iğnenin deliğine girebilir ise o hazretlerde hakiki mekamları ile bizim yanınımıza gelirler böyle ise onlardan bizim yanımızda olan ,onlardan anladığımız o hazretlerin nuru ve ışıklarının yansımalarıdır, buda onların şiileridir ( fakat şiileri dediğimizde sakın tüm şii adı ile tanınan topluluk düşünülmesin bu şii ler içinde sıfatları, yaptıkları, düşündükleri, ibadetleri, itaetleri, aynı imam eleyhesselam gibi olanlardır . tüm şiiler değil . mütercim ) . dolaysı ile nasıl ki bizim o hazretlere yaptığımız cenabı allaha yapılmış sayılır bu şiilere yaptığımızda o hazretlere yapılmış sayılır o hazretlere yapılmış olanlar da cenabı allaha yapılmış olur tabi ki . çünkü şiiler alemohemmed eleyhomesselamın nurudurlar ve ale mohemmed de cenabı allahın nuru . her kimse onların nurunu severse onları sevmiş , onları sevende cenabı allahı sevmiş olur tabi ki . yine ayni şekilde her kimse onların nurunu düşman tutarsa onları düşman tutmuş , dolaysı ile de cenabı allahı duşman tutmuş olur . tüm yapılan işler böyledir tabi ki . sakın bu sözleri kendimden söylediğimi düşünmeyin , tüm dediklerim ale mohemmed eleyhomesselamın hadislerindendir . onlardan bazılarını sizin besiretiniz için , sizin bileceğiniz için burada yazıyor ve anlatıyorum .
Hazrete peygember selellaho eleyhe ve alehden rivayettir ki buyurdu : hiç bir zaman bir alimi yalanlamayınız , onu red etmeyiniz onu duşman tutmayınız , alimi seviniz , onların dostluğu dorudan doğruya ihlasdır, onların duşmanlığı nifaktır . bunu böyle biliniz her kimse bir alime ihanet ederse onu kötülerse bana ihanet etmiş beni kötülemiştir , bana ihanet eden beni kötülüyen cenabı allaha yapmış bunları , cenabı allaha bunları yapan cehenneme gider , biliniz her kimse bir alime ikram ederse bana ikram etmiş beni ikram eden cenabı allahı ikram etmiştir , cenabı allaha ikram edende cennete gider . hazrete sadık eleyhesselam buyurdu : her kimse bir mömünü hafif yaparsa bizi hafif yapmış ve cenabı allahın hörmetini hafif saymış . yine o hazretten dir ki her kimse cenabı allahın dostuna küfür ederse sanki cenabı allaha küfür etmiş . cenabı allah buyurmuş mömün bendesini kendi ezemetinin nurundan ve jelale kibriyasından yaratmış , böyle olunca her kimse mömüne kötülük yaparsa onu kabul etmez ise , cenabı allahı onun erşinde redd etmiş sayılır . ve hazrete ebolhasan eleyhesselem buyurdu : her kimse bizim şiimiz ile duşmanlık yaparsa bizim ile duşmanlık yapmış demektir, her kimse onlarla dostluk yaparsa bizim ile dostluk yapmış .çünkü onlar bizdendirler , bizim tinetimizden yaratılmışlar , her kimse onları sever ise bizdendir , her kimse onları sevmez ise bizden değildir bu fermayişin devamında buyurmuş : her kimse onları kabul etmez ise cenabı allahı kabul etmemiş , her kimse onlara kötülük yaparsa cenabı allaha kötülük yapmış, çünkü onlar cenabı allahın gerçek bendeleri ve onun sadık dostları dırlar, yemin olsun allaha onlar rebie ve mozer gibi lerde şefaet ederler, cenabı allah da şefaetlerini onların allah yanında sahip oldukları keramet nedeni ile kabul eder .36 rebie ve mozer açıklansın
Hazrete sadık eleyhesselam buyurdu : her kimse din kardeşini cenabı allah hatırına ziyaret ederse, cenabı allah buyuruyor beni ziyaret etmiş , onun sevabını da ben vereceğim . yine o hazretten dir ki buyurmuş : kıyamet olunca bendeni cenabı allahın huzuruna çağırırlar onunla kolay hesaplaşma yapar cenabı allah, sonra buyurur bendesine ey bende ben hasta olduğum zaman neden beni ziyaret etmedin, ne bu ziyarete mani oldu , mömün der ki ,ya rebbim sen benim perverdigarım allahım sın ve ben senin benden , sen heyy ve geyyumsun ( yani ölümsüz ve hep kalan ) yorgunluk ve derd sana gelmez , cenabı allah cevabında buyurur : her kimse bir mömünü iyadet ederse aynı beni iyadet etmiş gibidir ve hadisin sonuna kadar . hazrete peygember sellelahoeleyhe ve aleh den dir ki buyurdu : her kimse bir mömünü mesrur eder onu sevindirirse sanki beni mesrur etmiş ve beni sevindirmiş , beni mesrur eden ve sevindirende cenabı allahı mesrur eder ve sevindirir . mömüne yapılan tüm işlemler cenabı allaha yapılmış anlamında olan rivayetler ve haberler yazılabilmekten fazladır . bu yapılan işlemlerden birisi mohebbet ve sevmek tir , her kimse onların şiilerini severse onları sevmiş ve dolayısı ile de cenabı allahı sevmiş , onlara karşı sevginin doğruluğunun işareti , onların dostlarının dostlarını sevmektir , hadiste olduğu gibi : senin dostun , seni ve seni sevenleri sevendir . bu dediklerimden , yazdıklarımdan her halde anlamışsınızdır ki : o efendilerimizin ve o büyüklerimizin hakikatları ve gerçekleri bizim anlama ve düşünme aletlerimizin çok üstünde olmalarından, bize anlaşılır gibi değiller , bu yüzdende onlarla benzerliğimiz veya karşı olmamız ve ya dostluğumuz , duşmanlığımız söz konusu olamaz , tüm dostluklar duşmanlıklar ,itaet etmeler , günah işlemeler , mesiyetler hepsi bizim bulunduğumuz , anladığımız ve derk ettiğimiz mekamlar , derecelerde olur , bu konuya işarettir o hadise şerif ki buyuruyor: leysennasebo men nesebe lena ehlelbeyte le enneke len teced eheden yegul enni ebğezo mohemmeden ve ale mohemmeden ve ennemennasebo men nesebe lekom ve hove ye elemo ennekom tetevellona ve ennekom men şietena لَيسَ النّاصِبُ مَن نَصَبَ لَنا اَهلَ البَيتَ لاَنَّكَ لَن تَجِدَ اَحَداً يَقوُلُ اِنّي ابغِضُ مُحَمَّداً وَ آل مُحَمَّدٍ وَ اِنَّمَا النّاصِبُ مِن نَصَبَ لَكُم وَ هُوَ يَعلَمُ اَنَّكُم تَتَوَلّونا وَ أنَّكُم مِن شيعَتِنا
yani : nasib ve duşman biz ehle beyt ile duşmanlık yapan değil çünkü sen hiç bir zaman bizim ile duşman olduğunu dile getirip ve böyle bir iddia edecek birisini bulamazsın , budur ve bundan başka değildir ki nasib sizin bizimle dost olduğunuzu , bizi sevdiğinizi bizim şiimiz olduğunuzu bildiği halde sizinle duşmanlık yapan kimsedir .
O hazretler bizim gibi unsuri beden ve maddi beden kendilerine almışlar biliyoruz , fakat bizim onlar hakkında dediklerimiz yaptıklarımız ve yapacaklarımız hepsi bizim derecemizde bizim bulunduğumuz makamda oluyor yani şiiler derecesinde ve makamında oluyor bu işlerin hepsi , bizim yaptıklarımız hep onların hakikatlarından saçan ve bizim derecemize yansıyan nurları ile ilgilidir o nuru anlıyor ve görüyoruz , şimdi bu nuru onların bu dünyada bulundukları zaman kendilerinin mübarek maddi ve unsuri bedenlerinde gördüğümüz zaman onların hakiki nuru değil bu görünen nur onların şiilerinde görünür olan nurdur bu nur ,o hazretler görünebilir olmaları için şiilerinin makamına kadar tenezzül etmişler ve aşağı gelmişler ve kendilerini şiilerin derecesine kadar indirmişler , böylece görünür olmuşlar o hazretler, muhakkak olan bu ki biz kendi bulunduğumuz ve olduğumuz makamdan bir adım bile ileri ve yukarı gidemeğiz , onların makamına varamayız ve onların bulunduğu yere yükselemeğiz ve neticedede onları göremeğiz ve onlarla irtibat kuramayız , bu yüzden o hazretler kendilerini aşağı seviyyeye ve şiiler ve bizim bulunduğumuz dereceye indirmişler ve görünür hale gelmişler .nasıl ki cenabı cebrail miraç gecesinde hazrete peygember sellelahoeleyhe ve aleh ile göklere gittiyi zaman kendi makımının nihayetine ve en üstün derecesine vardığında bir adım bile ilerliyemedi ve arz etti :
او دنوت انملته لا حترقت yani: bir parmak kadar ilerlersem yanarım . bizde aynı şekilde kendi makamımızdan ve bulunduğumuz hudud dan ileri gidemeğiz , biz de bulunan , anlama , düşünme , sevme ve tüm hıssi aletlerimiz bizim vucudumuzun ve varlığımızın bir parçası dırlar bizden yukarı gidemezler bizi geçemezler , böylece yukarılara hiç bir şekilde yolumuz yoktur , öyleyse yukarıdakıların aşağı gelmelerinden başka bir çare kalmıyor yukarıdakı nurlar aşağı ve bizim yanımıza gelmeli , cennettede böyledir buyurmuşlar . hazrete peygember sellelahoeleyhe ve alehden rivayettir ki buyurmuş : ya ali her Cuma senin şiilerine seni ziyaret etmelerine izin verilir , onlar sana bakarlar kendi bulundukları evlerinden, Cuma günü aynı bu dünyada bulunanlar gökdeki yıldızlara baktıkları gibi , siz eela elliyyinde siniz, öyle bir derecedeki ondan yukarı derece yoktur . bitti hadise şerif .
Bak nasıl konuyu açıklamışlar o hazret , biz yıldızlara baktığımız zaman acaba yıldızın kendisi o ağır varlığı milyonlar ton olan hakiki varlığı ile mi geliyor bizim gözümüze onu anlamamız ve idrak etmemiz ve görmemiz için ? bu bizim gözümüze varan onun nuru ve yansıtısıdır , bizim hıss ettiğimiz anladığımız , gördüğümüz yıldızın kendisi değil onun nuru ve ondan yansıyan ışıktır . şimdi imamlar eleyhomesselamdan da hıss ettiğimiz, anladığımız, görebildiğimiz , şiiler derecesinde ve ersesinde sahip oldukları makama ve dereceye indiklerindendir , onların bizim makamımıza kadar inen nurlarını biz hıss ediyor , anlıyor ve görüyoruz, bundan yukarısını değil . bizim görevimizde budur , bu nurun sevgisi bizim ibadetimiz , bu nurun duşmanlığı bizim mesiyatimiz ve günah işlememizdir .
Şimdi bu nur nerede ? onların dostlarının ve şiilerinin anlından başka bir yerde yansımamış bu nur . fakat tüm şiilerin anlında eşit miktarda yansımamış bu nur onların büyüklerinde tam bir münasebet sağlayanlarda , zatlarında, sıfatlarında yaptıkları işlerinde , konuştuklarında, kendilerini mevlalarına tam bezetenler tabi ki bu nuru daha fazla yansıtıyorlar , bunlardan bazıları her bakımdan kendilerini onlara benzetmişler , kendilerinden hiç bir varlık hiçbir benlik bırakmamışlar , hep mevlelarını yansıtıyorlar , her şeyde mevlalarının elçisidirler , aynı bu hava gibi , bizim ile günüş arasında maddi bir varlık olduğu halde asumani olmadığı halde öyle bir saflığa erişmiş öyle pislikleri , boyaları kendinden atmış ve arkasını görünür hale getirmiş ki güneşi tüm sıfatları ile tüm varlığı ile yansıtıyor . hiç bir şekilde kendini göstermiyor ,böyle olunca biz güneşe doğru dönmek istediğimiz zaman bu havaya doğru dönüyoruz , şer en ve ürfen güneşe doğru dönmüşüz , güneşten ısı olsun ve ya ışıklık bu hava aracılığı ile bize geliyor , onu görmek güneşi görmek ve ona arka çevirmek güneşe arka çevirmektir ona bakmak güneşe bakmaktır .
Şimdi eğer bir şii kendi mevlaları hakkında bu dereceye varmış ve bu kadar kendini unutur ve mevlasını yansıtıyorsa o şii nin dostluğu iman , duşmanlığıküfr olur , aynı hazrete selman gibi ki onun hakkında buyurdular : selman hobboho iman boğzoho kofr سَلمان حُبُّهُ ايمان بُغضُهُ كُفر yani :selmanın dostluğu iman ve duşmanlığı küfr dür . aynı kendileri hakkında buyurmuşoldukları gibi : hobbena iman ve boğzena kofrحُبَّنا ايمان وَ بُغضَنا كُفر yani: bizim dostluğumuz iman ve duşmanlığımız küfr dür . aslında nur ile onun kaynağında hiç bir fark bundan başka ki bu onun nuru dur ve onun bendesidir ve kaynak onun mevlasıdır, ağasıdır, bu ona bağlıdır , yoktur .aynı dua da da ale mohemmed eleyhomesselam hakkında okuduğumuz gibi kidiyoruz : la ferge beyneke ve beyneha ella ennehom ebadoke ve khelgoke fetegha ve retegha beyedeke bed uha menke ve ovdeha eleyke
لا فَرق بَينَكَ وَ بَينَها اِلاّ اِنَّهُم عِبادُكَ وَ خَلقُكَ فَتقها وَ رَتقها بِيَدِكَ بَدوُها مِنكَ وَ عَودها اِلَيكَyani : senin ile onların arasında bundan başka ki onlar senin benden ve halkındırlar başka bir fark yoktur onların varlıkları ve yoklukları senin ellerindedir onların başlangıcı senden ve sonları da sana doğrudur. yine onların kendi buyuruklarıdır : şietona menna keşşoaeşşemse meneşşemse . شيعَتُنا مِنّا كَشُّعاعِ الشَّمسِ مِنَ الشَّمسِ yani : bizim şiilerimiz bizden aynı güneşin nuru gibi güneştendirler .
Acaba gökteki güneşten ilk günden şimdiye kadar ve dünyanın sonuna kadar onun nurundan başka , onun ışığının yansımasından başka bir şey görmüş ve ya görecek misiniz , tabi ki onun ışığının yansımasından başka bir şey görmemişiniz , görmiyeceksiniz , her ne güneşe karşı yapmak isterseniz bu nura karşı yapmanız gerekiyor , ısınmak isterseniz onun ışığı ve nuru altında oturmalısınız , güneşe karşı dönmek ve onun karşısında durmak isterseniz onun nuru ve ışığına dönmelisiniz , onun karşısında durmalısınız , güneş ismini kullandığınız zaman onun ismini duyduğunuz zaman onun nuru ve ışığını düşüneceksiniz , neden böyledir ? çünkü güneşten onun nuru ve ışığından başka bir şey sana gelmemiş ve bunlardan başka bir şey bilmiyorsun , bundan başkada sendenistenmemiş istenemez : ve la yokellefollaho nefsen ella ma ataha . وَ لا يُكَلِّفُ اللهُ نفسا اِلاّ ما آتاها yani : cenabi allah kimseden ona verdiğinden fazla onun anladığından fazla istmez ve ona teklif etmez .
Evet bu derecelerden aşağıda olan ve ale mohemmed eleyhomesselamın varlık güneşinin nurunu tam olarak ve mükemmel bir şekilde yansıtamıyor olan şiiler çeşitli derecededirler , onların sevgisi mohemmed ve ale mohemmed eleyhomesselamın nurunu yansıttıkları kadar lazım ve vacip ve gereklidir ve onların bu kadar sevgilerini beslemekde dindendir . dinin tümü mohemmed ve ale mohemmed eleyhomesselama teslim olmaktır , onların anlına yansıyan cenabı allahın tohidinin nuru ,1- senin kalbine yansımış olursa ,2- sen o ışıkla ışıklanmış olursan ,3- onları itaet edersen ,4- o nurun sıfatı ile sıfatlanmış olursan ,5- belki kendin onların nuru olabilirsen , 6 - cenabı allahın hebibi ve onun sevgilisi olursan ,7- her hangı bir şahısta onların nurunu ve ışığını görür ve kendin ile o şahıs arasında benzerlik ve birlik görürdüğün zaman , sebebsiz delilsiz elinde olmadan onu seversen ,8 - onların sıfatlarının tersi ilesıfatlanmış ve onların istediklerinin tersini yapan kimseden sebebsiz ve istemeden teneffür eder, onu duşman tutarsan , sen cenabı allahın dininin tümüne mükemmel bir şekilde mütedeyyin olmuş , dindar olmuşsundur . aynı o din ki buyurmuşlar din sevgiden ve duşmanlıktan başka değildir . böyle bir dostluk , sevgi ve duşmanlık her hangı bir kişinin kalbinde yok ise , bu cenabı allahın nuru onun kalbine yansımamış olmanın işaretidir, onun dini yok demektir . bu yüzden bizin meşayihimiz, alimlerimiz ve büyüklerimiz eelellahomegamehom ( mekamları ali olsun yüksek olsun ) şiileri tanımak ve onların sevgisini yürekte beslemeni dinin erkanı ve esasından saymışlar , neden ? çünkü bizim allaha ve resula ve tahir imamlar eleyhomesselama karşı yaptığımız tüm işlerin yeri burasıdır , burada biz varız ,bizim zikrimiz burada vardır, bundan yukarıda biz yokuz olamayız , bizim cenabı allaha , resuluna ve imamlar eleyhomesselama karşı yapabileceğimiz tüm işlemler ve kendimizin inançlarımızı gösterme yeri ve mekanı burasıdır , bizim yapacaklarımız kendimize benzer şeyler üzerinde etkili olur , bize benzer şeyler üzerinde gerçekleşebilir , bizim sevgimiz ,dostluğumuz mohemmed ve ale mohemmed eleyhomesselamın , bizimle aynı yerde aynı derecede aynı ersede olan , şiileri ve dostları üzerinde gerçekleşir ,bizim duşmanlığımız ise o hazretlerin bizim ile aynı olan , bize benzer bizim derecemizde olan duşmanları ile muhakkak olur ve yapılır ve gerçekleşir . bu tür dostluk ve duşmanlık , kendimizle aynı olan kişiler haricinde neye ve nasıl yapılabilir acaba ? kendimizle aynı seviyyede olanlardan başka, kendimizle aynı derecede olan varlıklardan başka hiç bir şeye yapılamaz bu tür işler ve sevgiler duşmanlıklar .cenabı allahın da bizden istediği din onun dostları ile dost olma ve duşmanları ile duşman olmaktan başka bir şey değildir , bu sevgi ve nifret , dostluk ve duşmanlık , dostları ve duşmanları tanımak , dinin tümüdür ve onun kemalıdır .
Velakin sorduğunuz soru ki acaba bu sevgiyi nasıl elde edebiliriz ? yazdığım konulardan anlamış olmalısınız ki sevgi imandır , buda cenabıallah tarafından gelmeli , halkın gücü onu elde etmeye yetmez , hazrete ibrahim halil ela nebiyyena ve alehi ve eleyhesselam buyuruyor :le en lem yehdeni rebbi le ekunene menel gomezzalemin لاِن لَم يَهدِني رَبّي لاَكونَّنَ مِن القوَمِ الّضالينَ yani : eğer cenabı allah beni hidayet etmez ise iydi , ben yolu şaşanlardan olurdum . cenabı allah buyuruyor :hovellezi enzelessekinete fi golubol momenine ve eyyedehom beruhen menho هِوَ الَّذي اَنزَلَ السَكينَةَ في قُلوُبِ الموُمِنينَ وَ اَيَّدَهُم بِروُحٍ مِنهُ yani : odur ki sekineni mömünlerin kalbine nazıl buyurmuş ve onları kendinden bir ruh ile kabul edenlerden kılmış . hadisde de sekineni , sakinliği ve ruhu, iman anlamında anlatmış ve tefsir etmişler . velakin cenabı allah geniş rehmetinden dolayı tüm vücüd ve varlık alemlerini hazrete peygember selellaho eleyhe ve alehin vücüd ve varlık nuru olan ruhul iman ile doldurmuş ve kendi tohidinin ayetlerini her yere vardırmış ve göndermiştir . recebiyye duasında okuduğumuz gibi ki okuyoruz : behem meleete semaeke ve erzeke hetta zehere en la elahe ella ente 41
بِهِم مَلاتَ سَماءكَ وَ اَرضكَ حَتّي ظَهَرَ اَن لا اِلهَ اِلاّ اَنتyani : onlar ile( mohemmed ve ale mohemmed eleyhomesselam ile ) yerini ve köklerini doldurdun, böylece senden beşka bir yaratan ve allahın olmadığı zahir oldu ve belirlendi . bu bizim yeteneklerimiz dahilinde olmadığından cenabı allah kendisi bunu üstlenmiş ve onu bize zahir etmiş , belirlemiş ve göndermiştir , bizim yeteneğimiz dahilinde olan ve bizden istenilmiş olan onu kabul etmektir , bize öyle bir fitret ( tabiet ve insanın ana karnında yaratılmış olan sıfatı ve özelliği ) inayet buyurmuş , merhemet etmiş ve vermiştir ki , eğer onu değiştirmez ve çevirmez isek , onu ( cenabı allahın tohidini veyukarıda sözü geçen konuları ) kabul ederiz , nasıl ki buyurmuştur : fetretellahelleti feterennase eleyha la tebdile lekholgellahe فِطرَةَ اللهِ الَّتي فطرَ النّاسَ عَلَيها لا تَبديلَ لِخَلقِ اللهِ yani cenabı allahın halkda yaratmış olduğu fitreti değiştirmeyiniz . fakat her hangı bir kimse onu değiştirir ise , ruhul imandan gelen konuları kabul etmez , sevgi kazanamaz . öyle ise sevgi kazanabilmek için , eğer fitretin esasında her hangı bir değişiklik olmuş ise onu giderelim , ortadan kaldıralım ve cenabı allahın tohid gösteren lambaları ve ışıkları ve onun davetinin lisanı ve dilleri olan , mohemmed ve ale mohammed eleyhomesselama yönenelim ki bizim kalbimiz cenabı allahın nuru ile ışıklansın ve onların sevgilerinin nuru bizim karanlık olan yüreklerimizi nur ile doldursun ve ışıklandırsın , resulların gönderilmesi , kitapların nazıl olup kökten gelmesi hep bu iki konu için yapılmış ki bizi fitreti değiştiren faktörlerden uzaklaştırsın , böylece biz o faktörlerden uzaklaşalım , cenabı allaha taraf yönlenelim , budur dinin en sağlam tutanağı ve onun erkanı ve esası olan dostluk ve duşmanlığın anlamı , hadiste hazrete sadık eleyhesselamdan rivayettir ki cenabı allahın resulu sellelahoeleyhe ve aleh eshabına buyurdu : imanın hangı tutanağı en sağlam olanıdır , arz ettiler cenabı allah ve onun resulu iyi bilirler , sonra bazıları namaz , bazıları zekat dediler , bazıları oruç bazıları haç ve ömre , bazılarıda cahad dediler , sonra cenabı allahın resulu sellelahoeleyhe ve aleh buyurdu , tüm bu saydıklarınızın feziletleri vardır ve o değildir, velakin imanın en sağlam tutanğı , cenabı allah yolunda sevmek ve onun yolunda duşmanlık yapmaktır canabı allahın dostlarını dost tutmak , duşmanlarından uzak durmak, teberri etmektir .bitti hadise şerif . demek ki tüm çabalarımız bu iki konuyu elde etmek için olmalı ,bildiğimiz gibi her şeyi elde etmek için gerekli işleri yapmak ve ona varmak için önümüze çıkan her türlü engeli ve önleyici olan her şeyi aşmak gerikiyor , böyle mümkün olur istediyimiz şeyi elde etmek . şimdi bu konuda şartlar mevcuttur yani peygemberlerin daveti var, bu daveti kabul edecek fitrette içimizde vardır bunların ikisinide cenabı allah kendi ibtidai nimetleri ile eta buyurmuş ve vermiştir bizlere , yalnız yukarı makamlara arka çevirdiyimiz,alçaklıkları uyguladığımızdan fitretlerimizde baş veren eyrilikler ,değişiklikler bu maksada varmamızı engelliyor . bunun giderilmesine çalışmalıyız ve kendimizi aşağı seviyye sıfatlar olan cemadiyyet , nebatiyyet ve hayvaniyyetten kurtarmalıyız . şeriyetlerin , dini görevlerin çoğunluğu bunun içindir bunlardan kurtulmamız içindir , en büyük mani ve önleyici de dünyanı sevmektir, su ve topraktan yaratıldığımız için o cinsten olan buaşşağılıklara alışmışız , bu kirliliklerden kendimizi arıtmalıyız ve cenabı allahın davetini ki buyurmuş: estecibullahe ve lerresule eza deakom lema yohyikom استَجيبوُا اللهِ وَ لِلرَّسوُلِ اِذا دَعاكُم لِما يُحييكُم yani: cenabı allah ve resul size hayat verecek olan bir şeye davet ettikleri zaman onları icabet ediniz kabul ediniz . kabul etmeliyiz ve tüm dünya ve mafiha ve onda bulunanları unutmalı ve cenabı allaha doğru bakmalıyız ki yüreklerimiz cenabı allahın oliyalarını sevmek ve ruhul iman ile yeniden hayatlansın ve yaşasın ve o hazretlerin vucutları ve varlıklarının fazlalığı ve artan kısmı ile ebedi hayat ve hep kalma, bizlere nasib olsun inşaallah . işitildi hazrete ebi ebdollah eleyhesselamdan ki buyuruyordu : mömün dünyanı terk ettiği zaman yukarı gider ( makamı yükselir ) ve cenabı allahın dostluğunun ne kadar tatlı olduğunu fark eder , dünya ehlinin yanında ise, aklını yitirmiş , üşütmüş gibi olur, hal bu ki dünya ehlinin anlamadığı cenabı allahın sevgisi , dostluğu onlara gelmiştir . bitti hadise şerif . canabı allaha bakmak ,muhebbetin , sevginin , kemala erişmiş olan dostlarına , sevenlerine bakmak demektir. Her kimse kendisinde bulunmayan kemala, iyiliğe erişmek isterse , istediği kemal ve iyiliğin bulunduğu şahıslara gitmesi ve onlardan alması ve öğrenmesi şarttır , üşüyen , soğok olan , karanlık olan her hangı bir kimse , bu sıfatların kaynagı olan sıcaklık ve nurun , ışıklığın kemalı onda bulunan , gazlambasına gitmesi gerekiyor bu lamba onu ısıtır ve ışıklandırır , sevgisi az olan kimse sevgi kaynakları , sevgileri , muhabbetleri çok olanlarla oturup kalkarsa onlar ile gidip gelirse tabi ki sevgi sahibi olur , bunun için seyr ve suluk ilminde alimlerin büyüklerin toplantılarına gitmeyi , kardeşler , dostlar ile git gel yapmağı bu kadar çok tavsiye etmişler . bu iş onların sevgilerinin artmasına neden olur , bu toplantılarda böyle yerlerde cenabı allahın nimetleri söylenir sayılır , ale mohammed eleyhomesselamın feziletleri , onların iyilikleri , sıfatları söylenir tikrar edilir birbirlerine anlatılır , böylece cenabı allahın ve resulun sevgisi yüreklere aktarılır , bu sevgi ve dostluk artar . hazrete peygember selellahoeleyhe ve alehden rivayettir buyurdu : cenabı allah davud peygembere buyurdu : beni sev , benim sevgimi halkımın kalbine aktar , davud arz etti evet ya rebbim ben seni seviyorum fakat senin sevgini halkın kalbine ve yüreğine nasıl aktarayım , buyurdu cenabı allah ya davud benim verdiğim nimetleri onların yanında söyle onlara hatırlat . ne zaman nimetlerimi onlara söyler hatırlatırsa beni sevecekler .
Ve dünyaya arka çevirmenin, onu hafif sayacak yöntemlerden,onun nimetlerinin fenasında , çabuk elden gitmesinde düşünmektir , geçmişlerden ve gitmişlerden ibret almaktır . ölümü düşünmek onu hatırlamak en iyi yöntemlerden ve moize dir . bu işler insanın bu dünyadan ve ondakı bezeklerden kopmasını sağlayan , ondakı pisliklerden kurtulmağa ve cenabı allaha dönmeye neden olan işlerdir . cenabı allahın nurunun sevgisi kalbine girer , onun oliyası ve onun sevgisinde mükemmel olan insanlarla irtibat kurar, gider gelir onlarla , onların sevgilerinin fazlalığı sayesinde bununda sevgisi git gide çoğalır , eğer bu anlattığımız özellikte olan insanlara kendileri varamıyacak olursa da onları düşünür , onların hatırası ile ilgilenir onların iyiliklerini , yaptıkları işleri , seyr ve suluklarını düşünerek git gide ilerler , tahir imamlar eleyhomesselamın ,dinimizin büyüklerinin , hallerini, onların tarihini okuyarak gün geşdikçe onlara karşı isteği çoğalır ve nihayette bir ateşin bir damlası bir pamuk deposunda nasıl bir yangın çıkarır , tün pamukları alevlerle yakar ise , o hazretlerin zikri , onların halleri ve yaptıkları işler hakkında düşünmek , onların dostları onları sevenler ile gidip gelmeler devam ederse , insanınkalbini ve yüreğini onların sevgisinin nuru ile alevlendirir ve ışıklandırır ve onları sevenlerden olur, onların dostu olur tabi ki inşaallah .enşaellaho ce elennalaho ve iyyakom minel motemessekine beheble velayetehem amin ya rebbel alemine اِنشاءَ اللهُ جَعَلنا اللهُ وَ اِيّاكُم مِنَ المُتَمَسِّكينَ بِحَبلِ وِلايَتِهِم آمين رَبِّ العالَمينَ yani: cenabı allah bizi ve sizi onların iplerine bağlananlardan etsin amin rebbel alemin .
[p 4] Üçüncü soru : insan ale mohemmed eleyhomesselamın alimini tanıyabilmek için nasıl yetenek kazanmalı ( kendi kadarı ile o büyükleri tanıyabilmesi için varması gereken yeteneğin derecesi ve makamı nedir ) nasıl elde etmeli .
Cevap : bizim ile ale mohemmed elehomesselamın arasında aracı olan alimlerinin hepsi aynı derecede ve makamda değiller , onların en düşük seviyyede olanları bizden bir konu fazla bilenidir , en yüksek derecede olanları ise kendilerinden hiçbir varlık bırakmayan ve kendilerinin tüm varlıkları ile imam elehesselamın mübarek nurunu yansıtanlar ve onların babı ve kapısı olanlar , dolayısı ile cenabı allahın babı ve kapısı olanlardırlar . aynı hazreti selman gibi olanlarki onların hakkında buyurdular : selman babollahe fil erz .سَلمان بابُ اللهِ في الاَرض yani : selman cenabı allahın yer yüzünde kapısıdır . bu alimler ve aracılar, aynı yer yüzündeki köyler gibidirler ki cenabı allah bizlerinbu köylerde seyr etmemizi ve onlarda araştırma yapmamızı istemiş ve emr etmiştir . bu ayaette buyurduğu gibi :ve ce elenellaho ve beynel gorelleti barekna fiha goren zahireten ve gedderna fihesseyre siru fiha leyaliye ve eyyamen amenine .
وَجَعَلَنا بَينَهُم وَ بَينَ القُرَي الَّتي بارَكنا فيها قُريً ظاهِرَةً وَ قَدَّرنا فِيهاَ السّير سيروا فِيها لَيالِيَ وَ اَيّاماً آمِنينَ
Yani : onlar ile bereket koyduğumuz köyler arasında ,zahiri köyler koyduk , ve onlarda seyr etmeni kararlaştırdık . seyr ediniz onlarda geceler ve gündüzler bir halde ki korunuyorsunuz . hadisde bu zahiri köyleri ,kendilerinden olan fegihler ve alimler anlamına geldiğini buyurmuşlar . bu köylerde seyr edebilmek için onları tanımak gerekir , tanımak için ise , tanımağa gereken kabiliyyete ermek lazım , bu kabiliyyeti kazanabilmek için , gereken faktörlerin ilki , insanda aklın bulunmasıdır ki ilk başta yalancı ile doğru konuşanları taşhis edebilsin ve iyi ile kötüyü tanıyabilsin . insanlarda akıl olmaz ise bu kabiliyyet onlarda bulunmaz , bulunmayınca da teklif edilmezler , mükellef olmazlar , bunun içindir ki şeriyette teklifin vacib olmasının şartını , aklın bulunmasını buyurmuşlar , aklı olmayan bir çocuk ve delilere teklif olunmaz ve teklif onlardan kaldırılmıştır . aklın en aşağı derecesine sahip olan , iyi kötüyü seçebilen, yalanla doğruyu tanıyabilen her hangı bir şahıs teklif edilme kabiliyyetine ermiştir , böyle biriside yol göstericilerini tanıyabilir , sonralar bulduğu bu yol gösterenleri dinler ve onlar vasıtası ile buna gelen ale mohemmed eleyhomesselamın buyuruklarını ve emirlerini uygular ise ilerler ve aklı çoğalır ,bu yolda ilerler ve git gide daha büyük görevler alabilme kabiliyyetini bulur ve cenabı allah daha büyük yol göstericileri ona tanıtır yani daha yüksek makamda olan hocalar ona gönderir ve ona tanıtır , kendi hükümlerini , emirlerini ona yetirir . bu teklifleri ve görevleri bendelere iletmek işini cenabı allah kendisi üstlenmiştir , çünkü bendelerin bu işi yapamıyacaklarını cenabı allah biliyordu . hazrete bagir eleyhesselamdan rivayettir ki : halkın bilmesi cenabı allahın onlara bildirmesinden önce gerekmiyor , cenabı allah öğretir öğretmez halkın öğrenmesi gerekiyor . yine hazrete ebi ebdollah eleyhesselamdan sordular : acaba halkda tanımak cihazı varmıdır ? buyurdu yok . sordular : acaba tanımağa teklif edilmişlermi ? buyurdu yok . cenabı allahın beyan etmesi gerekir . cenabı allah hiç kimseye bildiğinden fazla yapabileceğinden daha çok teklif etmez . hiç kimseye ona öğrettiğinden fazla sormaz , ona her hangı bir vesile ile yetiştirdiğinden fazla teklif etmez . şimdi tekliflerden biriside ale mohemmed eleyhomesselamın alimlerini ve onlar ile bizim aramızda olan vasıtalar ve aracıları tanımaktır . bunları cenabı allahın tanıtması gerekiyor . onları tanımak içinde işaretler koymuştur . sonrakı soruların cevabını verirken bu işaretleri de açıklarız inşaallah .
[p 5] Dördüncü soru : yeteneğin işaretleri nedir ?
Cevap : geçenki sorunun cevabında dedik ki : kabiliyyete ermek için aklın var olması gereklidir . aklın var olması teklifin şartlarındandır , akıl olmaz ise teklifde olmaz . akıl çoğaldıkça teklif ve görevlerde çoğalır ve yükselir . bir derece yukarı mertebeye yükselme kabiliyyetine erme işareti , daha evvel öğrendiklerini uygulamaktır . aynı o ilk okulda okuyan çocuk gibi . yani bir öğrenci birinci sınıf derslerini o sınıfın hocası ile birlikte başarı ile okuyup bitirir ise , ikinci sınıfa geçme ve o sınıfın hocası ile o sınıfın derslerini okuma ve ikinci sınıf öğrencisi olma kabiliyyetini elde etmiş demektir . şimdi şeriyetin hükümlerinin sınıfları da farklıdırlar . akıllılar , hekimler ( bilenler ) ile dokuz yaşındakı kız ve on dört yaşındakı oğlan çocuklarının görevleri aynı değil, bir birleri ile farklıdırlar , evet yukarıda olanlar aşağıda olanların görevlerine mükellefdirler . ama aşağıda olanlar yukarıdakıların görevlerine mükellef değiller .mesela altıncı sınıf öğrencisi aşagı sınıf derslerinin hepsini bilmesi gerekiyor , yazması , okuması , çarpı , eksi , artı , bölü bilmesi şart tır . ama aşağıdakı sınıfta olanların altıncı sınıf öğrencilerinin bilmesi gereken şeyleri ve dersleri bilmeleri şatdeğildir . şimdi cenabı allaha doğru gitme ve seyr etmeninde sınıfları ve dereceleri vardır , yada ale mohemmed eleyhomesselamın kullandıkları dilde köyleri vardır . bu köylerde ( sınıflarda ) seyr etmeleri gerekiyor . bu köylerin (sınıfların ) her tek tekinin hocaları ve yol gösterenleri vardır . her sınıfın ve köyün hocasını tanımak ve onun derslerini öğrenmek ve dediklerini uyğulamak o köyün ve o sınıfın öğrencilerine yeterde artarda , yukarı sınıf hocalarını , öğretmenlerini tanımak aşağı sınıf öğrencilerine şart değildir . bu zahiri geriyeler , köyler ( sınıflar ) büyük molam , ağam , hocam irşadil evam kitabında açıklamış oldukları gibi ,birinci zahiri şeriyet köyü , ikinci zahiri teriget , üçüncü zahiri hegiget( hakikat , gerçek ) , dördüncü küçük nüceba ( necibler ) beşinci küçük nügeba ( negibler )altıncı büyük necibler ,yedinci büyük negibler ve sekizinci erkandır lar . mübarek geriyeler , köyler ise mübarek vilayet geriyesi( köyü ve sınıfı ) ve mübarek nübüvvet( peygemberlik ) geriyesidir . saydığımız bu on tane sınıf kadar bizim ile cenabı allah arasında açıklık ve yol ve fark vardır . bu geriyeler ,köyler ve sınıfların her birisine girebilmek için gereken kabiliyyetleri o kitapta buyurmuşlar . bende onların aynısını burada yazıyorum . buyurmuşlar : insan birinci geriyeni sınıfı bitirmez ise ikinci geriye ve sınıfa geçme imkanını bulamaz ikinci sınıfa geçemez . birinci sınıfı , zahiri şeriyet sınıfını bitirmek için onu okuyup anlamak lazım , okuduklarını ve bildiklerini hulus va saflık ile uygulamak şartdır . insan fegihler topluluğuna dahil olunca , abidler ve zahitler dahiline girdikten sonra, ikinci sınıfa girme , teriget ehli olma başarısını elde etmiş olur , yoksa olmaz . bu sınıfa giren kişinin işaretlerinden, huyların ve nefsin temizlenmesi , ruhani adamların , din adamlarının sıfatları ile sıfatlanmasıdır . bu geriye ve sınıfa girdikten ve tüm sıfatları bu sınıftakıların sıfatlarına benzedikten sonra ,üçüncü sınıf ve geriyeye yani hakikat ve gerçekler sınıfına ve köyüne girmek mümkün olur . bu sınıfa girmenin işaretlerinden , eşyalarn hakikatını ve gerçeğini bilmek ve anlamaktır , bu sınıfa girenler artık cenabı allahın hebibi olurlar , ilmin nurunu alma kabiliyyetini kazanmışolurlar . neden ? çünkü : el elmo nuron yegzefohollahe fi gelbe men yohebbo . اَلعِلمُ نوُرٌيَقذِفُه اللهِ في قَلب مَن يُحِبُّ yani : ilim bir nurdur cenabı allah yansıtır onu sevdiği şahısların kalbine .bu üçlü köyleri geriyeleri ve sınıfları geştikten sonra küçük necibler halinden anlama yeteneğini bulur onun sınıfında olma kabiliyyetine sahip olur , deliller burhanlar onu bu tarafa doğru iterler , heyhat , neredeler bunlar , çok azdırlar bu şahıslar , yüzbin şahıstan bir şahıs bu mekama bu sınıfa giremez . büyük hocamın buyurukları burada bitti . sorularınızdan belli oluyor ki bu emirleri uygulamak için sormuşsunuz inşaallah , bunların açıklamasını mümkün olduğu kadar size yazıyorum , bilgili olunuz inşaallah .
Birinci sınıf şeriyet sınıfıdır ,ki bu sınıfda tüm hükümleri , namaz,oruç ve bu gibi işleri , yani şeriyetin zahirini bilmeniz gerekiyor , bu konuda bizim alimlerimiz (elellahomegamehom) çeşitli kitaplar yazmışlar . bunlardan bazıları farsça bazıları arapçadır . bunların en dolu olanlarından birisi came ( her şeyi içeren) benim ceddim , dedem kirmanlı hac mohemmed kerim han efendilerinin ( elellahemegameh ) yazdıkları dır . bu kitap aşağı yukarı bu günlerde gerekli olan tüm mevzuları içermekte ve fıghın tüm konuları onda bulunmaktadır . bu kitap arapça yazılmış benim merhum molam ağam kendi babam onu farsçaya çevirmişlerdi , fakat ne yazık ki kayb oldu bu farsçaya çevrilmiş olan , cenabı allahtan temenni ederim ki bana imkan versin bu kitabı farsçaya çevirebileyim inşaallah .( bu kitap yazarın oğlu benim mevlam , ağam , büyüyüm , hazrete zeynolabedin han efendileri tarafından farsçaya çevrilmiş ve şimdi mevcuttur elhemdolellah ) mütercüm .